<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645</id><updated>2012-02-10T06:17:23.547-08:00</updated><category term='Fotoğraflarım'/><category term='Spor'/><category term='#biryazar=ernesthemingway'/><category term='İçsel'/><category term='TV'/><category term='Bunun üzerine'/><category term='Kitap'/><category term='Müzik'/><category term='#haftanın izleri'/><category term='#bakbunuseviyorumişte'/><category term='Edebiyat - Dilbilim'/><category term='Olan Biten'/><category term='# flamenco'/><category term='İnternet&apos;ten...'/><category term='#3foto1şarkı'/><category term='Sinema'/><category term='Gezi'/><category term='# eskilergüzeldir'/><title type='text'>Dalga İzleri</title><subtitle type='html'>Her şey ardında bir iz bırakır.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>79</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-885925060934493404</id><published>2012-02-09T06:04:00.000-08:00</published><updated>2012-02-09T06:41:39.265-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TV'/><title type='text'>Dr. House'u emekli ettiler</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-jy8UjoXokzY/TzPSz8jH2_I/AAAAAAAAAoE/j3PJCvBzr7M/s1600/house.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 239px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-jy8UjoXokzY/TzPSz8jH2_I/AAAAAAAAAoE/j3PJCvBzr7M/s320/house.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707136942677154802" /&gt;&lt;/a&gt; Her güzel şeyin bir sonu vardır. 2004 yılından beri yayın hayatına devam eden House MD artık bizlere veda ediyor maalesef. Amerikan Fox televizyonu düşen izleyici oranı ve yüksek maliyet nedeniyle sekizinci sezonun ardından doktorumuzu emekli etme kararı aldı blah blah blah. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;House dizisinin tutkunlarında nasıl bir yere sahip olduğunu burada cümlelerle açıklamaya gerek duymuyorum. Sevenler zaten şu an ekranlarımızda olan zırvalardan farkını görüp bilmiş ve bu beğeni sebebiyle de bu yazıları okumaktadırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yine bu izleyen arkadaşların görüşlerini merak ediyorum. Sekiz yıldır ilgiyle izledikleri salladığı bastonuyla sağındaki solundakilerle laf oyunlarına giren-zeka yarıştıran, gizemli bulmaca vakaları çözen esrarengiz doktorları artık olmayacak. Büyütmek gerekir mi ya da aman zaten sıkmıştı iyice mi diyorsunuz ? Ekranlardaki House realizmi yerini nelere bırakacak ? Zirvede bitirmek iyi midir ya da House zirvede bitirmiş midir? Belli başlı bu belirgin konular etrafında sekiz yıl yeter de artar mı yoksa ? İyiydi güzeldi de her şey de tadında kalmalı diyenler var mı peki ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevenleri için birçok şey ifade ediyordur. Felsefesiyle dahi birçok kişiye bir şeyler katmıştır belki. Bunların yanında House televizyon dizilerinde yer bulan anti-kahramanları da çoğaltmıştır bana göre. House'la beraber ekranlarda sıklıkla boy gösteren aslında tam anlamıyla da iyi denmeyecek, alaycı , bencil kahramanların artışı sizlerin de dikkatini çekmiştir. Yeni anti-kahramanınız Behzat mı yoksa Sherlock mu olacak ? Hiç yapma Sir Arthur Conan Doyle Sherlock Holmes'u yıllar önce yazmıştı gibi söz dalaşlarına girmeyelim Holmes severlerle. Ne demek istediğimi anladınız. Benzerliği &lt;a href="http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/house-ve-holmes.html"&gt;bu&lt;/a&gt; sayfalarda yazmıştım hatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-A-GEo4kJRgQ/TzPYZoYqcsI/AAAAAAAAAoQ/Pk9BJfppmbw/s1600/house1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 237px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-A-GEo4kJRgQ/TzPYZoYqcsI/AAAAAAAAAoQ/Pk9BJfppmbw/s320/house1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707143087657743042" /&gt;&lt;/a&gt; Sonuç olarak House'a ve onunla ilgili birçok şeye veda etmeye hazırlayalım kendimizi. Görüşlerinizi bekliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-885925060934493404?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/885925060934493404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=885925060934493404&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/885925060934493404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/885925060934493404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2012/02/dr-houseu-emekli-ettiler.html' title='Dr. House&apos;u emekli ettiler'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-jy8UjoXokzY/TzPSz8jH2_I/AAAAAAAAAoE/j3PJCvBzr7M/s72-c/house.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-4773907939217116032</id><published>2012-02-06T02:11:00.000-08:00</published><updated>2012-02-06T03:27:46.401-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='#biryazar=ernesthemingway'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Hemingway'in Silahlara Vedası - Savaş - Aşk - Arkadaşlıklar</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kem3Aj4_6mg/Ty-pup81uZI/AAAAAAAAAng/34r8H4u0yWk/s1600/silahlaraveda.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 221px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-kem3Aj4_6mg/Ty-pup81uZI/AAAAAAAAAng/34r8H4u0yWk/s320/silahlaraveda.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5705965871901817234" /&gt;&lt;/a&gt; 1899 doğumlu olan Ernest Hemingway'in liseyi bitirdiği sıralarda Birinci Dünya Savaşı patlak verir. ABD'nin savaşa dahil olmasının ardından yazar orduya katılmak için başvuruda bulunur ancak gözündeki bir sorun nedeniyle alınmaz. Daha sonra savaşın son yıllarında Kızıl Haç gönüllüleri arasında ilk sıralardadır ve yazarlığı için malzeme toplayacağı savaş serüvenlerine böylelikle atılmış olur. İtalyadaki bu Kızıl Haç ambulans şoförlüğü görevi sırasında yakınlarında patlayan bir top tarafından ağır yaralanır. Milano'da tedavi sürecinde bir hemşire olan Agnes von Kurowsky'e aşık olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-ggsnqVeGaJU/Ty-p8mrylAI/AAAAAAAAAns/ujx65_Tmuao/s1600/Ernest_Hemingway.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ggsnqVeGaJU/Ty-p8mrylAI/AAAAAAAAAns/ujx65_Tmuao/s320/Ernest_Hemingway.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5705966111543170050" /&gt;&lt;/a&gt; Yukarıdaki cümleler ve yazarın Milano'da iyileşme sürecinde çekildiği fotoğrafı dikkate aldığımızda Silahlara Veda'nın az buçuktan öte bir otobiyografik eser olduğunu da söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ana kadar okuduklarımı dikkate alırsam Hemingway'in tüm kitaplarının son sayfasına geldiğimde onları tek tek çok sevdiğimi söyleyebilirim. Belli çerçevelerde birbirlerine benzeseler de bu beni kesinlikle sıkmıyor. Aksine bunun yazarın tarzını anlama yolunda bir his olduğunu düşünmeme neden oluyor. Silahlara Veda'da - okuduğum zaman dilimiyle de alakalı olabilir- kitabın ortalarına gelirken tıpkı ana kahraman teğmen Henry'nin sonradan sıkılacağı gibi sıkıldım savaştan. Sonlarda ise onun başlarda cepheye koşması gibi zevkle, bir heyecanla çevirdim sayfaları.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemingway birbirine harmanlayarak yer verdiği birçok fikrin ön sahnesinde yine savaşı yerin dibine vuruyor. Ne menem bir şey olduğundan , yıkıcılığından , etkilerinden bahsediyor. Güzel şeyler ne kadar var olmaya devam ederse etsin bir şekilde savaş tarafından etkileneceğini , harap edileceğini yazıyor. Her türlü lekesizi lekelemek üzere proglamlanmış savaş güzelliklerin ve mutlulukların varlığına dayanamıyor çünkü. Öyle ki ne zaman Henry ve Catherine biraraya gelip mutlu oldu desem kitap boyunca bu yönde engeller çıkıyor. Henry'nin yaralanması, cepheye geri gönderilmesi , tutuklanma tehdidi ve kitabın sonu hep bunu gösteriyor. Yine de ikisi de aşkı savaş havasından kurtulmak için kullanıyorlar. Kitap boyunca vurgulanan birbirlerini düşünerek ya da güzel şeyler düşünerek dışardaki dünyanın yıkıcılığından kaçıyorlar. Aşkın bu savaşın ve hayatın dehşetlerini altetme gücüne güvenlerinin yanında ondan çekiniyorlar da çünkü ikisi de her güzel şeyin bir bedeli olduğuna inanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan sona kadar kitap yağmur , nehir ve değişik su tasvirleriyle sırılsıklam su baskını altında yüzüyor. Kitapta bunun iki nedenle kullanıldığını düşünüyorum. İlki devamlı görülen yağmur yıkıcılığı temsil ediyor. Yağmur çamur kitap boyunca devam eden savaşın karakterler üzerindeki umutsuzluk ve mutsuzluk halini yansıtmak için kullanılmış. Buna dikkat ederim kitaplarda olsun filmlerde olsun savaşlar genelde yağmur altında değil midir ? Suyun olumlu bir manada kullanıldığı ikinci bir nedense anakarakterin nehir ve gölü kullanarak "savaştan" kaçıp uzaklaştığı anlarda karşımıza çıkıyor. Kurtuluşun sembolü yağmur savaştan uzaklaştıkları her an daha çok bir " vaftiz" törenini andırıyor. Felaket göstergesi yağmur bu sefer Catherine'i kahkahalara boğuyor. Yine çiftin en mutlu anlarını yaşadıkları İsviçre karlar altında. Ne zamanki karlar kalkıyor işler değişiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın sonunun beni bu kadar etkileyebileceğini düşünmezdim.- Ne kadar detaya giriyorum bilmiyorum. Kitabı okumayanları ne kadar düşünsem de birçok onları hoşnut etmeyecek detaylara girdiğimin farkındayım. Affetsinler artık. - Kitapta gönüllü olsun cebren olsun birkaç yerde gördüğümüz terketme finalde birbirine karışmış bütün duyguları zirveye taşıyor.Saygılar Hemingway !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-IcjOvaO-shI/Ty-3sgN3tSI/AAAAAAAAAn4/bj-VFsDbIY4/s1600/farewell_to_arms.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 256px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-IcjOvaO-shI/Ty-3sgN3tSI/AAAAAAAAAn4/bj-VFsDbIY4/s320/farewell_to_arms.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5705981228091946274" /&gt;&lt;/a&gt; Birçok defa filme de uyarlanmış. Kadir İnanır'ın da aynı adlı bir filmi var ama bilmiyorum neyi ve nasıl anlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemingway'in Silahlara Veda'sıyla bir savaşı daha geride bırakıp &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Tehlikeli Yaz&lt;/span&gt;'la boğalar matadorlar arenasına attım bile kendimi çoktan ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-4773907939217116032?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/4773907939217116032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=4773907939217116032&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4773907939217116032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4773907939217116032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2012/02/hemingwayin-silahlara-vedas-savas-ask.html' title='Hemingway&apos;in Silahlara Vedası - Savaş - Aşk - Arkadaşlıklar'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kem3Aj4_6mg/Ty-pup81uZI/AAAAAAAAAng/34r8H4u0yWk/s72-c/silahlaraveda.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-599928921909922257</id><published>2012-01-18T06:02:00.000-08:00</published><updated>2012-01-18T09:54:22.953-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Murakami müzikleri - En İyi On</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-YNGOTfzff50/TxcAZWlw7JI/AAAAAAAAAnU/DXbX8-DGGQY/s1600/mur.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 225px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-YNGOTfzff50/TxcAZWlw7JI/AAAAAAAAAnU/DXbX8-DGGQY/s320/mur.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5699024289021357202" /&gt;&lt;/a&gt; Okurları Japon yazar Haruki Murakami'nin özellikle 60 ve 70'li yıllar İngiliz ve Amerikan müziğine olan ilgisini farketmişlerdir. Bana sorarsanız bu ilgi birçok eserinde takıntı seviyesinde kendini belli ediyor. Öyle ki Norwegian Wood kitabı başlığı dahi (sanırım dilimize İmkansızın Şarkısı olarak çevrildi) bir Beatles şarkısına gönderme yapıyor. Ben bu sayfada Murakami'nin &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Haşlanmış Harikalar Diyarı Ve Dünya'nın Sonu&lt;/span&gt; adlı kitabında ismi geçen şarkıları listelemek istedim. Listeyi oluşturan ya da listeye alamadığım şarkıların büyük bir çoğunluğunu yine malum dönemin Amerikan şarkıları oluşturuyor. Murakami yine şarkıların etki altına aldığı kişiler ve mekanlarla bu şarkıların ruhunu katıyor eserlerine.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;The Beatles - Norwegian Wood&lt;/span&gt;: İlk olarak bir Murakami kitabıyla aynı adlı bu şarkıyla başlayayım. Hoş bir melodisi ve ne kadar anlamlı olduğu tartışılır ama ritimle birlikte akılda kalan sözlere sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/kvTnX-KzmTY" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;The Rolling Stones - Watching The River Flow&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/6WvtYgPKlw0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;br /&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Lawrence Brown - Do Nothing Til You Hear From Me&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/H5RrVRMV8xc" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt; &lt;blockquote&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Lawrence Brown'ın eşsiz trombon solosuna eşlik edip ıslık çalarak sürdüm arabayı."&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/Q2QtBYR7NJs" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt; &lt;blockquote&gt;"&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"O şarkıyı sever misin ? - Evet severim dedim. İlkokulda bu şarkıyı mızıkayla çalmış, birinci olmuş ve birçok kurşun kalem kazanmıştım."&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ray Charles - Georgia On My Mind&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="233" src="http://www.youtube.com/embed/wSF6hh2QlCg" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt; &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Kafamın içinde zamanı çevirmeye başladım."&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Pat Boone - I'll Be Home&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="233" src="http://www.youtube.com/embed/9Dv3Cy-9Xkk" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bob Dylan - Like A Rolling Stone&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/hk3mAX5xdxo" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt; &lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Hepimiz yaşlanırız. Yağmurun yağması gibi kesin bir şekilde."&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bob Dylan - Positively 4th Street&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/YFZOhmLXReo" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Aradan yirmi yıl geçse de iyi şarkı iyi şarkıdır&lt;/span&gt;.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Milse Davis - Surrey With The Fringe On Top&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/FihL-v_6ZJk" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son olarak &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Pablo Casals - Brandenburg konçertosu&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/a5lz5HBqPZw" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt; &lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Brandenburg kaydını dinledin mi? Mutlaka dinlemelisin. Meşhur olduğunu söyleyemem ama müthiştir.&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-599928921909922257?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/599928921909922257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=599928921909922257&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/599928921909922257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/599928921909922257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2012/01/murakami-muzikleri-en-iyi-on.html' title='Murakami müzikleri - En İyi On'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-YNGOTfzff50/TxcAZWlw7JI/AAAAAAAAAnU/DXbX8-DGGQY/s72-c/mur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-946563541573783289</id><published>2012-01-16T08:53:00.000-08:00</published><updated>2012-01-16T09:20:20.601-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraflarım'/><title type='text'>Kediler Güzel Poz Da Verir</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-2HCikwMhywY/TxRZjLhmkMI/AAAAAAAAAl0/RDzrIxFjlZk/s1600/c1y.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-2HCikwMhywY/TxRZjLhmkMI/AAAAAAAAAl0/RDzrIxFjlZk/s320/c1y.