Recent Posts

31 Ekim 2009 Cumartesi

Duvarlar

Uzun süredir duvarları fotoğraflıyorum. Gariptir,hoşuma gidiyor. Yurdumuzun ayrı yerlerinden bizlere farklı düşünceler ,farklı hisler verecek bu fotoğrafları paylaşmak istiyorum. Seyirlerinize...







-------------------------------------------------------------------------------------
© Fotoğraflar dalgaizlerine aittir.Fikir ve sanat eserleri kanununa göre izinsiz kullanılamaz.TwitterTwitter'da paylaş

27 Ekim 2009 Salı

Saplantılı ruh halleri

Son zamanlarda arada sırada uğradığım "iamneurotic.com" adlı siteyle ilgili yazayım dedim bugün. Yazılanlar ,işlenenler öyle eğlenceli öyle enteresan...Bilmeyenlerin de görmesini istedim. İngilizce "neurotic" terimi çoğumuzun zihninde sinirsel bir hasar içeren tıbbi sorun anlamını getirse de sitede üyelerin ilginç saplantılarına yer veriliyor. Hani şu çizgilere basmadan yürümeye çalışanlarımız gibi insanlar obsesif aynı zamanda acayip davranışlarını bu sitede yazıyor ve yorumluyorlar.

www.iamneurotic.com

Bu gibi şeyleri hayatımızda yadsınamaz bir yeri var aslında.Örneğin ben,sevinçlerimi uzattığım zamanlar bunun ardından istemeyeceğim bir durumu getireceğini düşünürüm.
Yolda çizgilere basmadan yürüyenler, maç seyri sırasında devamlı oturduğu yeri değiştirenler, simetri ile sorunu olanlar...
Siteden, en popüler ve sevilenlerinden bazı yazıları paylaşmayı denersem devamlı izleniyormuş hissiyle hayatlarını birer şova çevirenleri başa almalıyım galiba.
Dahasını mı istiyorsunuz? Örneğin ben bu yazıda şu ana değin hiç "k" harfini kullanmadım. :) Çok zor oldu özellikle "çok" yazamamak ama daha fazla dayanamayacağım. "k" lerimle devam ediyorum.:)


Bu fotoğrafa çok güldüm bir de. Gönderen kişi, iyi bir kitap okuyorken eğer kitabın anakarakterinin başına kötü bir şey gelme ihtimali varsa o kitabı kapatıp bir daha da okumuyorum diyor. Geride kalan yarım mutsuz kitapları siz düşünün artık.:)

Tavsiye ederim site çok eğlenceli.Öte yandan ben bunlardan ileriyim bu takıntı, saplantı durumlarında diyorsanız sitede yazılanlar hayatınızı olumsuz da etkileyebilir benden söylemesi...

-------------------------------------------------------------------------------------
© Fotoğraf kaynağı : www.iamneurotic.comTwitterTwitter'da paylaş

24 Ekim 2009 Cumartesi

Amerikan Rüyası Bitiyor mu ?

Olay geçenlerde ABD'nin Teksas eyaletinin meşhur şehri Dallas'ta gerçekleşmiş. Polis memuru, Ernestina Mondragon isimli latin amerika kökenli bir bayanı kuraldışı bir U dönüşü yapmak suçundan durduruyor.Ancak polis , kenara çektiği bayana bu kural dışı hareketinden dolayı değil de "ingilizce konuşamadığı" için ceza kesiyor. Eline tutuşturduğu ceza kağıdında da aynen böyle yazıyor. Ceza nedeni : "ingilizce konuşmayan sürücü" :)
Olay çok enteresan geldi bana . Hani nerede özgürlükler ülkesi Amerika, hani daha geçen latin gecesinde ispanyolca şarkı eşliğinde dans eden Obama dedirtti. Şimdi Amerika Los Angeles ve New York'tan ibaret değildir diyenler de olacaktır. Bu gibi yerlerde İngiliz aksanıyla yani yine ingilizce konuşanlarla dalga geçen Amerikalılar olduğunu da biliyoruz.
Olay her ne kadar gülünç geliyor olsa da bir o kadar da düşündürücü.Yani trajikomik. Yapılan röportajda sürücü bayan " memurun ingilizce biliyor musun sorusuna. sadece biraz, anlıyabiliyorum." dediğini belirtiyor ve "o an çok kötü , aşağılanmış" hissettiğini söylüyor.
Şunu da belirtmek gerek ki olayın geçtiği bölgenin yarısına yakını latin amerikalılardan oluşuyor ve yine onların da yarıya yakını ispanyolca konuşuyor ve ingilizceleri de pek iyi değil.
Ülkemizde ne zaman özgürlükler sorunu manşet olsa ilk olarak Magna Carta'yı örnek veririm ve vermeye de devam edeceğim. Adamlar ta 1215 yılında krala bak kralım biz de vergi veriyoruz senin adına savaşa gidiyoruz iki kelime söz söylemeye hakkımız olsun demişler ve almışlar. Bir de her zaman özgür olduğundan bahsedilen o bir arada yaşamayı bilmiş birleşmiş millet olmuş "hoşgörülü" Amerika'yı katardım örneklerime. Demek biz o kadar da kötü durumda değilmişiz.
Olsun, yine de kötü örnek örnek değildir!
Haber kaynağı ablamıza "gracias" polise de "thanks man" demeyi bir borç bilirim...

-------------------------------------------------------------------------------------
© Haber kaynak , foto : www.myfoxhouston.com
Konu dışı ilk fotoğraf : www.how-to-learn-languages.netTwitterTwitter'da paylaş

17 Ekim 2009 Cumartesi

Yazar Odaları

Guardian gazetesinde 2007'den bugüne dek yayımlanan ilgi çekici bir bölüm var. Bölümün konusu yazarların odası. Dünyaca ünlü yazarların o çok bilinen eserlerini yazdıkları odalarını,masalarını bizlere sunuyor. Böylelikle geçmiş ve günümüz yazarlarının karakterlerinden tutun da eserlerini hangi ruh haliyle kaleme almış olabileceklerini öğrenmiş oluyoruz. Bunlardan dikkatimi çekenleri sizlerle paylaşmak isterim.
Jane Austen
En göze çarpanlardan biri Jane Austen'a ait. Yazarın Pride and Prejudice ve Emma gibi eserlerini üzerinde kaleme aldığı küçük üç ayaklı masası o anlattığı zerafet hikayelerinin kaynağına etki edebilir hissi veriyor. Kalabalık bir aileden gelen ve kendine ait bir odasının olmamasının sıkıntısını çeken Austen'in misafirler geldiğinde yazdıklarını apar topar kaldırıp bavullara sıkıştırdığını dahi biliyoruz. Guardian gazetesi bu oniki kenarlı zarif masa için dehanın tevazusunu yansıtıyor tanımını yapmış.

Charlotte Bronte
İşte yetenekli bir o kadar da problemli Bronte kız kardeşlerin odası. Charlotte, Emily ve Anne Bronte eserlerini bu odada yazıp üzerine uzun uzun konuşurlarmış. Jane Eyre ve Uğultulu Tepelerin bu melankoli dolu odada nasıl bir hayal gücüyle yazıldığını anlamaya çalışıyorum. Bu arada Emily'nin bu odada öldüğü de söyleniyor.

Virginia Woolf
Woolf'un eşi Leonard Woolf'a 18 Mart 1941 tarihinde aşağıdaki intihar mektubunu bıraktığı oda.
"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum.Bu sefer o korkunç anlardan kurtulamayacağım .Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım.Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin.Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı.Hayatını mahvettiğimin farkındayım,ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum.Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun.Artık benim için her şey bitti.Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."

Rudyard Kipling
Kipling'in odasını beğendim...

George Bernard Shaw
Shaw'un odasını biraz garipsedim. Fikir adamının o bütün eserleri bütün düşünceleri bu odada hayat bulmuş demek.

-------------------------------------------------------------------------------------
© Fotoğraflar kaynak : http://www.guardian.co.uk/booksTwitterTwitter'da paylaş

12 Ekim 2009 Pazartesi

Geçmiş Umrumda Değil Dedirten Edith Piaf Şarkısı


Bir zamanlar Fransasının en sevilen en büyük sesi Edith Piaf dinliyorum. Son zamanlarda aslında olmayan Fransızcamla ağza yapışan o dizeleri tekrarlıyorum farkında olmadan. Farkına vardığım zamanlar ise bağıra bağıra söyleyesim geliyor...

video
Şarkının adı Non, je ne regrette rien (Hayır,hiçbir şeyden pişman değilim). Edith Piaf'ın harika sesinden defalarca dinlemek istediğim bu şarkının bu sayfalarla çok ortak yanı var aslında. Dalgaların kıyıları şekillendirmesi gibi insanın yaşadıklarının da insanı iyi-kötü şekillendirdiği metaforuyla bu ismi vermiştim bu sayfalara...Edith Piaf da hayal kırıklıkları ile dolu hayatını haykırıyor bu şarkıda...