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698277889454543042" /&gt;&lt;/a&gt; Hemingway romanlarından başka roman okumuyorum bu aralar ve kendime de söz verdim okumayacağım da tüm eserlerini bitirene kadar . Ancak aralara öyküler sıkıştırıyorum ve bu şekilde de Ernest'i aldatmamış oluyorum . En son Yekta Kopan'ın içinde küçük öyküler olan Kediler Güzel Uyanır kitabını okudum. Çok beğendim diyebilirim. El altında bulunması gereken öykü kitaplarından. Berber dükkanında geçen bir öyküyü sevdim en çok eskilere götürdü beni. (ismini unuttum ) Bir de matruşka isimli öykü ki bu tarzda bir yazım şu ana kadar görmemiştim. Tavsiye ederim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel kitabın başlığından yola çıkarak kediler güzel poz da verir deyip birkaç fotoğraf paylaşmak istiyorum. Elime makinemi aldığım her fotoğraf gezimde çekmeye çalışırım kedileri. Keyifleri de yerinde olursa poz verdiklerini düşünürüm. Hep güzel yerlerde rastlarım onlara yani her güzel yerin birçok kedisi vardır bana göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3GnNqjUgedM/TxRakM0urPI/AAAAAAAAAnI/0Y6wKOuU940/s1600/c5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 286px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3GnNqjUgedM/TxRakM0urPI/AAAAAAAAAnI/0Y6wKOuU940/s320/c5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698279006494698738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-CvwG6Gn5N_A/TxRaaGVvfPI/AAAAAAAAAm8/p1k7qGD1x6U/s1600/c7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-CvwG6Gn5N_A/TxRaaGVvfPI/AAAAAAAAAm8/p1k7qGD1x6U/s320/c7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698278832955423986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-1PpyNf5oxlE/TxRaS4djtzI/AAAAAAAAAmw/j6pkJQkQEc8/s1600/c8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 219px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-1PpyNf5oxlE/TxRaS4djtzI/AAAAAAAAAmw/j6pkJQkQEc8/s320/c8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698278708971026226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-i_zjsVEdveo/TxRaLmNwleI/AAAAAAAAAmk/4LdHA5cqShQ/s1600/c6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-i_zjsVEdveo/TxRaLmNwleI/AAAAAAAAAmk/4LdHA5cqShQ/s320/c6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698278583813838306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-amDBfpuNWBs/TxRaD6Gya9I/AAAAAAAAAmY/Sp9VbrBfgng/s1600/c4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 219px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-amDBfpuNWBs/TxRaD6Gya9I/AAAAAAAAAmY/Sp9VbrBfgng/s320/c4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698278451714354130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-PRYGIB_2p0w/TxRZ7Zn3fII/AAAAAAAAAmM/ASmAHySntkw/s1600/c3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 219px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-PRYGIB_2p0w/TxRZ7Zn3fII/AAAAAAAAAmM/ASmAHySntkw/s320/c3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698278305555774594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-QRY2JrTD1ek/TxRZ2UoZssI/AAAAAAAAAmA/e9B1FKUDKrY/s1600/c2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 220px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-QRY2JrTD1ek/TxRZ2UoZssI/AAAAAAAAAmA/e9B1FKUDKrY/s320/c2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698278218316493506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem konu kediler Bülent Ortaçgil'in Kediler şarkısını dinleyelim son olarak. Ben en çok son bölümdeki " Hangi kedileri seversiniz, hangi kediler gibi yaşamak istersiniz?" kısmını seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="300" height="233" src="http://www.youtube.com/embed/YyW7uSfRFgE" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_____________________________________________________________________________________&lt;br /&gt;© Fotoğraflar dalgaizlerine aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-946563541573783289?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/946563541573783289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=946563541573783289&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/946563541573783289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/946563541573783289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2012/01/kediler-guzel-poz-da-verir.html' title='Kediler Güzel Poz Da Verir'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-2HCikwMhywY/TxRZjLhmkMI/AAAAAAAAAl0/RDzrIxFjlZk/s72-c/c1y.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-1541892517144024157</id><published>2012-01-11T05:31:00.000-08:00</published><updated>2012-01-11T07:13:49.434-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İçsel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Tuzluk &amp; Eleftheria Arvanitaki - To Parapono</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3M43JOd6wpI/Tw2jScUc8-I/AAAAAAAAAlQ/tp6r7ALN8LQ/s1600/datuzl.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 234px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3M43JOd6wpI/Tw2jScUc8-I/AAAAAAAAAlQ/tp6r7ALN8LQ/s320/datuzl.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5696388640928494562" /&gt;&lt;/a&gt; Tuzluk - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edebi dehaların,en iyi hayal güçlerinin dahi tasvir edemeyeceği zamanlar vardır. İşte öyle anlardan bir öğleden sonra kafası yukarıda hem sağa sola bakarak hem çeşit çeşit güzel kokuları içine çekerek sahile inen küçük yokuştaydı. Tuhaf isimli balıkçılar taze balıklarını ıslıyorlardı. Sergilenen balıkların arasındaki marul ve limonların &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;renk&lt;/span&gt;leri hoşuna gitti. Vuran ışığın da altında ne canlı duruyorlar diye düşündü. Kafe'ye varmadan köşeye yine bir araba parketmişlerdi. Bu seferki &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;gri&lt;/span&gt;ydi. Oraya araba parkedilmesini sevmiyordu. Sanki arabayı yok sayarmışçasına arabayla duvar arasından güç bela geçti. İçinde her zamankinden daha güçlü bir doğa duygusuna sahipti. Hep yaptığı gibi yokuşu yeni inmiş olmasına bağlayacaktı içinden bunu ama o gün başka bir güçlüydü. Denize kavuşmuş ve o yokuşu yine çıkacağını düşünüyordu her şeyin bitiminde ama yine de &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;güçlü&lt;/span&gt;ydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tertemiz &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;rüzgar&lt;/span&gt;la beraber gerçek üstü bir akşama yaklaşırken deniz göründü. Dalgalar kendine dayatılan sınırları aşıp arada yola kadar vuruyordu. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Antikacı&lt;/span&gt; her zamanki bakışlarıyla tek kolunu kapıya dayamış sakin sakin onu izlemeye koyuldu yine dükkanından. Eski bir beyaz eşya tamircisiydi belirli bir yaştan sonra sevdiği işi yapmaya yönelmiş eskilere gömmüştü kendini. Her zaman ikiyüzlü bulurdu onu baktı ama görmedi bu sefer selamsız geçti. Dükkanının üzerinde çerçevelenmiş rumca &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;aşk&lt;/span&gt; kavuşamamaktır yazısı bulunan antikacı yazının ve kalın kaşlarının altında aynı bakışla izliyordu onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafeye dönecekken kafenin önündeki boşluğun yazın sandalyelerle ne kadar da &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;güzel&lt;/span&gt; göründüğünü hatırladı. Kafe dedi yine içinden ne iyi ne güzel , insanlar ne iyi ne nazikler. Döndüğünde ayakları titredi. Bakakaldı ve şoka girdi ilkin. Bomboş renksiz bir odanın içinde gibiydi o an . Kafe onun mutluluk alışkanlığıydı ve kapanmıştı. İçeride daha önceleri hiç farketmediği bir duvar saati asılıydı sadece o da gözünü her kapadığında üzerine düşecek gibi sallanıyordu zihninde. Sağa sola baktı derken. Etraftaki pencerelerin tüm &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ışık&lt;/span&gt;ları da kapalıydı. Pansiyonlar , restoranlar ,dükkanlar...&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gölge&lt;/span&gt;sine baktı bir an .Görmek istemiyordu gölgesini . Boş bir demir levha gibiydi her şey içindeki ateş ona sağa sola boş boş koşmasını öneriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha sevdiği kız da dahil hiçbir şeyi görmeyecek gibi olmuştu. O kafeye gelen herkesin ölmüş olabileceğini dahi hissediyordu içinde. Her şeyiyle kutsamıştı orayı çünkü sevdiği her şey oradaydı. Sevdiği kızı oranın vitrininde farketmişti ilk kez. İkisi o kafede birbirlerinin çaprazında denize karşı otururken bir &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;tuzluğu&lt;/span&gt; komik bulmaları ve üzerine dakikalarca abuk sabuk konuşmaları üzerine anlamışlardı aşık olduklarını. Orada çözmeye başladıkları ve bitiremedikleri bütün yarım bulmacalarda kalmıştı içindeki tüm ümit parçacıkları. Şimdi onlarsız ne yaparım diye düşündü. Denize doğru dönerken yine her zamanki parkeye taktı ayağını. Rüzgarı yine tertemiz yine her şeyin cevabı rüzgarı suratına yedi bir güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğun alkışlar ve bir ışık derin bir nefes çekti denize karşı. Elinde tuttuğu telefonu bir tur çevirdi , farkında olmadan yerde daireler çizerken bulduğu ayağını yere bastı. "Şimdi koşsam züccaciye kapanmış mıdır ya da o tuzluktan bulabilir miyim ki acaba yine ? Hem onun da hoşuna gider alsam götürsem." İçinden geçirmesiyle harekete geçmesi bir oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antikacı yüzünde hiç bir ifade değişikliği olmadan izlemeye devam ediyordu. Gri araba yerinde yoktu tıpkı balıkçılar gibi. Yokuşu çıkmanın kolaylığının da farkına vardı. Adımlarını hızlandırırken saçma sapan şeylerin kendini nasıl da mutlu ettiğine şaştı kaldı. Kafede onu ilk farkettiğinde çalan o &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;şarkı&lt;/span&gt;yı hatırlamıştı çünkü :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/G3ZoenlqJuY" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eleftheria Arvanitaki-To Parapono&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada , yolun yarısında&lt;br /&gt;Sevdiklerimin başka olduğunu&lt;br /&gt;Bambaşka yerler için buradan ayrılmış olduğumu&lt;br /&gt;Söylemenin zamanı geldi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekte ve yalanda &lt;br /&gt;Söylüyor ve itiraf ediyorum&lt;br /&gt;Ben ben değilmişim de başkasıymışım gibi&lt;br /&gt;Amaçsız gezindim hayatta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi ne kadar dikkatli olsa da&lt;br /&gt;Ne kadar peşinden koşsa da&lt;br /&gt;Her zaman geç olacak&lt;br /&gt;ikinci bir hayat yok !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-1541892517144024157?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/1541892517144024157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=1541892517144024157&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1541892517144024157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1541892517144024157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2012/01/tuzluk-eleftheria-arvanitaki-to.html' title='Tuzluk &amp; Eleftheria Arvanitaki - To Parapono'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-3M43JOd6wpI/Tw2jScUc8-I/AAAAAAAAAlQ/tp6r7ALN8LQ/s72-c/datuzl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-7317634760251383543</id><published>2011-12-30T12:00:00.000-08:00</published><updated>2011-12-30T12:50:11.162-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='#biryazar=ernesthemingway'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Güneş De Doğar</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-iBAEALo3zSk/Tv4iT_EtvoI/AAAAAAAAAkU/dYAslpzSumA/s1600/gun.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-iBAEALo3zSk/Tv4iT_EtvoI/AAAAAAAAAkU/dYAslpzSumA/s320/gun.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692024705786953346" /&gt;&lt;/a&gt; Ernest Hemingway okumaların ciddi anlamda tat vermeye başladı. Yazarın ilk romanı -her ne kadar ben sırayı karıştırsam da- Güneş De Doğar daha önce okuduğum Hemingway romanlarına benzemiyor. Daha çok günümüz bloglarındaki havaya sahip ya da ben son zamanlarda bu bloglarla içli dışlı olduğum için bu tür bir hava sezmiş olabilirim. Paris kafelerinde başlayan ve İspanya'da devam eden romanın zaman zaman gezginler için bir gezi planı kimliğine büründüğünü söylemek hiç de yanlış olmaz.Giriş olarak dediğim gibi Hemingway'in kitapta bahsettiği şekliyle "günleri şaşırdığı zamanlarda" kaleme aldığı bir gezi blogu gibiydi ilk bakışta bu roman benim için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ernest Hemingway'in ilk başta "Fiesta" başlığını uygun gördüğü ve iki ay gibi bir sürede yazdığı roman ilk olarak Paris'te başlıyor, sonra Pirene dağlarında doğanın içinde balık avıyla devam ediyor sonra Pamplona'da San Fermin festivaliyle olgunluğunu yaşadıktan sonra Madrid'de son buluyor. Yazım tarzı açısından bu sıralama dikkatimi çekti.Hoşuma da gitti Pirenelerde başlayan maceranın Gran Via'da son bulması. Paris'teki ilk bölüm birinci dünya savaşını arkada bırakan "kayıp nesilin" romanı oluşturan karakterlerini tanıtarak bir başlangıç yapıyor. Daha sonra kahramanımız Jake Pirene dağlarında doğayla içiçe bir av macerasına girişiyor. Bahsetmeden geçmek olmaz buradaki betimlemelere ayrıca hayran kaldım. Son olarak San Fermin festivali, sembolik olarak kullanılan boğa güreşleri ve fiestalarla olay örgüsü zirvesini buluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay örgüsü içinde karakterler birbirine benzer , kurallar tanımayan günübirlik hayatlar yaşarlar. Kaybetmişlikleri ve çöküntü içinde oldukları her hallerinden bellidir. Ancak bu kayıpları yeni denemelerle ya da yeni kayıplarla telafi etmekte ısrarcıdırlar aynı zamanda. Bu ve gibi konularda savaş ve boğa güreşleri benzetmeleri bir heyecan katmasının yanı sıra sembolik olarak kitapta bol bol yer bulmuş. Ana karakterin içinde bulunduğu savaşla boğa güreşleri çoğu bakış açısıyla örtüşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemingway'in bu kitabındaki alkolizm adında ayrı bir başlık atmak lazım bir de. Öyle ki alkol ve şarap kitapta belki de bir "fiesta" unsuru olarak çok yer kaplıyor. Karakterler arasında sürekli bir iletişim sorunu var gibi ve bunun nedeni hem alkol hem de değil. Karakterler birçok anlamsızlığın içinde kendilerini en çok sarhoşken ele veriyorlar. Haklarında en derin bilgiyi onlar sarhoşken alıp ancak o zaman bir yargıda bulunabiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-rAY_Dh703gA/Tv4igI87kAI/AAAAAAAAAks/xYfvvj8N1eI/s1600/ragingbulls.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 222px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-rAY_Dh703gA/Tv4igI87kAI/AAAAAAAAAks/xYfvvj8N1eI/s320/ragingbulls.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692024914597089282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-k34SNVrybZE/Tv4ibrGz0jI/AAAAAAAAAkg/8h1qUQ4pt5A/s1600/hemingway1959.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 224px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-k34SNVrybZE/Tv4ibrGz0jI/AAAAAAAAAkg/8h1qUQ4pt5A/s320/hemingway1959.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692024837865984562" /&gt;&lt;/a&gt; Karakterler arasında da enteresan ilişkiler var. Başkahraman Jake Brett'e aşık. Brett yazıldığı zaman Fransa'sında çok görüldüğü üzere birden fazla kez evlenip boşanmış bir kadın ve birçok kişinin ilgisini çekiyor. Hayalkırıklıklarıyla dolu ilişkilerle sürüp gidiyor roman. Bir boğa güreşçisi dahi giriyor işin içine. Jake bütün bu olanları garip bir şekilde sadece dışarıdan izliyor bu süreçte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemingway'in romanının karakterleri aralarında kitap boyunca dikkate değer ilişkiler yaşıyor, zıt düşüyor , birbirlerini kolluyor ve birbirlerine katlanıyorlar. Acı çekiyor ve yine mutluluklarını arıyorlar tıpkı her gecenin ardından tekrar doğan güneş gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birdahaki kitap Silahlara Veda olacak sanırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-7317634760251383543?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/7317634760251383543/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=7317634760251383543&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7317634760251383543'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7317634760251383543'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/12/gunes-de-dogar.html' title='Güneş De Doğar'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-iBAEALo3zSk/Tv4iT_EtvoI/AAAAAAAAAkU/dYAslpzSumA/s72-c/gun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2643389457141111694</id><published>2011-12-21T09:17:00.000-08:00</published><updated>2012-02-06T03:41:26.211-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='# flamenco'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='#bakbunuseviyorumişte'/><title type='text'>Estrella #1</title><content type='html'>&lt;center&gt;&lt;iframe width="500" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/qWz5vNw0v9U" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2643389457141111694?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2643389457141111694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2643389457141111694&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2643389457141111694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2643389457141111694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/12/flamenco.html' title='Estrella #1'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/qWz5vNw0v9U/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8740695729508543072</id><published>2011-12-07T11:52:00.000-08:00</published><updated>2011-12-07T12:11:10.915-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='# eskilergüzeldir'/><title type='text'>Aslında futbolu sevmiyoruz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-kFGQG7MMd38/Tt_Ewh43GpI/AAAAAAAAAj4/EGMWW4cQL3I/s1600/ftbl.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 293px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-kFGQG7MMd38/Tt_Ewh43GpI/AAAAAAAAAj4/EGMWW4cQL3I/s320/ftbl.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683477592774482578" /&gt;&lt;/a&gt; Aslında futbolu sevmiyoruz toplum olarak. Hiç sevdik mi bilmiyorum tartışılır ama son dönem yaşanan olaylar iyice ortaya çıkardı ki aslında sevdiğimiz , hoşumuza giden "futbol" değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Didişmeyi seviyoruz. İnsan doğasına yakın bir hareketle kamplaşmaya gidiyoruz.Futbolu ona buna "laf takmak" için var sanıyor artık yeni yetme çocuklar. Aynı stadta aynı takım taraftarları dahi maraton,kapalı,kale arkası birbirlerine küfür ediyorlar kendi içlerine ayrışıyorlar. Evet küfür etmek için , ayrışmak için seviyoruz futbolu. Aslında ben futboldan anlamam diyen , futbol topu nasıl bir şeydir sorusuna bal kabağı ile lahana gibi bir şey diye tereddütte kalanlarımız bile işin içinde kavga hır gür varsa yanaşıyorlar futbola.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde ülkemizde futbol , futbol değil. Başka bir şov , gösteri dünyasının başka bir ürünü diyebilirsiniz ama futbol değil. Maçlar reklam için yayınlanıyor o reklamlar olmasa bir anlamı yok. Onu geçelim maçın önemi maçtan sonra çıkacak birkaç canavar yorumcunun maç hakkındaki yorumuyla anlam kazanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emektar "gerçek" bir futbolcu ölüyor. Maç öncesi anısına saygı duruşundaki ıslıklar aslında o Socrates'e değil sevdiğimiz özlediğimiz futbola gidiyor. Maç önceleri ve sonraları otobüslere , metrolara atılan taşlar da öyle. Çıkan döner bıçakları da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yozlaşan çürüyen şey gibi eğlencelerimiz de yozlaşıp çürüdü zamanla. Futbol çocukken sokaklarda teptiğimiz boş pet şişelerinin , taşların zamanında kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraf dalgaizlerine aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8740695729508543072?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8740695729508543072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8740695729508543072&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8740695729508543072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8740695729508543072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/12/aslnda-futbolu-sevmiyoruz.html' title='Aslında futbolu sevmiyoruz'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-kFGQG7MMd38/Tt_Ewh43GpI/AAAAAAAAAj4/EGMWW4cQL3I/s72-c/ftbl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2311977901377284127</id><published>2011-12-02T12:21:00.001-08:00</published><updated>2011-12-02T13:19:05.500-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Dedemin İnsanları - "Onlar da bizim insanlarımız."</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-rJRjFLPs95A/Ttk_fB3F0ZI/AAAAAAAAAjU/lfL5rxemEhU/s1600/ded.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 231px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-rJRjFLPs95A/Ttk_fB3F0ZI/AAAAAAAAAjU/lfL5rxemEhU/s320/ded.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681642207212589458" /&gt;&lt;/a&gt; Dedemin İnsanları filmini izlemişken sıcağı sıcağına filmin üzerine birkaç cümle yazmak istedim. İlk olarak film çıkışı aman ne güzel bir dünya tüm insanlar ne güzel gibisinden farklı hisler yaşadım. Film hakkındaki görüşlerim konusunda tüyo vermek gerekirse eğer bir film çıkışında bu tür farklı duygular hissediyorsak o film bana göre olmuş filmlerdendir. Çok beğendim ve bu beğendiğim detaylar için henüz izlemeyenleri rahatsız etmemeye çalışarak ayrı ayrı parantezler açmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin ilk bölümünü izlerken Dido Sotiriyu'nun Benden Selam Söyle Anadolu'ya kitabından satırlar anımsadım. Nüfus mübadelesinin aslında sanıldığı gibi basit bir şey olmadığı nesillerden nesillere sosyopsikolojik etkilerinin nasıl aktarıldığını gördüm. Film tıpkı Sotiriyu'nun kitabında olduğu gibi bu göçün neden olduğu trajik bir temel üzerine oturtulmuş. Tıpkı bahsettiğim bu güzel kitabı okuduğum gibi okudum filmi de. Bu sayfalarda da çok bahsederim eğer bir film okunuyorsa ayrı bir güzeldir. Dede ,torunu ve dedenin insanlarını karakter olarak tek tek özümsemek her birini farklı pencerelere koymak mümkün. Oyunculuklar da bu çeşitliliğin zenginliğin hakkını verecek kadar başarılı bence. Bir film izlemekten çok bir kitap okur gibi hissettim. O karakterlerle oturmak , konuşmak onların masasında onlarla birlikte olmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncular konusunda detaya girmek gerekirse benim şahsen hor gördüğüm dizilerin yeni dönem oyuncular üzerinde etkisinin görmezden gelmek olmaz diye düşünüyorum. Gökçe Bahadır ve Mert Fırat'ı çok beğendim ve ilerde daha da iyi yerlerde göreceğimden şüphem yok. Diziler öyle ya da böyle bu oyuncuların pişmesinde etkili midir bilmem ama ben onları daha çok sinemada görmek isterim. Filmin çocuk oyuncuları konusunda ne diyebilirim bilmiyorum. Rollerini kağıt üzerinde yapmak yerine karakterlerine öyle ince süsler katmışlar ki. Ozan karakterini görenler bu çocuğun birçok filmde gördüğümüz üzere bir dekor çocuk olmaktan çok ileri olduğunun farkına varmışlardır. Filmdeki çocukların bu rolleri ancak animasyon karakterlere yaptırılabilirdi. Son olarak Çetin Tekindor ve Hümeyra'yı yorumlamak gerekirse bu ikisi tıpkı Luis Buñuel'in Catherine Deneuve ve Fernando Rey'le kol kola girip beraber kademe atlaması gibi Çağan Irmak'la birlikte daha iyi bir vitrin imkanı buluyorlar ve daha nice güzel işe imza atacak gibi görünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-MnysG0oIOw8/Ttk_mpV2wrI/AAAAAAAAAjg/103obhRmV7o/s1600/dedem.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 246px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-MnysG0oIOw8/Ttk_mpV2wrI/AAAAAAAAAjg/103obhRmV7o/s320/dedem.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681642338069693106" /&gt;&lt;/a&gt; Filmde birçok sahneyi beğenmekle birlikte,filmin kefen bezi almaya gelen yaşlı teyzenin aynı zamanda bahçesinde gelecek sene çıkacak çiçekleri düşünmesi ve burada beraber vurgulanan ölüm - umut düşünceleri kısmını başka bir yere koyuyorum. Açıkça söylemek gerekirse filmde öylesine ya da kaba tabirle yeşillik olsun diye çekilmiş hiçbir sahne yok. Her sahne her söz her kare üzerinde bir anlam taşıyor. Ağır ya da hafif anlam yüklenmiş. Çağan Irmak yine labaratuvarına geçmiş filmin başından itibaren hücrelerimize bir şeyler enjekte ediyor ve belli sahnelerde bunu doj aşımına uğratıyor. Yönetmenin filmleriyle ilgili yine o bildik şu sahnesinde yine ağlattı , bu sahne ne duygusaldı sözlerini çok işiteceğiz. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-gtPWui7VHTk/Ttk_0sx2aCI/AAAAAAAAAjs/ElCYZAm_LuA/s1600/dedemi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 246px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-gtPWui7VHTk/Ttk_0sx2aCI/AAAAAAAAAjs/ElCYZAm_LuA/s320/dedemi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681642579510585378" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://dalgaizleri.blogspot.com/2010/12/il-postino-postac.html"&gt;Il Postino ( Postacı )&lt;/a&gt; filminden sonra şimdi de bu. Sanırım içinde "metafor" kelimesi geçen filmleri seviyorum diye bir genelleme yapabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla detaya girmek de istemiyorum. Bir Ege kasabasında yaşayan 10 yaşındaki göçmen çocuğun göçün etkisiyle şekillenen aile ve çevre ilişkilerini , onun doğduğu topraklara özlem duyan hoşgörü timsali ailesine kol kanat geren dedesini , mübadeleden , azınlıklara oradan ihtilale uzanan bu ülke gerçeği hikayesini izlemenizi öneririm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmden erken çıkmayın derim bir de . Filmin sonunda çok hoş bir rembetiko şarkı var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2311977901377284127?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2311977901377284127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2311977901377284127&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2311977901377284127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2311977901377284127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/12/dedemin-insanlar-onlar-da-bizim.html' title='Dedemin İnsanları - &quot;Onlar da bizim insanlarımız.&quot;'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-rJRjFLPs95A/Ttk_fB3F0ZI/AAAAAAAAAjU/lfL5rxemEhU/s72-c/ded.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-6724797382485130322</id><published>2011-11-20T08:41:00.001-08:00</published><updated>2011-11-20T12:06:26.868-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='#biryazar=ernesthemingway'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Çanlar Kimin İçin Çalıyor - Pilar ve 10.Bölüm</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-E5Xt7seoGL4/Tskt44tqOdI/AAAAAAAAAi8/k7_ODOmG-XI/s1600/pilar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 280px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-E5Xt7seoGL4/Tskt44tqOdI/AAAAAAAAAi8/k7_ODOmG-XI/s320/pilar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677119260597041618" /&gt;&lt;/a &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanlar Kimin İçin Çalıyor'u bitirdiğimde bu zamana kadar neden okumamışımdan çok iyi ki şimdi okumuşum dedim. Ve iyi ki Hemingway okumaya başlamışım. Eminim henüz okumadığım kitaplarında da bir dolu hazine gizli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet hazine...Okumayı bitirdiğim bir kitabın ardından kitapla ilgili detaylı bir yorum yapamayacağımı düşünüyorum. Öyle ki bu güzel eserdeki bir kelime için bile bir paragraf açmaktan korkuyorum. Bu yazıda ilk olarak kitabın içinden iki hazine bulup çıkarmak bu çerçevede resmin geri kalanına fırça lekeleri gibi görüşler dokundurmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakterlerden Pilar ve kitaptaki 10. bölümden ilk etapta Çanlar Kimin İçin Çalıyor üzerine bunlar hakkında yazmak isteyecek kadar çok etkilendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pilar , bana göre kuşkusuz kitaptaki en renkli ve çözülmesi en zor karakter. Yarı çingene ilk başta bize bir gerilla lideri olan "Pablo'nun kadını" olarak tanıtılıyor. İlerleyen sayfalarda Pablo'nun grubun sözde lideri olduğu anlaşılıyor çünkü grubun birçok yönden önderliği Pilar'ın elinde bulunuyor. Güçlü , anaç , geniş , kimi zaman edepsiz kimi zaman duyarlı bir kadın Pilar. Romanı roman yapan birçok gelişmenin oluşumunda etkili olduğu için de önemli bana göre . Gerek Robert ve Maria'yı bir aşk macerasına itelemesi olsun gerek savaşçıların El Sordo'yla yaptığı işbirliğine aracı oluşu olsun. Aynı zamanda dağdaki grubun anneliğini de yapıyor bir bakıma. Yemeklerini yapıp yediriyor içkilerini veriyor. Robert Jordan'ın çantasını dikiyor hatta. Kısacası onu tanıdığımız bölümden itibaren bir güç dayanak sembolü Pilar. Anafikirin ilerlemesine yardımı dışında enteresan özellikleri de var. Gizemli , batıl inançlara sahip. Kurduğu ilkel güçler ve kaderin önemi bağı, ölümün kokusunu hissettiği iddiaları , el falı bakması ile belki de bilerek karakterine özellikler katıyor. Hemingway kitabın değişik bölümlerinde Pilar üzerindeki işlemeleriyle kitaba güçlü bir karakter kazandırmanın yanı sıra İspanyol İç Savaşı sırasında kadın hakkında bilgi veriyor ve onu sembolik olarak kullanarak da savaş-insan arasında mesajlar veriyor. Kısa keseyim...Dediğim gibi Pilar'ı sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanlar Kimin İçin Çalıyor'un 10. bölümüne gelecek olursak diğerlerine bakarak daha uzun olan bu bölüm kitabın kendi içinde ayrı bir roman tadı verdi bana. Bölümde Pilar , Robert Jordan ve Maria bir başka gerilla ekibinin lideri olan El Sordo ile görüşmek için bir yürüyüşe çıkıyorlar. Onuncu bölümün başında Pilar'a "bir şeyler" olduğu açık seçik ortada. Robert acele ettikçe Pilar ağırdan alıyor ve diğer ikisini derenin kenarında ufak bir mola vermeye ikna edip ayağını serin sulara sokuyor.Uzun bir süre ne kadar çirkin olduğu konusunda ikna etmeye çalışıyor Maria ve Robertı. Ve anlatıyor bir şeylerden etkilendiği her halinden belli bir şekilde anlatıyor. Bu savaşın nasıl başladığını , kavganın başladığında kasabalarında olan bir olayı anlatıyor. Cumhuriyetçi köylülerin , halkın ellerine ne geçerse silahlanıp faşistlerin elinden kasabayı nasıl aldıklarını en ince detayıyla yeniden hissederek yaşayarak. Hemingway'in bu bölümde düzyazyıyla şiir yazdığını düşündüm ben . Ne kadar çarpıcı bir anlatım. Kasabadakilerin faşistleri ele geçirmeleri , sonra bunları bir binanın içine tıkıp Pablo'nun tek tek sabırsız halka öldürtmesinin hikayesi kan donduruyor. Gücü eline alan halk faşistleri tek tek öldürmek yerine bir süre sonra bu işten "sıkılarak" binanın içine girip linç etmeye başlıyor.Bazılarının aslında bu "iyi" diye düşündüğü faşistlerle beraber papazı da katlediyorlar. Pablo ve Pilar olsun köy halkı olsun derin rahatsızlık duyuyorlar o günün ertesinde. Hepsinin içine böyle vahşice olmaması , bu şekilde olmaması gerektiği azabı çöküyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-g1STMou_g-Q/TskuCy-eiNI/AAAAAAAAAjI/CBiR5PC_Ens/s1600/scw.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-g1STMou_g-Q/TskuCy-eiNI/AAAAAAAAAjI/CBiR5PC_Ens/s320/scw.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677119430855657682" /&gt;&lt;/a&gt; Bu bölümdeki sembolizm ve anlatım nedeniyle onuncu bölümü ben bir üst çekmeceye koydum diyebilirim. Kitapta aslında bir avcı olan" yaşlı Anselmo "nun insan öldürmenin pek de hayvan öldürmek gibi olmadığı yinelemeleriyle verilen savaş herkes için kötüdür fikrini en çok bu bölümde hissediyoruz. İnsanı insan yapan harç zayıfladığında hepimizin aslında delilik seviyesinde "hayvanlığa" , vahşiliğe ne kadar yakın olduğumuzu göz önüne seriyor. Bölümdeki gibi gücü eline aldığında ezildim gerekçesiyle diğer insanları ezebiliyor, katledebiliyor , yakabiliyor insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar tekrar okuyunca bölümü daha çok seviyorum. Semboller kullanmaya Pilar'la daha bölümün başında başlıyor Hemingway.Bana bu bölümde farklı , bir başka biri gibi görünen Pilar oradan buradan konuşurken " Dağlarda sadece iki yol vardır. Biri aşağı, biri yukarı ! " diyor. Dağın ortasında söylenen bu söz ve takip eden sözler bir bakıma hayatın merkezinde bulunan hayata karşı ölüm, iyiye karşı kötü , geceye karşı gündüz , savaşa karşı barış zıtlıklarını gösteriyor , anımsatıyor. Bu sözlerle başlayan ve Pilar'ın anlattığı bölümle biten kısımda Hemingway iyi ve kötünün aslında doğanın kendisinde olduğunu sahip olduğu gibi doğanın ( insanın ) kendisinin bu ayrımı yapıp kirlenip temizlenebileceğine değiniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Pilar'ın anlattığı katliam sahnesinde not edilmesi gereken bir diğer nokta da "rekabetin" de tıpkı iyilik kötülük gibi kaçınılmaz olarak içimizde olduğudur. Devrim de tıpkı kapitalist bir dünyada olduğu gibi eline aldığı güçle bu mücadeleyi hakimiyet, üstünlük savaşına çevirebiliyor. Hemingway bunu 10. bölümde bir metaforla bizlere sunuyor. Bina'da infazı gerçekleştirilenleri bir sandalye üzerinde dengede durmaya çalışarak pencereden izlemeye çalışan Pilar bu görüntü için bir arkadaşıyla zorlu bir mücadele içine giriyor. Tıpkı vahşetin esiri olup kendinden geçen gözü dönmüş kalabalık gibi itişip kakışıyorlar. İnsanın en karanlık yönlerinden merhametsizlik ve bencilliğin Hemingway tarafından ustaca aktarıldığı bu bölümde Pilar ve çevresindekiler daha iyi katliam görüntüsü için boğuşurken aşağıda birisi bağırıyor " Yaşasın ben ! ".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanıyorum sırada " Güneş De Doğar " kitabı var Hemingway'in . Ona başlayana kadar belki Çanlar Kimin İçin Çalıyor hakkında bir iki konu daha açarım.  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-6724797382485130322?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/6724797382485130322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=6724797382485130322&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6724797382485130322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6724797382485130322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/11/canlar-kimin-icin-calyor-pilar-ve.html' title='Çanlar Kimin İçin Çalıyor - Pilar ve 10.Bölüm'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-E5Xt7seoGL4/Tskt44tqOdI/AAAAAAAAAi8/k7_ODOmG-XI/s72-c/pilar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-7389506559952317421</id><published>2011-11-12T05:48:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T06:34:48.138-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Twitter Haber Bülteni</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-mUS9-VqpYR0/Tr6CINOLY2I/AAAAAAAAAic/thHIAPJg37w/s1600/twit.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 299px; height: 288px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-mUS9-VqpYR0/Tr6CINOLY2I/AAAAAAAAAic/thHIAPJg37w/s320/twit.