Besteci Charles Dumont ve söz yazarı Michel Vaucaire şarkıyı dinletmek için Edith Piaf'a gelirler. Gönülsüzce kabul eden Piaf şarkıyı duyduktan sonra "hayranlık verici, bu benim , bu benim hayatım , beni anlatıyor" sözleriyle kabul eder. Şarkı aslında herkesi anlatır onun için de şarkıcıyı kendisi yapan şarkılardan kabul edilir.

Sözlerin Fransızca Orijinali :
Non! Rien de rien ...
Non! Je ne regrette rien
Ni le bien qu'on m'a fait
Ni le mal tout ça m'est bien égal!

Non! Rien de rien ...
Non! Je ne regrette rien
C'est payé, balayé, oublié
Je me fous du passé!

Avec mes souvenirs
J'ai allumé le feu
Mes chagrins, mes plaisirs
Je n'ai plus besoin d'eux!

Balayés les amours
Avec leurs trémolos
Balayés pour toujours
Je repars à zéro ...

Non! Rien de rien ...
Non! Je ne regrette rien
Ni le bien, qu'on m'a fait
Ni le mal, tout ça m'est bien égal!

Non! Rien de rien ...
Non! Je ne regrette rien
Car ma vie, car mes joies
Aujourd'hui, ça commence avec toi!

Türkçe çevirisi:
Hayır, hiçbir şeyden,
Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.
Benim için yapılan iyilikten de
Kötülükten de , benim için ikisi de aynı.

Hayır, hiçbir şeyden,
Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.
Ödendi, süpürüldü, unutuldu.
Geçmiş umrumda değil !

Hatıralarımla ateşi yaktım.
Kederlerime,zevklerime artık ihtiyacım yok
Aşklarımı süpürün ve tüm heyecanlarını
Sonsuza dek süpürün,sıfırdan başlıyorum.

Hayır, hiçbir şeyden,
Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.
Benim için yapılan iyilikten de
Kötülükten de , benim için ikisi de aynı.

Hayır, hiçbir şeyden,
Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.
Çünkü yaşamım, çünkü zevklerim.
Seninle bugün başlıyor.

Bir şeyi ne kadar çok kaybedersen o kadar çok istersin.:) Bir şarkı bile bazen insanın hayata karşı duruşunu etkileyebiliyorsa, onu güçlü kılabiliyorsa buyrun o halde !

-------------------------------------------------------------------------------------
© Fotoğraf wikipedia.org sitesinden alınmıştır.
Kaynağı www.britannica.com/EBchecked/topic-art/459089/37163/Edith-Piaf-1948TwitterTwitter'da paylaş

7 Ekim 2009 Çarşamba

Ensemble,C'est Tout - Bir Aradayız Hepsi Bu


Filmin Orijinal Adı : Ensemble,C'est Tout
Türkçesi : Bir Aradayız Hepsi Bu
Türü : Romantik , Dram
Yönetmen : Claude Berri
Oyuncular : Audrey Tautou, Guillaume Canet , Laurent Stocker

Bir Audrey Tautou gülüşü her sorunu çözer diye oturdum başına ve izlemeye koyuldum tekrar.Umutsuzluğu, her istediğimizi her zaman elde edemeyeceğizi bir tarafa bıraktım! Eğer hayata biraz bardağın dolu tarafından bakmak istiyorsanız içinizi en azından biraz olsun iyimserlikle doldurabilecek bir film.



Filmin konusu genel olarak şu : Genç bir temizlikçi kadın olan Camille'in yolu birgün komşu olduğu Philibert ile kesişir. Beraber evde piknik yaparlar Philibert değerli porselenlerini getirir ancak Camille'in evinde oturabilecekleri mobilyaları dahi yoktur. Bize değişik karakterlerin sunulduğu bu filmde daha sonra Camille Philibert ile aynı evi paylaşan Franckla da tanışır. Böylelikle zıt karakterler yalnızlıklarını paylaşarak kendilerini gerçekleştirme yolunu seçerler.

Birbirlerini tanımaya,bir arada yaşamayı öğrenmeye ve birbirlerini sevmeye çalışırlar.


Fransız filmlerinin romantik filmine dram öğeleri katıp bize sunması alışkanlığı bu filmde de kendini yoğun bir şekilde hissettiriyor. Sunulan değişik karakterlerin beraber olup renksiz hayatlarını renklendirmesi gayet ilginç bir konu oluşturmuş. İnsanın içindeki duyguların hayata nasıl yön vereceğini kanıtlıyor adeta. Film sonunda havaya girip haydi şimdi yeni arkadaşlarla tanışıp hayatı değiştirmenin zamanı diye havaya girmiyor değil insan.:)

İşin sevindiğim tarafı Türkçe'ye çevirisi çok iyi yapılmış . Filmin orijinal ismi İngilizceye "Hunting And Gathering" olarak çevrilmiş mesela ki çok garipsedim. Sinemada izleyecek ya da DVD'sini alacak insan ekonomik bir bilgilendirme olarak dahi düşünebilir.