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5674115658033095522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah Amerikalı bir yazar,editörün "Bir twitçinin itirafları" başlıklı köşe yazısını okudum. Twitter bağımlılığı nedeniyle zora giren hayatına " Twittercide " yoluyla yani bütün twitlerini ve hesabını silerek bir twitter intiharı (suicide)gerçekleştirerek son vermiş. Son verilen bir hayat olunca o kadar da kolay olmamış tabi ki.(!) İlk önce twitter arkadaşlarım beni özlüyor mudur acaba diye düşünmüş. Takip eden günlerde 140 karakterli cümleler tasarlamaktan kurtulmuş kafasında. Iphone'unu kapatmış , sabah uyandığında ilk iş olarak twit atmak yerine yaptığı kahvesine şeker atar olmuş. Yazıyı çok ilginç buldum. Zaman zaman kendimce twitter ve facebook'taki insanların sosyolojik incelemelerini yaparım kafamda. Birçoğumuz da yapıyordur en azından belli konularda verilen belli tepkiler ülkemiz sosyal ortamı için bir kültür oluşturdu ve bundan hepimiz haberdarız haberdar olmasak dahi bu sitelerde gezenlerimiz bu kültürden etkileniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı öyle gibi başlamış olsa da ben aslında Twitter ve benzerlerinin aslında yararlı mı zararlı mı olduğu parantezini açmak istemedim,istemem. Bu gibi şeylere örnek olarak "bıçak" örneğimi veririm. İyi yerde kullanırsan ekmek kesersin faydalıdır ancak tutar onunla adam öldürürsen o bıçakla bir suç aletine dönüşür. İnsanın kendinde bitiyor her şey. Bağımlılık yarattığı , insanın başka bir ortamda bir hayat ihtiyacı olup olmadığı şöyle dursun son Van depreminde oldukça etkili bir şekilde kullanıldı gördüğüm kadarıyla twitter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-5sIeGniIABw/Tr6C8AKLuVI/AAAAAAAAAio/RY44sKr8hSI/s1600/twitb.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 144px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-5sIeGniIABw/Tr6C8AKLuVI/AAAAAAAAAio/RY44sKr8hSI/s320/twitb.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5674116547879876946" /&gt;&lt;/a&gt; Her neyse aslında ben Twitter'ın ülkemizde "haber bülteni" olarak kullanılmasına taktım nedense. "Trend Topic (TT)" Yani populer olan , çok konuşulan konulara bakıldığında ülkemizde genelde haberlerde gördüğümüz başlıkları görüyoruz. Hem de aynı şekilde bir spiker ağzıyla haber vermek için kullanılıyor.İyidir kötüdür bu ama şöyle bir şey var o da bu durum diğer ülkelerde genel olarak böyle değil. Haber tutkunu bir toplumuz. Televizyonlarımız hala Trt'nin robotluğundan kurtulma sancıları çekiyor belki de bunun nedeni bu. Diğer ülkelerde kaç insan kaç bakan milletvekili adı sayabilir bilmiyorum . Bizim televizyonlarımızda her saat başı her kanalda aynı cümleler. Bir de bunlara twitter eklendi yetmezmiş gibi. Bu kadar haber meraklısı olmamıza aksi bir duruş olarak halka mikrofon tutulan tv programlarında Kıbrıs nerede sorusuna Karadeniz'de galiba diyenleri de iki kat anlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal olarak olumsuzluklar ya da olağanüstü görünen şeyler haber oluyor. Bunların hepsinin tek tek twitterdaki "hayatlarda" tartışıldığını da düşünürsek hepimiz için ortada karamsar bir havanın gezmesi kaçınılmaz. Bu da toplum psikolojimizi ve kutuplaşmamımız açıklıyor bir bakıma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber bülteninde görünen haber aynı dille haberci üslubuyla twit atılıyor. Bir kısım "doğal olarak" bu haberler üzerinde kelime oyunları yaparak takipçi edinmeye çalışıyor. Bir başka kısım sadece bekliyor. Sevdiği yazarların, kanaat önderlerinin konu üzerinde yorum yapmasını bekliyor. Olmayan fikirlerini oluşturmak için onların yorumlarına ihtiyaç duyuyor. Sonra ona körü körüne uyuyor. Bir önemli kısım ben onlara twitter hayatı yaşadıkları hayatın önüne geçen twitter insanları diyorum. Onlar haber başlığı üzerine yeni gündem oluşturuyorlar twityurtlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorum ya ben eğleniyorum. Bakıyorum tahlil yapıyorum daha çok. Belki şimdilik. Ancak şöyle bir gerçek var taktım mı takarım. Bu kadar haber meraklısı , haber bülteni toplum olmak böyle bir twitter görmek hoşuma gitmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin haber alma hakkı var. Olmalı da...Bana göre internet ve tv eğlencelik olmalı daha çok. O alanda ses getirmeli. Ne eğlenmesi ? Ben kuşları inceliyordum kuş resmini gördüm geldim diyecek olanları da anlıyorum. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz ne düşünürsünüz ? Hem 140 karakter sınırlamamız da yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-7389506559952317421?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/7389506559952317421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=7389506559952317421&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7389506559952317421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7389506559952317421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/11/twitter-haber-bulteni.html' title='Twitter Haber Bülteni'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-mUS9-VqpYR0/Tr6CINOLY2I/AAAAAAAAAic/thHIAPJg37w/s72-c/twit.png' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2273317100621059446</id><published>2011-11-03T09:13:00.000-07:00</published><updated>2011-11-03T09:43:43.224-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='#3foto1şarkı'/><title type='text'>Jeanette Winterson , yakın ve aslında çoktan gitmiş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-XdwCcxlRlwM/TrLBDAmN45I/AAAAAAAAAh4/uvb33qB99_U/s1600/jw1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 186px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-XdwCcxlRlwM/TrLBDAmN45I/AAAAAAAAAh4/uvb33qB99_U/s320/jw1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670807138256937874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-yB_8yGx7V6A/TrLBQgitQ4I/AAAAAAAAAiQ/0zh-wnaeVQY/s1600/jw3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 208px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-yB_8yGx7V6A/TrLBQgitQ4I/AAAAAAAAAiQ/0zh-wnaeVQY/s320/jw3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670807370170450818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-6iQakkDKwsE/TrLBK63jdRI/AAAAAAAAAiE/0AOZXZeqKEc/s1600/jw2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-6iQakkDKwsE/TrLBK63jdRI/AAAAAAAAAiE/0AOZXZeqKEc/s320/jw2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670807274157995282" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;Bu sayfayla beraber yeni bir bölüme başlayayım istedim. Bloglarda içerik ararken görselliği de yabana atmamak gerek. Öyle ki görmek sözcüklerden her zaman önce gelir. Etkilendiğim , beğendiğim üç fotoğrafın eşliğinde onunla igili gördüğüm bir şarkıyı tadalım istiyorum üçfotobirşarkı bölümünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portre fotoğraflarda " bana göre iyi fotoğraf veren " portresini hep görmek istediğim yazar Jeanette Winterson var. Daha önce &lt;a href="http://dalgaizleri.blogspot.com/2010/11/kimleri-fotograflamak-isterim-1.html"&gt;fotoğrafını çekmek istediklerim &lt;/a&gt;başlığı altında yukarıda üçüncü sırada görünen beni çok etkileyen fotoğrafından bahsetmiştim. Bu sefer bu fotoğrafa ek olarak Winterson ve onun yıkımlarla fırtınalarla dolu gibi gelen gülüşü odağında fotoğraflar seçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkıyı da unutmamak gerek. Son günlerde dinlediklerimden Giorgia - Gocce Di Memoria / Anıların damlaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="250" height="199" src="http://www.youtube.com/embed/Gft81t8xqQc" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar guardian , telegraph , bbc&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2273317100621059446?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2273317100621059446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2273317100621059446&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2273317100621059446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2273317100621059446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/11/jeanette-winterson-yakn-ve-aslnda.html' title='Jeanette Winterson , yakın ve aslında çoktan gitmiş'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-XdwCcxlRlwM/TrLBDAmN45I/AAAAAAAAAh4/uvb33qB99_U/s72-c/jw1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-7654342738657711745</id><published>2011-11-02T07:06:00.000-07:00</published><updated>2011-11-02T07:54:26.442-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='#biryazar=ernesthemingway'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor (Başlangıç)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-fKt6G3o_qrU/TrFWbpm3VQI/AAAAAAAAAhI/gC55zxSgV5o/s1600/ernesthemingway.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 317px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-fKt6G3o_qrU/TrFWbpm3VQI/AAAAAAAAAhI/gC55zxSgV5o/s320/ernesthemingway.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670408438861485314" /&gt;&lt;/a&gt; Okunacak ne kadar çok kitap var diye düşünürken bu sene farklı bir şey yapıp bundan sonra ara okumaları saymazsak bir yazar üzerine yoğunlaşıp o yazara ait bütün kitapları okumaya karar verdim. Bu tür bir tekniğin yazar üzerine yoğunlaşmada yazarı anlamada daha faydalı olacağını da düşünüyorum. İçimdeki , aklımdaki kırıntıları birleştirdiğimde ilk olarak Ernest Hemingway ile başlamanın yerinde olacağını düşündüm ve geçen haftasonu bilimum etkinlikle açılışı Çanlar Kimin İçin Çalıyor adlı kitapla yaptım. Ernest Hemingway ve kitaplarından çarpıcı ve beklentimin üzerinde bir karşılık alacağımdan eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-xwiD0gYRHWs/TrFWnXL0yxI/AAAAAAAAAhU/vWmD8QNPMo8/s1600/canlarkiminicincaliy1or.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-xwiD0gYRHWs/TrFWnXL0yxI/AAAAAAAAAhU/vWmD8QNPMo8/s320/canlarkiminicincaliy1or.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670408640074664722" /&gt;&lt;/a&gt; Aslında kitapları yazarın kitapları yazış sırasına göre okumak niyetindeydim ancak internetin bilgilerine her zaman güven olmuyor ki yanlış bir sıra ile başlamış oldum. Kim bilir belki bundan sonra doğru sıraya geri dönerim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemingway'in Yaşlı Adam Ve Deniz kitabını okumuş onun balıkçı , avcı tarafını tanıma fırsatını bulmuştum. Tanıyanların bildiği üzere onun tırnak içinde savaşçı yanının belki de daha etkili olduğu eserlere başlamam gerekti. Aşağıda fotoğrafını paylaştığım Küba'nın başkenti Havana'nın Ambos Mundos otelinde yazdığı kitap yazarın İspanyol İç Savaşı tecrübelerine dayanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-hxsEqa03YRU/TrFWyu0H0ZI/AAAAAAAAAhg/0IS3DGToP0A/s1600/HotelAmbosMundos%2528Havana%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 234px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-hxsEqa03YRU/TrFWyu0H0ZI/AAAAAAAAAhg/0IS3DGToP0A/s320/HotelAmbosMundos%2528Havana%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670408835396260242" /&gt;&lt;/a&gt; İspanyol İç Savaşıyla ilgili çok film izledim. Belki de şöyle demek gerekir İspanya için bir mihenk taşı olduğu için bu konuda çok film var.Öyle ki Çanlar Kimin İçin Çalıyora başlar başlamaz aklımda Pan'ın Labirenti filmindeki gibi bir stüdyo kurdum. Olan bitenleri bu yönde kafamda canlandırıyorum. Ormanın , çalılıkların içinde nereden çıkacağı belli olmayan militanlar onları kovalayan askerler. İspanyol dağları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-L4F-xnpRg_A/TrFW8RdVI3I/AAAAAAAAAhs/VN955gVGRDI/s1600/panlaby1rinth.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 182px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-L4F-xnpRg_A/TrFW8RdVI3I/AAAAAAAAAhs/VN955gVGRDI/s320/panlaby1rinth.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670408999314727794" /&gt;&lt;/a&gt; Henüz başladım kitaba Robert Jordan ana karakterini sevdim. Onun rehberi yaşlı Anselmo da dikkate değer görünüyor. Robert Jordan karakterleri tanıtıyor ve olacak olayların kopacak kıyametlerin altını ısıtıyor. Ölüm ve öldürmek üzerine sorgulamalar var ilk bölümlerde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altını çizmeye, sonra tekrar etmeye değer sözler de ediyor sık sık karakterler. Bilgi yayınları baskısında bunlar tırnak içinde yazılmış.&lt;br /&gt;" Bilmemeyi hep yeğlemişimdir . O zaman ne olursa olsun konuşan ben olmam." 1.bölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakterler duygu yüklü , mücadeleciler. Kitabı bitirdiğimde tekrar bu sayfalara dönerim sanıyorum konuyla ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde kuşkusuz ilginç bir hal de aldı okumak. Hemingway'i çabucak bitirip bu yıla başka yazarlar sığdırabilir miyim bakalım. Bu kitapları bitirene kadar başka bir kitapa en azından bir romana zaman ayırmayacağım. Okuma festivalimde evime misafir olmak üzere bir yazar öneriniz olur mu acaba ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-7654342738657711745?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/7654342738657711745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=7654342738657711745&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7654342738657711745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7654342738657711745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/11/ernest-hemingway-canlar-kimin-icin.html' title='Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor (Başlangıç)'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-fKt6G3o_qrU/TrFWbpm3VQI/AAAAAAAAAhI/gC55zxSgV5o/s72-c/ernesthemingway.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-4596027937372456257</id><published>2011-10-18T05:55:00.000-07:00</published><updated>2011-10-18T06:55:23.358-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Paris'te Gece Yarısı ve Devamlı Geçmişte Olma Arzusu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-uCem7tiT1mA/Tp17MalrPkI/AAAAAAAAAgQ/qVm_wu1-nYA/s1600/midnightinparis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 194px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-uCem7tiT1mA/Tp17MalrPkI/AAAAAAAAAgQ/qVm_wu1-nYA/s320/midnightinparis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664819359527943746" /&gt;&lt;/a&gt; Filmin Orijinal Adı : Midnight in Paris &lt;br /&gt;Çekim Tarihi : 2010&lt;br /&gt;Türü : Romantik Komedi&lt;br /&gt;Yazan , Yöneten : Woody Allen &lt;br /&gt;Oyuncular : (Hangi birini saymalı?) Owen Wilson , Rachel McAdams , Michael Sheen , Marion Cotillard , Corey Stoll&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gil ve Inez anne ve babalarının bir iş seyahatine takılarak Paris'e giderler. Gil ilk romanını yazma üzerine kafa yoran bir Hollywood yazarıdır. Paris'in büyüsüne kapılır ve şehirle arasında yazarlarda rastlanacak türden bir bağ oluşur. Inez ise bu duygusal bağı Gil ile paylaşmak niyetinde değildir. Aslına bakılırsa bu kavramlardan oldukça uzak görünmektedir. Gil , altın çağ olarak gördüğü 1920lerin Parisini düşlemektedir . İlhamını bu nostalji tutkusuyla aramaktadır. Inez'in arkadaşlarıyla dansa gittiği bir gece Gil Paris'in sokaklarında yürüyüşe çıkar ve bu yürüyüş onu Paris'in geçmişi aracılığıyla onun kendi geleceğine götürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Woody Allen yine yapmış ve benim bildiğim Manhattan ve Barcelona'dan sonra bu sefer de Paris'e el atmış. Film sahne sahne Paris dolu ! Biz ülke tanıtımına büyük paralar akıtıp reklamlar hazırlayalım elin adamı sadece bir filmle bu etkinin katbekat fazlasını elde ediyor. Şöyle kesenin ağzı açılsa al Woody bu para bu İstanbul dense...(?) İyi ya da kötü , beğenelim ya da beğenmeyelim Woody Allen bu filme de imzasını atmış. Bir şekilde film ona ait olduğunu hissettiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre eksilerinden başlarsak filmin ana karakteri Gil'i Owen Wilson'ın yerine başka biri de oynayabilirdi. Amerikalı turist rolü tamam da duygu yüklü başarılı bir yazar kısmında eksik gördüm. Özellikle eski yazarlarla karşılaştığı anlar oldukça silik. Bilmiyorum. Öte yandan filmde Michael Sheen ve Marion Cotillard gibi çok beğendiğim ve başarılı bulduğum oyuncular da var. Yine çok iyiler...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-RT2DsWkZ0b4/Tp2BTlEBSrI/AAAAAAAAAgc/5TRqCpzdwk0/s1600/MidnightInParisStill3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 222px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-RT2DsWkZ0b4/Tp2BTlEBSrI/AAAAAAAAAgc/5TRqCpzdwk0/s320/MidnightInParisStill3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664826079668423346" /&gt;&lt;/a&gt; Filmin en güzel taraflarından biri öyküsü. İzleyeni geçmişe ve geçmişin de ötesinde o dönem yazarları ,ressamları, yönetmenleriyle tanıştırıyor. Ana karakterin zaman yolculuğunda karşılaştığı bu kişiler arasında kimler yok ki ? Ernest Hemingway , Picasso , Dali , Scott Fitzgerald , Buñuel , T.S Eliot bazıları. Filmde hepsine dair az ya da çok detaydan onların kendilerinden sonraki zamana kadar varlığını sürdüren eserlerinden onların oluşum öyküsünden bahsedilmiş ki film sırf bu nedenden izlemeye değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle A Moveable Feast kitabında anlattıklarıyla Paris hakkında düşüncelerini belirten Ernest Hemingway'in filmdeki bulunuşunu etkileyici buldum. Yazılarını etkileyen o bulunduğu savaşlar kişiliğine de yansımış bir Hemingway. Stili ve yazmak konusunda çok şey anlatıyor filmde. Her yerde Hemingway çıkıyor karşıma ve bu sene karar verdim okumadığım kitabı kalmayacak. Dali ve Buñuel'i ayrı severim ve onları da gördüğüme sevindim filmde. Dali Dali gibiydi de sanki Buñuel pek olmamış. Özellikle Gil'in El Angel Exterminador filminin fikrini verdiği anda Buñuel soru sormak yerine bu harika bir fikir cevabını verirdi diye düşünüyorum. Yine de o sahneyi sevdim Gil bu zamanda yolculuk hikayesini ancak bu sürrealistlere anlattığında böyle komik olurdu.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-tdiittIoPhk/Tp2Bmhw-o2I/AAAAAAAAAgo/QfBIWBS1NQI/s1600/hemingway.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 181px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-tdiittIoPhk/Tp2Bmhw-o2I/AAAAAAAAAgo/QfBIWBS1NQI/s320/hemingway.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664826405200765794" /&gt;&lt;/a&gt; Filmin ana karakteri Gil "altın çağ" olarak nitelediği 1920'lere özlem duyuyor. O zamanki yaşamın daha güzel olacağını düşünüyor. Tam da duygusal ve nostaljik bir insandan bekleneceği üzere şimdilerden umduğunu bulamadığı için geçmişe bir övgü içinde devamlı. İronik olarak geçmiş zamanda rastladığı kişiler de Rönesansı düşlüyor.(!) Filmin işlemeyi üzerine vazife ettiği bu fikri çok sevdim. Belki ben de bunlardan biriyim. Aslında günümüz modern zamanlarında bu hisse kapılan birçok insan var. Umduğunu bulamadığında mekanları ve zamanları suçlayan insanlar. Ya şurada olsaydım her şey daha güzel olurdu ya da şu zamanda yaşasaydım daha mutlu olurdum diyerek suçu zaman ve mekanlara atıyoruz. Belki de onun için tatillerde aile ve arkadaşlarla zaman geçirmek yerine daha çok geziyor, belki de bu yüzden evlerimizi eski eşyalarla dolduruyoruz. Bir şeyi kabullenmek gerekir aslında o da : İnsan kendinden öte kaçamıyor nereye hangi zamana giderse gitsin. Filmin kahramanı bunu öğrenmek için zamanda güzel ufak bir yolculuğa çıkmak zorunda kaldı ve mutluluğu, tatmini ancak bu şekilde buldu. Belki bize yalnızca filmi izlemek yetecektir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir not filmde sürekli çalan bir şarkı var çok sevdim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="400" height="233" src="http://www.youtube.com/embed/r9YNKRwI5aU" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi seyirler !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-4596027937372456257?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/4596027937372456257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=4596027937372456257&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4596027937372456257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4596027937372456257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/10/pariste-gece-yars-ve-devaml-gecmiste.html' title='Paris&apos;te Gece Yarısı ve Devamlı Geçmişte Olma Arzusu'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-uCem7tiT1mA/Tp17MalrPkI/AAAAAAAAAgQ/qVm_wu1-nYA/s72-c/midnightinparis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-6993227881416118865</id><published>2011-10-04T07:44:00.000-07:00</published><updated>2011-10-04T08:52:47.788-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat - Dilbilim'/><title type='text'>Bu havalar ve bizler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-sfrKosokt78/TosdfgRCQQI/AAAAAAAAAgA/ZGHpgRpdZys/s1600/weather.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 262px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-sfrKosokt78/TosdfgRCQQI/AAAAAAAAAgA/ZGHpgRpdZys/s320/weather.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659649783795695874" /&gt;&lt;/a&gt; Sonbaharın kendini iyiden iyiye hissettirdiği bu günlerde havaların sağı solu belli olmuyor.Bir gün kapalı diğer bir gün açık...Gün içindeki ısı değişmeleri kendini ciddi bir şekilde hissettiriyor. Sabah ve akşamları güneş etkisini yitirdiğinde üşürken öğle vakti güneş altında yanmak kaçınılmaz oldu. Vücudumuzu şaşkına çeviren devamlı farklılaşan bu durumlar hastalıklara da davetiye çıkarıyor. Uzak olsun !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her mevsimin ayrı bir tadı o tadı yaşamanın da ayrı güzellikleri vardır kuşkusuz.Baharlar söz konusu ise ben iki baharın da kış ve yaz ayları arasında bir barış sağlayıcı olduğunu düşünürüm. Kışın ve yazın farklı manada şiddetlerini yumuşatırlar.İlkbaharın şehirlerde nasıl geçtiğini pek anlamıyor olsam da kışın ardından yeniden diriliştir ilkbahar. Sonbahar kahverengidir diye severim. Hemingway Paris Bir Şenliktir adlı kitabında keskin soğukların baharı öldürmesini , nedensiz bir insanın ölümü kadar kederli bulduğunu yazmış. Sonbahar yazla kışın arasına girerek biraz da bu katı ölüme biraz olsun yumuşaklık bir neden katıyor. Biraz da ondan severim sonbaharı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapalı havalar ve güneşli havalar arasında insan psikolojisi ne kadar ayrım gösterir değil mi ? Dışarda aydınlık bir gün bizi beklerken insan hayat dolar . Öte yandan kapalı hava kasvet ,keder ve iç sıkıntısıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava değişimleri insan psikolojisini etkilediği kadar edebiyat dünyasını da etkilemiştir. İnsana iyi gelmesi yazına da sirayet etmiştir .İngiliz edebiyat tarihinden güzel bir örnek verecek olursak Britanya adasının kara bulutları altında yaşayan Anglo Saksonların kara dalgalar girdaplar üzerine yazdıkları Fransa'nın kuzeyinde daha ziyade Akdeniz havası getiren Norman İstilası ile birlikte tam anlamıyla yumuşamış "gün" yüzü görmüştür. Doğaya ve hayata bakışta karamsarlığın yerini ışık ve neşe almıştır. Mina Urgan'ın İngiliz Edebiyatı Tarihi eserinden bu bulutlar altındaki adanın kötümser,soğuk dönem edebiyatından bir şiirle örnek vermek isterim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsesiz adam uyanır o zaman,&lt;br /&gt;Gözünün önünde bomboş dalgalar görür ancak,&lt;br /&gt;Ve kanatlarını yayarak sulara dalan deniz kuşları,&lt;br /&gt;Karla karışık yağmur,doluyla karışık kar görür.&lt;br /&gt;Yüreğin yaraları daha da ağırlaşır o zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki ve benzeri kötü havaların getirdiği hayatın boş olduğu fikrini barındıran yazılar bir başka yerde tabiri caizse çiçek böcek ve kelebeklerin güneş altındaki renklerinin ne kadar hayat dolu olduğunu anlatıyor da olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-TqOrIPRnT8M/TosokIVeCkI/AAAAAAAAAgI/Pb5sQ24cs5Y/s1600/yolculuknotlari.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 117px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-TqOrIPRnT8M/TosokIVeCkI/AAAAAAAAAgI/Pb5sQ24cs5Y/s320/yolculuknotlari.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659661957899094594" /&gt;&lt;/a&gt; Blaise Cendrars'ın Avrupa'dan Güney Amerika'ya yaptığı deniz yolculuğu üzerine şiirler barındıran Yolculuk Notları kitabında da konuyla ilgili hoş detaylar göze çarpıyor. Aşağı yukarı kitabın ortalarına kadar olan şiirler ile Ekvatoru aşağı indikten sonra yazdıkları arasında açık bir fark göze çarpıyor. Ekvatoru geride bıraktıktan sonra ısınan havanın üzerindeki etksini yazar şöyle aktarıyor :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizgiye kadar kıştı &lt;br /&gt;Şimdi yaz&lt;br /&gt;Üst güverteye bir havuz kurdurttu kaptan&lt;br /&gt;Dalıyorum yüzüyorum sırtüstü yatıyorum&lt;br /&gt;Artık yazmıyorum&lt;br /&gt;Yaşamak ne güzel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© İlk fotoğraf dalga izlerine aittir. İkinci fotoğraf Blaise Cendrars - Yolculuk Notları kitap kapağı - Philipp_G&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-6993227881416118865?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/6993227881416118865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=6993227881416118865&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6993227881416118865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6993227881416118865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/10/hava-durumu-ve-etkileri.html' title='Bu havalar ve bizler'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-sfrKosokt78/TosdfgRCQQI/AAAAAAAAAgA/ZGHpgRpdZys/s72-c/weather.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-326580885870346007</id><published>2011-09-27T05:48:00.000-07:00</published><updated>2011-09-27T06:21:42.431-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Olan Biten'/><title type='text'>Herkül Heykeli Parçaları Birbirine Kavuşuyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Ul7YF4bydpw/ToHHkglL0sI/AAAAAAAAAfg/G4dIw4eTQXg/s1600/Photo-0052.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 246px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Ul7YF4bydpw/ToHHkglL0sI/AAAAAAAAAfg/G4dIw4eTQXg/s320/Photo-0052.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657022036989170370" /&gt;&lt;/a&gt; Antalya Müzesi'nde yarım bir Herkül (Heracles) heykeli vardır. 1980 yılında Prof. Dr. Jalen İNAN önderliğinde yapılan Perge kazılarında heykelin alt yarısı bulunmuştu. Aynı yıl heykelin üst kısmının da hırsızlar tarafından yurtdışına kaçırıldığı öğrenildi. ( Ki bu pek de az karşılaşılan bir durum değildir. ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak heykelin üst kısmı Amerika'da New York Metropolitan Sanat Müzesinde alt kısmı da Antalya Arkeoloji Müzesinde sergilenmeye başlandı. Jale İNAN'ın hem ülkemiz hem de ABD'de yaptığı araştırmalar sonucu bu iki parçanın da birbirine ait olduğu kesinleşmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Vde0WUGo_Kw/ToHJQw0gQTI/AAAAAAAAAfo/iPZa6v83jYE/s1600/Photo-0050.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 246px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Vde0WUGo_Kw/ToHJQw0gQTI/AAAAAAAAAfo/iPZa6v83jYE/s320/Photo-0050.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657023896774263090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-F73mUSVUS78/ToHJgYsHcEI/AAAAAAAAAfw/_LVjHzH5kqk/s1600/Photo-0051.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 246px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-F73mUSVUS78/ToHJgYsHcEI/AAAAAAAAAfw/_LVjHzH5kqk/s320/Photo-0051.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657024165174538306" /&gt;&lt;/a&gt; Bugünlere kadar heykel Antalya müzesinde karşıdan bakıldığında bir tamamlayıcı görevi yapan üst kısmının fotoğrafıyla beraber sergilendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eserlerin yapıldıkları ve bulundukları topraklar ana vatanlarıdır. Yarım yamalak olmasından ziyade heykelin "memleketinden" uzakta Amerika'da olması gayet anlamsız. Tıpkı İngiltere'de Londra'da sergilenen birçok doğu medeniyeti eserlerinin orada aslında üzerinde yüklü olan anlamlardan yoksun olduğu gibi. Almanya'da Berlin müzesinin Bergama Bölümünde bulunun yerinden parça parça koparılıp sergilenen Zeus Sunağının aslında orada ne kadar öksüz olduğu gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah haberlerinde spikerler gazete başlıklarını okur ya hani birisinde denk geldim fotoğrafı son anda gördüm ve tanıdım. Spiker habere ilişkin yazıyı okumadı ama ben bana gerekli olanı almıştım uykulu gözlerle de olsa. Sonrasında google'da haberlerde arattığımda konuyla ilgili haberin Milliyet gazetesinde olduğunu gördüm. Okudum ve çok sevindim. Haberi okumak isteyenler &lt;a href="http://sanat.milliyet.com.tr/yorgun-herakles-e-eskortlu-karsilama/kultursanat/haberdetay/26.09.2011/1443443/default.htm?ref=milliyet_anasayfa"&gt;buradan&lt;/a&gt; buyursunlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkül heykelinin diğer yarısı uzun süren çalışmalardan sonra ait olduğu topraklara getirilmiş. Parçaların birleştirilmesi gibi üzerinde yapılacak birtakım çalışmalardan sonra bir "bütün" halinde Antalya Müzesinde sergilenmeye başlanacakmış. Darısı uzaklarda bir manasını arayan boşlukta olan bütün eserlerimizin "başına" !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;© Fotoğrafları cep telefonuyla çekmiştim. Kusura bakmazsınız artık !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-326580885870346007?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/326580885870346007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=326580885870346007&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/326580885870346007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/326580885870346007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/09/herkul-heykeli-parcalar-birbirine.html' title='Herkül Heykeli Parçaları Birbirine Kavuşuyor'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Ul7YF4bydpw/ToHHkglL0sI/AAAAAAAAAfg/G4dIw4eTQXg/s72-c/Photo-0052.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-3081645580259121372</id><published>2011-09-26T07:17:00.000-07:00</published><updated>2011-09-26T08:24:39.762-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='#bakbunuseviyorumişte'/><title type='text'>Vespa Filmleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-C4g_Zm5fdbk/ToCIpdj_FLI/AAAAAAAAAeg/3io22hGtjlA/s1600/Vespa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 198px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-C4g_Zm5fdbk/ToCIpdj_FLI/AAAAAAAAAeg/3io22hGtjlA/s320/Vespa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656671377868919986" /&gt;&lt;/a&gt; Emmy ödül töreninden önce aynı konuda yazarken değinmiştim. Komedi dizileri artık komik mi ya da ne kadar komik diye dikkat çekmiştim. Herkesin gülünç bulduğu şeylerin farklılığı aşikar ancak Amerikan televizyonlarının 20 dakikalık komedi dizilerinin çoğunun değişen mizah anlayışı da gözden kaçmıyor. Ben Everybody Loves Raymond seviyorum. 1996-2005 arası çekilen ve Peter Boyle'un vefatıyla çekimlerine mecburi son verilen bu diziye çok gülüyorum. Öyle ki bazı sahnelerde görüntüyü durdurup kahkahalarımı bir güzel atıp ancak öyle devam edebiliyorum. Buradan konu başlığım Vespa'ya nasıl mı geleceğim ? Everybody Loves Raymond 5.sezon 1 ve 2 bölümleri İtalya'da geçiyor. Bir Vespa'nın üzerinde görmeyi umduğum en son kişi Frank Barone karakterini öyle görünce o sahne çok hoşuma gitti. Daha önce bu bölümü defalarca izlemiş olmama rağmen ilk defa böyle dikkatimi çekmişti. Vespa sinema ve televizyon dünyasında ortalama bir oyuncudan fazla rol almıştır diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-rzbjWOWRp3M/ToCPevIPuDI/AAAAAAAAAeo/2L5AxnAcws4/s1600/elr.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-rzbjWOWRp3M/ToCPevIPuDI/AAAAAAAAAeo/2L5AxnAcws4/s320/elr.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656678890187241522" /&gt;&lt;/a&gt; Everybody Loves Raymond 5.sezon 1 ve 2. bölümler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akdeniz müziği , mutfağı , insanı içimizde hangi duyguları uyandırıyorsa scooter türü bir motorsiklet markası olan Vespa da Amerikan film endüstrisi için aynı etkiye sahiptir demek yanlış olmaz sanırım. Vespa'nın taşıdığı o samimiyet ve sıcaklık ön planda bir vitrin olarak olsun ya da arka planda bir detay olarak olsun izleyiciyi çekmek için kullanılmış. Hem de azımsanmayacak derecede çok kullanılmış eğer şöyle dikkatli bir düşünürsek. Ben birçok sevdiğim filmde Vespa'ya rastladım ve onlardan bazılarını burada paylaşmak istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-AxamBlbVhQ8/ToCR116qjHI/AAAAAAAAAew/JQqLGDqF0GU/s1600/romanholiday.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; http://www.blogger.com/img/blank.giftext-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-AxamBlbVhQ8/ToCR116qjHI/AAAAAAAAAew/JQqLGDqF0GU/s320/romanholiday.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656681486169574514" /&gt;&lt;/a&gt; Vespa denince akla ilk gelen film Audrey Hepburn'ün oynadığı &lt;a href="http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/02/roman-holiday-roma-tatili.html"&gt;Roman Holiday&lt;/a&gt; ( Roma Tatili ) filmidir desem abartmış olmam. Filmde Audrey Hepburn'ün Roma'yı Vespa ile turlamasından sonra Romanın turist akınına uğradığından Vespaların da onbinlerce yeni sahip bulduğundan &lt;a href="http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/02/roman-holiday-roma-tatili.html"&gt;bu sayfalarda&lt;/a&gt; bahsetmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine dalgaizlerinde yer verdiğim şair Neruda'nın bir İtalyan kasabasında yaşadıklarını konu edinen güzel film &lt;a href="http://dalgaizleri.blogspot.com/2010/12/il-postino-postac.html"&gt;Il Postino &lt;/a&gt;(Postacı) filminde de rastlıyoruz Vespa'ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ThZPd4UARgU/ToCTrY8f88I/AAAAAAAAAe4/y1G1Q5cj-NE/s1600/ilpostino.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 198px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ThZPd4UARgU/ToCTrY8f88I/AAAAAAAAAe4/y1G1Q5cj-NE/s320/ilpostino.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656683505617204162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-tm7h477dzRs/ToCUx8KoZpI/AAAAAAAAAfA/cKf_qKzc3WU/s1600/ratatouille.