Ben çok beğendim.Benzer tür filmlerden hoşlananlara öneririm. Eser Anna Gavalda'ya ait. Kitabı filminden daha güzel diyorlar. Kısa zamanda okumak istiyorum.

-------------------------------------------------------------------------------------TwitterTwitter'da paylaş

4 Ekim 2009 Pazar

House MD Müzikleri - En İyi 10

House MD,birçok cazibesinin yanı sıra müzikleriyle de dikkat çekiyor. Öyle ki televizyon programlarında , dizilerinde gördüğüm en iyi müzik seçkisine sahip diyebilirim. Burada bölümleri izlerken en çok etkilendiğim ve sonra tekrar tekrar dinlediğim şarkılardan bir en iyiler listesi yapacağım. Aklıma gelen en iyi on müziği paylaşmaya çalışacak olsam da mutlaka listeye eklemediğim nice güzel şarkı olacaktır. Bunları sizler hatırlatabilirsiniz ve üzerine konuşabiliriz.
Bu arada baştan uyarayım "tüm bölümleri izlemeyenler" için istenmeyen bilgiler, görüntüler içerebilir.
Şarkı isimlerinin üstüne tıklarsanız ve youtube'u da açabiliyorsanız onları dinleyebilirsiniz. Altlarında da hangi bölümde nerede kullanıldıklarını yazıyorum. Buyrun huzurlarınızda House MD müzikleri en iyi on listem :

1.Massive Attack - Teardrop
Hep farklı Massive Attack'ın yine farklı şarkısına istisnaları saymazsak her bölümün başındaki jenerikte rastlıyoruz. İnsana jenerikte gördüğümüz görüntülerdeki gibi dinlerken yürüme hissi veriyor :) ve yaklaşık otuz saniyelik müzik hiç bitmesin istiyorum. Üzerine sayfalar yazılacak kadar güzel.
2. The Rolling Stones - You Cant Always Get What You Want
1.sezon ilk ve son bölümlerinde,3.sezonun ilk bölümünde kapanışta - Yine artık diziye mal olmuş şarkılardan biri. Öyle ki dizide bu " dilediğin her şeyi elde edemezsin felsefesi" bir bölümde House ve Cuddy arasında tartışılıyor ve dizi senaryosuna etki ettiği durumlar oluyor.Her karakterin ağzından çıkıyor neredeyse. Mick Jagger şarkısı olmasına rağmen ben Band from TV versiyonunu daha çok beğeniyorum.
3. Iron & Wine - Passing Afternoon
Dördüncü sezon finali kapanış müziği- En etkileyici bölümlerden birinin dokunaklı şarkısı olduğu için unutulmuyor.
4. A Fine Frenzy - Hope For The Hopeless
Üçüncü sezon onsekizinci bölüm kapanışı- Kullanılan bir iki A Fine Frenzy şarkısından en güzeli olan şarkı en beğendiklerimden. Ses ve sözler o kadar güzel ki .Bölüm senaryosuna da çok uymuş. Umutsuzlar için umut hep vardır.
5. Alanis Morissette - Not As We
Dördüncü sezonun üçüncü bölümü House ölümden sonraki hayatı düşünürken - Alanis Morissette duru sesinden çok güzel bir şarkı. Bunu da dinlemeye doyamıyorum.
6. Michael Penn - Walter Reed
Üçüncü sezon beşinci bölüm kapanışı - Bu şarkının türünü sevdim.
7. The Who - Baba O'Riley
Bir başka House efsanesi.:) İlk sezonun öndördüncü bölümünü izleyenler kesinlikle hatırlayacaklar doktorumuzun masa başı performansını.
8. The Commodores - Slippery When Wet
Üçüncü sezon finali - Dr. Greg House , bastonu ve bu şarkı :)
9. Windy Wagner - You Dont Have To Worry
Yine ilk sezondan onbirinci bölümden bir şarkı- Bu şarkıyı arada dinlemek lazım. "Her şey yoluna girecek."
10. Lizz Wright - I Idolize You
Dördüncü sezon altıncı bölüm kapanışı - Yine güzel ,ilk ona giremeyen diğerleri gibi güzel...

House MD Türkiye Facebook Grubumuza Beklerim !TwitterTwitter'da paylaş
Blog Widget by LinkWithin