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 166px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-tm7h477dzRs/ToCUx8KoZpI/AAAAAAAAAfA/cKf_qKzc3WU/s320/ratatouille.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656684717662561938" /&gt;&lt;/a&gt; Beğendiğim animasyon filmlerinden olan Ratatouille'da bu sefer mekan Paris olsa da Vespa bir rol de buradan kapmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-OoZULEeBH8U/ToCVOBf5REI/AAAAAAAAAfI/QuzWkBUFDsM/s1600/littlemisssunshine.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 161px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-OoZULEeBH8U/ToCVOBf5REI/AAAAAAAAAfI/QuzWkBUFDsM/s320/littlemisssunshine.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656685200130262082" /&gt;&lt;/a&gt; Little Miss Sunshine ( Küçük Günışığım ) filmine de yakışıyor. Ailenin yolculuk yaptığı sevimli minibüs bir yana kenara köşeye bir yere Vespaları sıkıştırmak da fena olmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-VmkM2F-OffQ/ToCV1CpuX9I/AAAAAAAAAfQ/9mf9q9wvOkY/s1600/getsmart.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 182px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-VmkM2F-OffQ/ToCV1CpuX9I/AAAAAAAAAfQ/9mf9q9wvOkY/s320/getsmart.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656685870454824914" /&gt;&lt;/a&gt; Get Smart filminin kovalamacalarında bol bol yer alan bir başkası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-E76yUTNuh9Q/ToCWNh0-ZnI/AAAAAAAAAfY/x4FC-i0wltQ/s1600/thebourneultimatum.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 141px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-E76yUTNuh9Q/ToCWNh0-ZnI/AAAAAAAAAfY/x4FC-i0wltQ/s320/thebourneultimatum.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656686291140372082" /&gt;&lt;/a&gt; Bu sefer The Bourne Ultimatum'da aksiyonun içinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüntü bulamadım ama sanırım Fransız yapımı Taksi filmlerinden birinde (1. olması lazım ) Vespa'lılar Daniel ve Emilien'e yardım ediyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve niceleri...Volkswagen diye tabir edilen eski model Vosvoslar ve Vespa scooterlar sahipleri ya da dışardan bakanlar tarafından artık birer hayat tarzı olarak algılanır oldu. Yukarıda bahsettiğim filmlerdeki görüntülerin yanında bir çok tasarımcı tarafından dizayn ikonu olarak kullanılır oldu Vespalar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-3081645580259121372?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/3081645580259121372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=3081645580259121372&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3081645580259121372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3081645580259121372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/09/vespa-filmleri.html' title='Vespa Filmleri'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-C4g_Zm5fdbk/ToCIpdj_FLI/AAAAAAAAAeg/3io22hGtjlA/s72-c/Vespa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5249195121565472110</id><published>2011-09-17T08:04:00.000-07:00</published><updated>2011-09-17T08:20:04.501-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TV'/><title type='text'>Benim Emmy Ödüllerim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-keAgCj3uIBk/TnSmkqWAFwI/AAAAAAAAAdg/MKXOfO_c8lM/s1600/emmy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-keAgCj3uIBk/TnSmkqWAFwI/AAAAAAAAAdg/MKXOfO_c8lM/s320/emmy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653326581028886274" /&gt;&lt;/a&gt; 63. Emmy Ödül Törenine ve adayların güzel geçeceğini tahmin ettiğim gecede ödüllerini almasına neredeyse bir gün kaldı. Ödüller yarın gece yani 18 eylül pazar gecesini pazartesine bağlayan gece sahiplerini buluyor. Cnbc-e ve e2 canlı yayınla verecek bakalım bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha öncesinde &lt;a href="http://altbilgi.blogspot.com/2011/08/sizin-emmy-odulleriniz.html"&gt;Altbilgi&lt;/a&gt; severek takip ettiğim blogunda bir anket düzenlemiş. Gösterilen adaylar içinden kendi ödülümüzü vermek istediğimizi seçerek gece öncesi bizlere bir oylama imkanı sunmuş. Orada görüş belirtip ben de "kendi kazananlarıma" bu sayfalarda yer vereyim istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;And The Emmy Goes To...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Komedi : En İyi Dizi Adaylar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Glee&lt;br /&gt;Parks &amp; Recreation&lt;br /&gt;The Big Bang Theory&lt;br /&gt;30 Rock&lt;br /&gt;Modern Family&lt;br /&gt;The Office&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Komedi : En İyi Kadın Oyuncu Adaylar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Amy Poehler- Parks &amp; Recreation&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Laura Linney - The Big C&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tina Fey - 30 Rock&lt;br /&gt;Edie Falco- Nursie Jackie&lt;br /&gt;Martha Plimpton - Raising Hope &lt;br /&gt;Meliissa McCarthy- Mike &amp; Molly&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komedi dalında en iyi kadın oyunculardan oyum Laura Linney'e. Aslında The Big C dizisi herhangi bir dalda aday olsa ona da oy verebilirdim. Tahmin edebiliyorum izleyenlerin olduğu kadar akademi yetkililerinin de aklını karıştırmış olacak The Big C."Drama desek ? Eh değil . E kanseri merkeze almış bir komedi de olmaz hani!" diye düşünmüş olabilirler. Komedilerin artık ne kadar komik olduğu ve onlara ne kadar güldüğümüz de tartışılır. The Big C'yi senaryosunu ve Laura Linney'i çok başarılı buluyorum ben.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-fBBFTOWUqgQ/TnSqgmzuprI/AAAAAAAAAdo/35dGFoWkeN8/s1600/Thebigc.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 224px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-fBBFTOWUqgQ/TnSqgmzuprI/AAAAAAAAAdo/35dGFoWkeN8/s320/Thebigc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653330909406865074" /&gt;&lt;/a&gt; The Big C için bir kanser komedisi değil kansere yakalanmış bir kadının komedisi diyebiliriz. İzlemeyenler kafasında kanser olmuş bir karakter canlandırıp ah canım yazık ya da budist iyimserliğinde mutluluk güneş gülücüğümüzün arkasında diye düşünebilirler. Cathy ( Laura Linney ) tüm gerçekçiliğiyle hastalığıyla yüzleşip daha iyi olmak için değil de iyi olmak için savaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-dVNo3QOBQ9w/TnSwjx_5wMI/AAAAAAAAAdw/1oOQszoTleE/s1600/thebicx.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 230px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-dVNo3QOBQ9w/TnSwjx_5wMI/AAAAAAAAAdw/1oOQszoTleE/s320/thebicx.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653337561020088514" /&gt;&lt;/a&gt; The Big C bana göre de içindeki ve adındaki kansere karşın hayatını kaybetmek üzere olan birinden çok hayatla ilgili bir dizi. Yaşama , daha iyi yaşama ruhunu ve bunun için önümüzde seçilebilecek bir çok yol olduğunu aşılıyor bana. Laura Linney başarıyla üstesinden geldiği Cathy karakteriyle elinde kalan hayatıyla ne yapacağını düşünürken bir şekilde yaşayan izleyenlere de dur bir dakika peki ben ne yapıyorum diye düşündürüyor. İster ironik ister absürd deyin farklı komedi öğeleriyle The Big C bir klişe olacak ama " hem ağlatıp hem güldürüyor." Son zamanlarda daha iyisini daha zekisini ve farklısını görmedim. Etkilendiğim çok belli ama bu dizinin aktarmak istediği felsefesini edindiğimi düşünüyorum.Belki ilerde bu dizi ile ilgili daha fazla yazarım. İzledim izliyorum onun için oyum Laura Linney'e ve her neyiyle adaysa The Big C'ye :)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Drama : En İyi Erkek Oyuncu Adaylar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Timothy Olyphant - Justified &lt;br /&gt;Steve Buscemi - Boardwalk Empire &lt;br /&gt;Jon Hamm - Mad Men &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hugh Laurie - House&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;Michael C. Hall - Dexter&lt;br /&gt;Kyle Chandler - Friday Night Lights &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Drama : En İyi Kadın Oyuncu Adaylar &lt;br /&gt;Connie Britton - Friday Night Lights &lt;br /&gt;Elisabeth Moss - Mad Men&lt;br /&gt;Mariska Hargitay - Law &amp; Order: Special Victims Unit&lt;br /&gt;Kathy Bates - Harry’s Law &lt;br /&gt;Julianna Margulies - The Good Wife &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mireille Enos - The Killing &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-B1Dvfov28nQ/TnSz9j69T6I/AAAAAAAAAd4/7QNDUVXI4i8/s1600/sarahlinden.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 245px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-B1Dvfov28nQ/TnSz9j69T6I/AAAAAAAAAd4/7QNDUVXI4i8/s320/sarahlinden.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653341302452735906" /&gt;&lt;/a&gt; Drama dalında en iyi erkek oyuncu ödülümü &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;House MD&lt;/span&gt;'de bana göre harika işler çıkaran &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hugh Laurie&lt;/span&gt;'ye veriyorum. Dizi bitene kadar bu oy değişmeyecek sanıyorum.&lt;br /&gt;Drama dalında en iyi kadın oyuncu&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; The Killing&lt;/span&gt;'in cinayet dedektifi Sarah Linden rolündeki&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; Mireille Enos&lt;/span&gt;. Gizemli polisiye suç dizisi The Killing'de Enos diğer birçok polisin göremediğini gören zeki yetenekli bir polisi oynuyor. Soğuk bir duruşu olmasının yanı sıra bir annenin duygularını da katıyor Sarah Linden rolüne. Böyle oyuncular için hep kendi karakterine yakın bir karakteri oynuyordur heralde diye düşünürüm. Karanlık evet karanlık dizinin soğuk dedektifi "etkileyici" karakteriyle ekran başına kilitliyor. The Killing dizisi karanlık , olayın geçtiği Seattle şehrine hiç güneş doğmuyor devamlı yağmur yağıyor. Öyle ki Mireille Enos hem o soğukluğu hem de bu karanlık alışkanlığıyla bir vampir dizisinde oynayabilir. Dizinin ikinci sezonu başlayacak ve hala aynı cinayet gizemini koruyor. Bölüm bölüm gün gün değişik çıkmazlarla düğümleri çözmeye çalışıyor izleyenlerle beraber dedektif Linden. İzlemeyenler arasında " On küsür bölümde cinayet çözülmez mi la !" diyenler hiç yanaşmasınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorsunuz müzikten makyaja , sanat yönetmeninden fotoğraf seçicisine kadar birçok aday var . Hepsini inceleyemedim . &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Conan&lt;/span&gt;'ı seviyorum ona oy verir ödül almasını isterim. Adaysa &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ellen&lt;/span&gt; yine alsın derim. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Game Of Thrones&lt;/span&gt;'u o kadar da beğenmedim ama sanırım bu dizi ödül sahibi olacak. Hatırlatayım &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mad Men&lt;/span&gt; ne kadar ödül alırsa alsın izlemeyeceğim :) Fantastik illa vampirli cadılı bir şeyler varsa adaylar arasında oyum &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;True Blood&lt;/span&gt;'a. Daha fazla da uzatmak istemiyorum . Siz de görüşlerinizi belirtirseniz sevinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İyi Seyirler !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5249195121565472110?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5249195121565472110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5249195121565472110&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5249195121565472110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5249195121565472110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/09/benim-emmy-odullerim.html' title='Benim Emmy Ödüllerim'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-keAgCj3uIBk/TnSmkqWAFwI/AAAAAAAAAdg/MKXOfO_c8lM/s72-c/emmy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5832560877694479156</id><published>2011-09-08T07:15:00.000-07:00</published><updated>2011-09-08T08:06:13.917-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='# eskilergüzeldir'/><title type='text'>Al Bano &amp; Romina Power # eskilergüzeldir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-XgSD4eExs2A/TmjYIugeo5I/AAAAAAAAAdQ/OLBCYCk5ij4/s1600/AlBanRomi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 285px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-XgSD4eExs2A/TmjYIugeo5I/AAAAAAAAAdQ/OLBCYCk5ij4/s320/AlBanRomi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5650003376971096978" /&gt;&lt;/a&gt; Yine güzel bir şakı dinleyelim istiyorum. Bayram ziyareti nedeniyle dayımın yanına uğradığımda ağzında sözlerini tam bilmese de keyifle bir şarkı mırıldandığını farkettim. Sürekli aralıklarla belli belirsiz gibi gelse de güzelliğini aslında belli eden mırıldanma... "liiiberta liiiberta" Dayanamayıp sorduğumda eskilerden bir şarkı olduğunu söyledi."Al Bano ve Romina Power söylerdi.80li yıllardı..." Nedendir bilmem söyleyiş tarzından ve heyecanından olsa gerek bu şarkıcıların ismini de en az otuz yıldır ilk defa bana zikrettiğini düşünüyorum. Anlamadığım için tekrarlamasını istedim hiç duymadığım bu isimleri. Power mı ? Bu ne biçim İtalyan ismi şarkı italyanca sözler taşıyor gibi dedim. Uzatmadı ve uygun bir zamanda dinleteceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün sonra dinleme fırsatı da bulduk. Dayımın bana göre imrenilecek bir kaset koleksiyonu var. Bu kasetlerin genelini 70li yılların sonu ve 80li yıllara ait kasetler oluşturuyor. Bunları bir şekilde Cd'ye çekme planları olduğunu biliyorum malum bu yaştaki bantların ömürleri o kadar da uzun değil. Defalarca dinlenen kasetlerin bantların aşınması , müzik çaların bantları "sarması", kalemle bu bantları tekrar sarmalar...Farkettiniz mi kasetlerden de artık taş plaklar gibi bahseder olduk. Herneyse işte dayımın bu kasetleriyle aslında küçüklükten bu yana alakalıyımdır. Çok küçükken onlardan kaleler yaptığımı, arka arkaya dizerek domino etkisi devirdiğimi hatırlıyorum. Çoğunu kırar içindeki kağıtları yırtarmışım dediğine göre ben hatırlamıyorum o kadarını. Aklım daha da yetmeye başladığında izin alıp içinde latin müziği olanları dinlediğimi hatırlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Zc5dZOtxgSY/TmjYOmjP_NI/AAAAAAAAAdY/Q05j6bXRV-c/s1600/kaset0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 212px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Zc5dZOtxgSY/TmjYOmjP_NI/AAAAAAAAAdY/Q05j6bXRV-c/s320/kaset0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5650003477914451154" /&gt;&lt;/a&gt; Kasetimizi bulup taktığımızda dayım ezberlemişçesine şarkının yerini ayarladı. Hep öyledir ya kasetlerde. Bir iki şarkıdan sonra çalmaya başladı. Malum İtalyan müziğinin o yıllara ait Akdeniz ezgileri.Kafa yormayan bir müziğin önüne çıkan iki saf ses. Şarkıyı sadece bir kere dinleyebildik ve oldukça beğendim. İkinci ve daha fazlası defalar dinleyememizin nedeni aletin kaseti yine sarması oldu. Birbirine dolanan bantları şarkıyı dinledikten sonra görmem kasete daha çok önem vermemdeki sebep eminim. Sonra bantlar özenle sarıldı ve kaset istirahate alındı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyseki youtube var dedim. Dinlerim ben bunu ! Umutsuzca ve elindeki benden daha yaşlı kasete daha da fazla değer katarcasına yoktur ki dedi dayım. Bilmiyorum internetin varlığına sevinmeli miyim ? O bantın sarıldığını görmek şarkıların bir zaman belki daha da değerli olmuş olabileceğini düşündürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al Bano ve Romina Power bir zamanlar ülkemizde çok meşhurlarmış. Ben "Felicita"larını duymuştum daha önceden siz de bilirsiniz. Bu şarkıyı daha bir beğendim nedense ama. "Yak beni yık beni" değil de içinde "özgürlük" geçen bir şarkı yapmışlar daha ne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beraber dinleyelim altına da Türkçe çevirisini ekledim.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="450" height="367" src="http://www.youtube.com/embed/uyFpf9aG30A" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Gece kaçıp giden bir adamın omuzlarına çöküyor.&lt;br /&gt;Karanlığın beraberinde kendisiyle bir sır da götürecek.&lt;br /&gt;Evlerin ve kiliselerin arasında bir kadın artık orada olmayan birini arıyor.&lt;br /&gt;Ve senin adına ,daha kaç insan geri dönmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlük, o kadar fazla insanı ağlattın.&lt;br /&gt;Sensiz , daha fazla yalnızlık var.&lt;br /&gt;Hayatı yaşama amacım olana dek&lt;br /&gt;Sana sahip olmak için yaşayacağım.&lt;br /&gt;Özgürlük, koro yükseleceği zaman&lt;br /&gt;Sana sahip olmak için şarkı söyleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların acı ve derilerinin üstünde beyaz bir kağıt var.&lt;br /&gt;Fakir insanlarda kinizm her gün gelişiyor&lt;br /&gt;Acizliğin kalbinin karanlığında bir güneş tekrar doğuyor ama.&lt;br /&gt;Sessizliğin içinden seni arayan bir ses doğacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlük, o kadar fazla insanı ağlattın.&lt;br /&gt;Sensiz , daha fazla yalnızlık var.&lt;br /&gt;Hayatı yaşama amacım olana dek&lt;br /&gt;Sana sahip olmak için yaşayacağım.&lt;br /&gt;Özgürlük, koro yükseleceği zamanhttp://www.blogger.com/img/blank.gif&lt;br /&gt;Sana sahip olmak için şarkı söyleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlük, bir daha öyle ağlamaksızın.&lt;br /&gt;Sensiz , daha fazla yalnızlık var.&lt;br /&gt;Hayatı yaşama amacım olana dek&lt;br /&gt;Sana sahip olmak için yaşayacağım.&lt;br /&gt;Özgürlük, koro yükseleceği zaman&lt;br /&gt;Sana sahip olmak için şarkı söyleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk defa bu şarkıda duydum : &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kinizm"&gt;Kinizim &lt;/a&gt;: tıklayın Vikipedi'nin yalancısıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar geçse de hala dinlenilen şarkı değerli ve güzeldir. Var mı sizin de dilinize takılan yıllardır dinlediğiniz şarkılar ? Ya da şimdi anlamlı geliyor mu etrafınızdakilerin eskiden beri tekrar tekrar aynı şarkıları mırıldanmaları ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5832560877694479156?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5832560877694479156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5832560877694479156&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5832560877694479156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5832560877694479156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/09/al-bano-romina-power-eskilerguzeldir.html' title='Al Bano &amp; Romina Power # eskilergüzeldir'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-XgSD4eExs2A/TmjYIugeo5I/AAAAAAAAAdQ/OLBCYCk5ij4/s72-c/AlBanRomi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-21693201623647582</id><published>2011-08-16T06:31:00.000-07:00</published><updated>2011-08-16T07:49:11.348-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Dünya Uydu Anten Mirası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-je3-BpLIMPo/Tkp-F2fnqFI/AAAAAAAAAcg/dwWmSJsqhcQ/s1600/safranbolutarihmirasi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 259px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-je3-BpLIMPo/Tkp-F2fnqFI/AAAAAAAAAcg/dwWmSJsqhcQ/s400/safranbolutarihmirasi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641460122227550290" /&gt;&lt;/a&gt; Uydu antenleri,klimalar,güneş enerji sistemleri ve kablolar...Safranbolu'da fotoğraf çekerken dokuya uygun bulmadığım için kaçındığım başlıca şeyler. Son zamanlarda fotoğraf karesine almak bir yana dursun artık bu görüntü kirliliğini görmemenin bile imkansız olduğunu anladım ve bu da bu sayfayı yayınlama nedenim oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safranbolu ülkemizde tarihin korunduğu şehir denince akla gelen ilk yerlerden. Daha da hızlı akmaya başlayan hayatımızda yavaşlamamızı sağlayan bir huzur noktası...(?) Ne kadar öyle ya da ne kadar öyle kalmaya devam edecek ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki fotoğrafı Safranbolu'da Hıdırlık tepesinden çektim. Dikey pozisyonda görünen dar alanda geçmişi en çok yansıtan çarşı merkezi var. Sadece bu kare içerisinde 50 tane uydu anten belirledim. 50 antenin artık sadece fotoğraf makinaları için değil gören gözler için de nasıl bir görüntü kirliliği oluşturduğuna dikkat çekmek istedim. Üstelik fotoğrafta görünenler kentin gözbebekleri denebilecek başlıca tarihi eserleridir. 41 ve 42 numaralarda görünen iki uydu anten 1645 yapımı Cinci hamamının üzerine yerleştirilmiş. Fotoğrafı daha yakından incelemeniz ve gözden kaçırdığım diğer çöplükleri sayabilmeniz için fotoğrafı küçültmedim ve orijinal boyutta yükledim. Büyük halini görmek için fotoğrafa tıklayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unesco giderek yaşlanan dünyamız üzerindeki kültürel, doğal eser ve varlıkları eğer belirlenen ölçütlere uyuyorlarsa Dünya Mirasları listesi altında korumaya alıyor. Dünya üzerinde "modern çağın yağmasına" karşın kanat altına alınmış dokuzyüzü aşkın varlıktan on tanesi ülkemizde bulunuyor. Bunlardan birisi de Safranbolu şehrimiz ! Klasik Osmanlı mimarisi evlerimizi anten ve klimalarla yağmalamayı bildiğimiz gibi duvarlara insan boyu burası Dünya Miras Kentidir yazmayı da biliyoruz , Unesco'nun bayraklarını asmayı da...Yine de Dresden'in 2009da bu listeden çıkarıldığını da dikkatlere sunarak eklemek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-rNcqzSRI9c0/TkqA7NfcPCI/AAAAAAAAAco/lAg35QkqRpY/s1600/anten.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 223px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-rNcqzSRI9c0/TkqA7NfcPCI/AAAAAAAAAco/lAg35QkqRpY/s320/anten.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641463237957139490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-xgiwuNWWEs8/TkqBFOmV4SI/AAAAAAAAAcw/VUSdCTR-_O4/s1600/anten2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 223px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-xgiwuNWWEs8/TkqBFOmV4SI/AAAAAAAAAcw/VUSdCTR-_O4/s320/anten2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641463410053210402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-huZA0uFv_rc/TkqBhWGpX2I/AAAAAAAAAdA/TXJa1-U52PQ/s1600/antenler.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 221px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-huZA0uFv_rc/TkqBhWGpX2I/AAAAAAAAAdA/TXJa1-U52PQ/s320/antenler.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641463893104090978" /&gt;&lt;/a&gt; Buralarda kimse televizyon izlemesin , klima takmasın terlesin demiyorum ama bu işler Dubrovnik ve Venedikte nasıl yapılıyorsa öyle yapılsın diyorum. Turizmci ruhlu para kazanmak için her şeyi yapacak uyanık geçinenlere kaldıysak elimizdeki mirası çok geçmeden tüketiriz. Şunu da eklemek istiyorum ki nasıl Marmarise gelen turist profili ile Safranbolu'nunki farklıysa Safranbolu'dan da Marmaris olmasını beklemek "saçmalıktır". Onun için hazırda varolan tarihi , kültürel ve sanatsal değerlerin korunması için çılgın da olmasa projeler hem uygulamada hem beyinlerimizde gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-novqOhk6F8g/TkqB4-pyozI/AAAAAAAAAdI/uxRn491bFAw/s1600/klima.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 221px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-novqOhk6F8g/TkqB4-pyozI/AAAAAAAAAdI/uxRn491bFAw/s320/klima.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641464299125908274" /&gt;&lt;/a&gt; Safranbolu şehrine gelenlerin çoğunun kendine sorduğu " Biz burayı böyle gördük çocuklarımız nasıl görecek , ya da onlara da kalır mı ki " sorularını daha bilinçli düşünmek ve yüksek sesle sormak gerekiyor. Sevenlerinden önce sahiplerinin bu şehri yüzyıllar önceki haline uygun şekilde yaşatma zorunluluğu var diye düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vurdumduymazlık ve kirlilik sizi de rahatsız ediyorsa ve yardımcı bir ses olmak istiyorsanız bu yazıyı paylaşmanızı rica ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel Safranbolu'muzu hayatta tutmak için geç değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar dalgaizlerine aittir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-21693201623647582?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/21693201623647582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=21693201623647582&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/21693201623647582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/21693201623647582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/08/dunya-uydu-anten-miras.html' title='Dünya Uydu Anten Mirası'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-je3-BpLIMPo/Tkp-F2fnqFI/AAAAAAAAAcg/dwWmSJsqhcQ/s72-c/safranbolutarihmirasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-589022168145839785</id><published>2011-07-07T23:13:00.001-07:00</published><updated>2011-07-07T23:16:57.029-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Olan Biten'/><title type='text'>Tatil</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-KeBNQHKtFGI/ThagKGPiKVI/AAAAAAAAAcY/f3db4VqDPag/s1600/denizedogru.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 293px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-KeBNQHKtFGI/ThagKGPiKVI/AAAAAAAAAcY/f3db4VqDPag/s400/denizedogru.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5626860879780915538" /&gt;&lt;/a&gt; Bir süre buralarda olamayacağım. Tatil yapan herkese iyi tatiller dilerim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; Mutlu kalın ! &lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-589022168145839785?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/589022168145839785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=589022168145839785&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/589022168145839785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/589022168145839785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/07/tatil.html' title='Tatil'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-KeBNQHKtFGI/ThagKGPiKVI/AAAAAAAAAcY/f3db4VqDPag/s72-c/denizedogru.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-9007360499851432015</id><published>2011-07-01T00:11:00.000-07:00</published><updated>2011-07-01T02:40:33.715-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Kabotaj bayram falan değildir !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-KaPM1wtlViA/Tg1zp2QhErI/AAAAAAAAAcI/WRet2G0Pciw/s1600/google.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 187px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-KaPM1wtlViA/Tg1zp2QhErI/AAAAAAAAAcI/WRet2G0Pciw/s320/google.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5624278672432239282" /&gt;&lt;/a&gt; Bugün Google'ı açmıyorum. &lt;br /&gt;Ne olduğunu bilmeden Kabotaj bayramını kutlayanlar var. Günümüz şartlarında Kabotaj denizciliğimize ve bize bir engeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1926 yılından beri ülkemiz denizciliğini öldürmesinin bayramını yapıyor. Bilmeyenler de törenler kutlamalarla bu olaya ortak oluyorlar. Hatta şu sıralarda twitter ve facebookta kutlama mesajları dönmeye başladı bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Peki nedir kabotaj ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Denizciliğin nimetlerinden özgürce herkesin faydalanılması bir tarafa dursun her şey ne özgürlüğü ne serbestliği denip kanunla sınırlanmıştır. Hani her zaman duyduğumuz &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;üç tarafımız denizlerle çevrili ama hiç bir işe yaramıyor&lt;/span&gt; lafının da kaynağı bu şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş dönemlerinde bir çeşit iyi niyetle denizcilik yabancılara ve özel sektöre yasaklanmış olabilir.Bunu anlayışla karşılamak lazım. Ancak günümüz dünyasında böyle bir şeye bana göre yer yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kanunla kısıtlanan her şey ülkemiz için şapka kanunu benzerliği taşımaktadır. Bu kanuna uymayan birçok deniz taşımacısı var. Var ancak kaybettirdiklerinin yanında bunlar hiçbir şey. Kabotaj ülkemiz ekonomisine bir balta bir köstektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulaşımın ekonominiye etkisini bilmeyen ya da unutan "kabotaj bayramını (!) kutlayan" arkadaşları eski coğrafya kitaplarını karıştırmaya davet ediyorum. Mal taşımacılığında olsun yolcu taşımacılığında olsun denizin önemi neredeyse yok. Deniz taşımacılığından tek anladığımız üç beş tatil kasabasında kıyılarda gezen yatlar. Değil mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç tarafımız denizlerle çevrili ! Vurgulamak isterim. Rusya sıcak denizlere inmek ister sözüne hepimiz aşinayız. Sizce Ruslar sırf gidelim sıcak denizde yüzelim diye mi buraları istediler ? Daha öncesine gidersek bunca millet kavim buraların ne güzel manzarası var İzmir , İstanbul ne güzel yerler, doğası ne güzel diye mi buralara göz koydular ? E bizim elimizde bu limanlar ve kullanmıyor kullanamıyoruz. Biraz düşünelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi güzel her yer duble yol bilmem ne de hiç mi kullanılmaz şu deniz yolu ? Ne bileyim Antalya Otogarından otobüse , otobüslere biner gibi bir limandan istediğim şirketi seçip İzmir'e gidebildiğim zaman bir bayram kutlarım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutlayanlar &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kabotaj"&gt;kanunu buradan okusunlar&lt;/a&gt; ve bir düşünsünler. Kutlamaya devam diyorlarsa bayramları kutlu olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakmayın sabah bir kabotaj bayramı kutlama mesajı gördüm ve tepem attı. Yazım ve noktalamaya da dikkat edemedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmeden etmeden kutluyoruz ! Makina gibi twitter'da zırvalar arka arkaya geliyor zincirleme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi günler dilerim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-9007360499851432015?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/9007360499851432015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=9007360499851432015&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/9007360499851432015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/9007360499851432015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/07/kabotaj-bayram-falan-degildir.html' title='Kabotaj bayram falan değildir !'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-KaPM1wtlViA/Tg1zp2QhErI/AAAAAAAAAcI/WRet2G0Pciw/s72-c/google.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-7054846503540201037</id><published>2011-06-26T12:20:00.000-07:00</published><updated>2011-06-26T13:24:56.558-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Sizi Ne Mutlu Eder ? - Mim Denen Şey</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-zBg4ZdOiuJ8/TgeSCKhpDWI/AAAAAAAAAbQ/UpI395_z6Mw/s1600/shakes1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 191px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-zBg4ZdOiuJ8/TgeSCKhpDWI/AAAAAAAAAbQ/UpI395_z6Mw/s320/shakes1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622623225678204258" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://kendimiariyorken.blogspot.com/2011/06/m-er-habalar-efen-dim.html"&gt;öz'üm blogu&lt;/a&gt;nda kendini mutlu eden şeylerden bahsetmiş. Dalga izleri de dahil bir çok bloga da "siz neleri yapmaktan keyif alırsınız?" diye sormuş. Teşekkür ederek belirtmek isterim ki kendisine ait blogu okumaktan oldukça keyif alıyorum öncelikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ve benzeri sayfalarda oldukça gündem konusu olur oldu değil mi ? Mutluluk etrafında gidip gelen sorular hep sonu nasıl mutlu oluruz sorusuna takılı olan. Son zamanlarda kendi kafamda verdim "neler mutlu eder" sorusunun cevabını. Mutlu olmak zorunda hissetmemektir mutluluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu olmak beri mutlu olmak öte...Modern zamanların bir klişesi oldu bu da. Twitter ya da Facebook'ta "mutsuzum" yazıp bir diğerinin "like" ya da "retweet"leri mi oldu mutluluk ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrarlamak gerekirse şu son zamanlardaki kafam şunu söylüyor . Mutluluğu aramak mutsuzluk getirir. Mutlu olmak kişinin mutlu olmak zorunda hissetmemesi ile var olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sizi neler mutlu eder , neleri yapmaktan keyif alırsınız?" sorusuna son zamanlar için verebileceğim cevaplar : a)fotoğraf çekmek , b)kitap okumak ,c)yeni yeni yemekler denemek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üç başlığı açacak olursak yaz mevsiminin sağladığı boş zaman bu keyif verici eylemler için bulunmaz fırsat. Balkonu kitap okuma mekanı olarak hazırladım. Değişik değişik yemekler deniyorum . İnsanın keyfi yerinde olunca bu yemekler de dahil her şeye yansıyor. Bir de al makinayı çık sokak sokak fotoğraf çek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vesileyle kendimi geçenlerde nasıl mutlu ettiğimi de anlatayım bari. Ankara Armada alışveriş merkezini sevmem. Alt kattaki Remzi Kitabevini saymazsak tabi. Gittiğimde uğrarım bir üniversite kütüphanesi havası da var evin bir kitap okuma odası havası da. İçerdeki müşteriler , raftan kitap bakan , oturmuş kitap okuyan hepsi sanki özenle seçilip konmuş da orada bulunmak için aylık alıyormuş gibi. Her seferinde benzer kişiler ve aynı aidiyet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse girer girmez bir kitap kokusu ( bu bana keyif verir mesela ) karşıladı. Adımladım , ilerledim. Yabancı dil kitaplarının bulunduğu rafın önündeki masanın üzerinde bir Shakespeare tüm eserler kitabı. Yani The Complete Works Of William Shakespeare ( biri keyif mi dedi) Çaktırmadan yanaştım masanın üzerindeki kitabın yanına. Çekindim çünkü hemen başında yaşlıca gözlüklü , yelekli , bilge görünümlü hani kapalı mekan olmasa elinde bir pipo görebileceğiniz tiplerden. Muhtemelen bir öğretim görevlisi. Onun yanında genç , elindeki kitaba gömülmüş ödev içeriğini arıyan muhtemelen bir öğrenci. Acaba kitap onların mı ? Geç mi kaldım, onlar mı kaptı diye düşünürken uzaklaştılar. Onların uzaklaşmalarıyla beraber kucakladım kitabı. Kucakladım evet büyük boy bir kucak kitap. (keyif) Parasını sordum hemen ödedim ama şu an hatırlamıyorum. Maaşın yarısını kitaba basan biri olarak hele hele bu kitabı görmüş bulmuşken gerek görmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shakespeare'in bütün eserlerini bu kitapta toplamışlar. Oyunlarından , sonelerine ... Basım kalitesi süper üstüne üstlük ilüstrasyonlar çizimler var sayfaların bazılarında . (offf) Çok sevindim çok mutlu oldum bu kitabın benim olmasına . &lt;br /&gt;İşte hakkında yazarken bile heyecanlanıyor insan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır yazacaktım nelerden keyif alırsınız sorusuna tam da gitti bu hikaye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-IviOJnUGgeA/TgeSf1CdWtI/AAAAAAAAAb4/rYqwEecyKS4/s1600/shakes6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-IviOJnUGgeA/TgeSf1CdWtI/AAAAAAAAAb4/rYqwEecyKS4/s320/shakes6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622623735306345170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/---OIXhE4TYc/TgeSa-LxhoI/AAAAAAAAAbw/abAv6n0YjGQ/s1600/shakes5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://2.bp.blogspot.com/---OIXhE4TYc/TgeSa-LxhoI/AAAAAAAAAbw/abAv6n0YjGQ/s320/shakes5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622623651861988994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-wCqXcqlPK2Y/TgeSWeFJPwI/AAAAAAAAAbo/j8kUjenBpJk/s1600/shakes4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-wCqXcqlPK2Y/TgeSWeFJPwI/AAAAAAAAAbo/j8kUjenBpJk/s320/shakes4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622623574524772098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-YD44gUayu_8/TgeSQWkrAwI/AAAAAAAAAbg/5GGb_3oO_Uc/s1600/shakes3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-YD44gUayu_8/TgeSQWkrAwI/AAAAAAAAAbg/5GGb_3oO_Uc/s320/shakes3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622623469430309634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-C4EM1GmKSWA/TgeSKiwBtDI/AAAAAAAAAbY/EeNIyRjmkCw/s1600/shakes2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-C4EM1GmKSWA/TgeSKiwBtDI/AAAAAAAAAbY/EeNIyRjmkCw/s320/shakes2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622623369619944498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Müzik kısmını da es geçmemek gerek bu işin. O &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;insana iyi gelen şarkılar&lt;/span&gt;dan iki tanesini paylaşmak istiyorum . Melodisi olsun müziği olsun bana iyi geliyor. Hazır yaz da gelmişken izne de az kalmışken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıla'nın Kafa şarkısının sözleri dediğim gibi iyi geliyor insana . Ancak klip "kafa"mdaki gibi olmamış pek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="200" height="150" src="http://www.youtube.com/embed/g5l4MeYv8cE" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt; Bir de Candan Erçetin - Yaşıyorum . Sözleriyle müziğiyle... İyi dinlemeler !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="200" height="150" src="http://www.youtube.com/embed/_lVZpryl1RI" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt; Bu arada bu sayfaların nazını çekmek , mimlenmek isteyenler. Sizlere nelerin keyif verdiğini , şu sıralar nelerin sizi mutlu ettiğini bilmek bana keyif verir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-7054846503540201037?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/7054846503540201037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=7054846503540201037&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7054846503540201037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7054846503540201037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/06/sizi-ne-mutlu-eder-mim-denen-sey.html' title='Sizi Ne Mutlu Eder ? - Mim Denen Şey'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-zBg4ZdOiuJ8/TgeSCKhpDWI/AAAAAAAAAbQ/UpI395_z6Mw/s72-c/shakes1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-1389070180036635167</id><published>2011-06-17T11:12:00.000-07:00</published><updated>2011-06-17T11:20:06.908-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Gişe Memuru</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-aiCB78EjKkI/TfuZRaUsQ3I/AAAAAAAAAaY/S-YxRA9c_9U/s1600/gm.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 246px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-aiCB78EjKkI/TfuZRaUsQ3I/AAAAAAAAAaY/S-YxRA9c_9U/s320/gm.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5619253484477760370" /&gt;&lt;/a&gt; Günlerdir güzel bir film izlemek lazım diye düşünürken yine hedefi tam onikiden vurdum diye düşünüyorum. Zaten internette hakkında yazılan negatif eleştiri yüklü yorumları okurken bu filmi beğeneceğime iyice emin oldum. Bunda bir ukalalık da aranmasın. Öyle Recep Gübidik izleyenleri aşağılayacak tiplerden değilim.İsteyen istediğini izler. Zevk meselesidir. Bu bahsettiğim yorumlar genelde filmin konusuz ve sıkıcı olduğu yönündeydi. Tabi ki eğlence anlayışı da farklıdır kişilerin. Ben bu filmdeki o anlam yüklü sıkıcı sahnelerde ne kadar eğlendim anlatamam...O anlam yüklü sıkıcı (!) sahnelerden bahsetmek istiyorum pek detaya girmeden . Filmi izlemeyenlerin eğer keyfi kaçacaksa söylemem gerekir hani şu "spoiler" denen şey var ya ondan içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlarken daha Gişe Memuru demeden Serkan Ercan demek lazım. Filmi film yapmış gerçekten. Bence rolün hakkını fazlasıyla vermiş ve rol üzerinde hiç sırıtmıyor. Tv'deki Kaçış Planı ve Gidiş Dönüş gibi gezi programlarını severek izlediğim Serkan Ercan'dan böyle bir sinema filmi başarısı ne yalan söyleyim biraz şaşırtıcıydı. Bundan önceki rolleri bir kenara koyarsak bu filmle zirvelerde gezinmeye başlamış diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Pecy6TVLJZc/TfuZejtrezI/AAAAAAAAAag/jwJGRUzAWSE/s1600/gm1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 216px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Pecy6TVLJZc/TfuZejtrezI/AAAAAAAAAag/jwJGRUzAWSE/s320/gm1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5619253710336785202" /&gt;&lt;/a&gt; Son dönem Türk sineması filmlerine karşı biraz önyargılı ve tepkiliydim. Sinema müdavimleri ne demek istediğimi anlarlar. Karakterler aslında ne kadar yabancı aslında ne kadar gerçeğe uzaktır. Şişirilmiş , tekdüze ve bir yavanlık hakim birinde ikisinde de değil hepsinde. Tatsız tuzsuz yavan bir ekmek gibi,sıra sıra boyasız duvarlar gibi... Gişe Memuru filmindeki Kenan karakteri öyle değil.İnsanların bir psikolojisi vardır ve bu bozulabilir. İnsanlar mutsuz da olur. İnsanlar aşık da olur ama aşklarını hep tek bir şekilde belli etmezler. Kenan isminde bir psikolojik sorunları olan bir gişe memurunun hayatından bir kesit görüyoruz filmde. O kadar gerçek ki etrafımızda böyle insanların var olduğundan eminiz. Öyle ki Kenan'ın kapı komşusu da bir film karakteri olabilir kolaylıkla. Belki de insanların sıkıcı bulduğu budur değil mi? Kim kendini ya da tanıdığı birini beyaz perdede görmek ister ya da bunu "eğlendirici" bulur ki ! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamera kullanımı seçilen açılara dikkat ederim. Bu filmin görüntü yönetmenini de takibe almak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-vcQT2liWDCg/TfuZr_szq2I/AAAAAAAAAao/h0a1Gc4iCGw/s1600/gm2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 172px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-vcQT2liWDCg/TfuZr_szq2I/AAAAAAAAAao/h0a1Gc4iCGw/s320/gm2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5619253941187619682" /&gt;&lt;/a&gt; Ülkemizde psikolojik dram türünde film pek çekilmiyor.  Psikolojik detaylar mevzu bahis olunca dikkat kesildim ve daha bir heyecanla izledim. Ana karakter Kenan küçük yaşta annesini kaybetmiş ve babasıyla yaşıyor. Daha ilk sahnede psikolojik sorunlar yaşadığını belli ediyor. Replikler ve sahneler sembolik öğelerle anlam yüklenmiş. Peşpeşe tekrar eden olaylar kayda değer bir şekilde kullanılmış örneğin. Kenan'ın bir pencereyi defalarca açıp kapaması hem onun psikolojik dünyasına ışık tutuyor hem de hayatın monotonluğuna vurgu yapıyor. Kenan film boyunca psikolojik savaşını izlettiriyor bizlere. Hayal ve gerçek arasındaki geliş gidişleri gitgide farksızlaştırıyor ikisini de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın tekdüzeliğinin yanısıra gişe memurluğu parantezinde otomatikleşmeye de değiniyor film. Söylemeden geçmek olmaz Kgs ve Ogs'lerin varlığında gişe memurlarına da gerek kalmıyor artık .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben filmi çok sevdim. Şu yazıları yazarken bile keyif aldım. İlginizi çektiyse ve izlemediyseniz şiddetle öneririm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-1389070180036635167?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/1389070180036635167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=1389070180036635167&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1389070180036635167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1389070180036635167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/06/gise-memuru.html' title='Gişe Memuru'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-aiCB78EjKkI/TfuZRaUsQ3I/AAAAAAAAAaY/S-YxRA9c_9U/s72-c/gm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-7640598628508076492</id><published>2011-06-14T12:10:00.000-07:00</published><updated>2011-06-14T13:11:17.302-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Don Kişot'un Dönüşü - Değişmeme ve Yaz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ZdEZbHSm90Y/Tfeyk6s-eLI/AAAAAAAAAaA/qMA4j-z9ZEQ/s1600/dd.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 310px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ZdEZbHSm90Y/Tfeyk6s-eLI/AAAAAAAAAaA/qMA4j-z9ZEQ/s320/dd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618155407470917810" /&gt;&lt;/a&gt; Herne , arkadaşlar arasında oynanan bir tiyatro oyunun ardından kostümünü çıkarmayı reddeder ve rolüne devam etmeye karar verir. Doğal olarak bunu garipseyen ve kendisine dik dik bakan arkadaşlarına cevabı şu şekilde olur : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Hepiniz değişim bağımlısı olmuşsunuz ; değişimle nefes alıp veriyorsunuz. Bense değişmeyeceğim. Değiştiğiniz için cennetten atıldınız ve bu değişim çılgınlığına tutulduğunuz için  gittikçe alçalıyorsunuz. Size bir şans verildi; insanlar o zaman sadeydi , akli dengeleri yerindeydi, geleneklere uygun yaşarlardı ve bu dünyaya hiçbir zaman olmadıkları kadar bağlıydılar. Siz o şansı yitirdiniz ve şimdi , bir an için bile olsa onu yeniden ele geçirdiğinizde elinizde tutmayı beceremiyorsunuz. Ben asla değişmeyeceğim. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...diyor Gilbert Keith Chesterton kitabı Don Kişot'un Dönüşünde. Herne kostümü çıkarmamakta , değişmemekte inat ediyor ve olan biten her şey ,toplumsal ve siyasal çıkarımlar eşliğinde düğümlenip çözülmeye başlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişmemek aynı kalmak, aynı şeyleri yapmak ve hep aynı şeylere devam etmenin bir güzelliği vardır. Değişimin kimi zaman insana iyi geldiği tabi ki yadsınamaz ama ne bileyim bazı şeyleri ritüel haline getirip aynı şekilde tekrarlamak kendimi iyi hissetmeme neden oluyor. Keyfim yerinde olduğu zaman bitmiş olsa bile elime hep o aynı sevdiğim kitabı alıp aynı yerde aynı dekor önünde okumak gibi. Arada sırada haftanın belirli bir günü en sevdiğim bir yemeği yapıp yemek, her gün belirli bir saatte o şarkıyı dinlemek, her yıl aynı tarihte o şehirde olmak gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişmemek daha bize ait ve sade , değişmek daha başkasına ait ve karışık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin hızla değiştiği hayatımızda değişememek de bize mutsuzluk getirir oldu. Modern bir hayatın peşinde koşmak neden, bizden önce hayatını sürdürmüş bunca insanın bizden daha mutlu olduğundan eminken ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma gelmişken "her şey" ne kadar da çabuk eskiyor ama her şey. Var mı aksini düşünen ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-FDPb92Ebxwg/TffAPnQHvgI/AAAAAAAAAaQ/aa0HWSOD26E/s1600/yaz002.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 275px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-FDPb92Ebxwg/TffAPnQHvgI/AAAAAAAAAaQ/aa0HWSOD26E/s320/yaz002.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618170434635152898" /&gt;&lt;/a&gt;Yaz gelmesine geldi ama mesleki jargonla yurt genelinde hala bahar havası hakim. Olsun ! Ruhu üşüyenlerin içini bir şekilde ısıtmaya dahi yetiyor yaz mevsiminin ismi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizle kucaklaşmadan önce ona "bakarak" iyice duygu ve düşünce süzgecinden geçirmeli. Buna yetecek kadar uzun zamanlar yakındır !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-7640598628508076492?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/7640598628508076492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=7640598628508076492&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7640598628508076492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7640598628508076492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/06/don-kisotun-donusu.html' title='Don Kişot&apos;un Dönüşü - Değişmeme ve Yaz'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ZdEZbHSm90Y/Tfeyk6s-eLI/AAAAAAAAAaA/qMA4j-z9ZEQ/s72-c/dd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8833821154904531791</id><published>2011-06-09T09:11:00.000-07:00</published><updated>2011-06-09T10:08:00.152-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Mutluluğun peşine düşme hakkı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Qq0hh1miY7Q/TfD7_XpogoI/AAAAAAAAAZo/YJyqTkR4E24/s1600/oy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 343px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Qq0hh1miY7Q/TfD7_XpogoI/AAAAAAAAAZo/YJyqTkR4E24/s400/oy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616265801429975682" /&gt;&lt;/a&gt; Ülkemizin seçim heyecanı yaşadığı hafiften ısınmaya başlayan bu haziran günlerinde herkes patlamaya hazır bir bomba gibi. Kutuplaşmanın limitindeyiz...Takım tutar gibi parti ve duymayı seveceğimiz şeyleri söyleyen parti liderlerini tutan halkımız bir final maçı bekler gibi bekliyor pazar gecesini. Az kaldı. Neyse ki !.Çoğumuz süren heyecana kapılmış gidiyor olsa da bir kısmımız da sıkıldık bunlardan. Daha fazla sıkmak niyetinde de değilim bir bildirgeden dikkatimi çeken hoş detaydan giriş yapıp eli kulağında olan seçimlerle bitirmeye çalışacağım yazımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-xuA-CKcUfls/TfD8OpJ1BvI/AAAAAAAAAZw/drRddRefAC8/s1600/declaration_independence.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-xuA-CKcUfls/TfD8OpJ1BvI/AAAAAAAAAZw/drRddRefAC8/s320/declaration_independence.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616266063826454258" /&gt;&lt;/a&gt; Koloniler birleşerek Büyük Britanya Krallığındana ayrı olarak bağımsızlıklarını ilan ederler ve 1776 tarihinde Bağımsızlık Bildirisini ilan eder Amerikalılar. İlan edilen bu bildirgede çok hoşuma giden bir detay var. " mutluluğun peşine düşme hakkı ..."&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bütün insanlar eşit yaratılmışlardır, onları yaratan Tanrı kendilerine vazgeçilemez bazı haklar vermiştir, bu haklar arasında yaşama, özgürlük ve mutluluklarını arama yoluna gidip onu edinme hakları yer alır.&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün insanlar yaratılıştan eşit olarak özgür ve bağımsızdırlar , ve doğuştan sahip oldukları kati hakları vardır. Ki onlar topluma herhangi bir mevkide girdiklerinde , herhangi bir sözleşmeyle dahi ,öyle ki hayati zevklerinden ve özgürlüklerinden , herhangi bir mülk sahibi olma haklarından, mutluluğu ve güvenliği kovalama ve edinme haklarından , zürriyetlerinden yoksun bırakılamaz bunlardan çekip alınamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsana birey olarak değer veren bu deklarasyon 1776 yılında ilan edildi dikkatinizi çekerim. Bakın kaç cümle. Zor olmasa gerek ? Öyle mi ki ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1215 yılının İngilteresini düşünün. Hani o ortaçağın "medeniyetten uzak"(!) İngilteresini...Halk krala " Kralım tamam sen bizden vergi alıp oraya buraya saldırıyorsun ama biz de iki kelam laf edelim yani " deyip Magna Karta Libertatumu ( Büyük Özgürlükler Sözleşmesi ) krala imzalatarak ondan yetkilerinin bazılarından feragat etmesini istemişler. Yıllar önce çözülmüş sorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz siyasetinin çirkinleştiği ülkemiz insanlarını da çirkinleştirdiği bugünleri düşünün bir de. Gündemimize? O partinin bu partinin, o kişinin bu kişinin gündemine ! Televizyonlarda , gazetelerde ve hatta meydanlarda konuşanlara bakın...Kendimizi düşünelim ? Demokrasi ne demek ? Oturup parti amblemlerinin altına mühür basmak mı ? O zaman neden Afrika ülkeleriyle aynı saftayız bu alanda ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü o parti bu parti bir farkı yok aklıselim düşününce. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Haklar ve özgürlükler&lt;/span&gt; , yönetimlerin temelini oluşturan konular varken hep beraber konuştuğumuz şey , gittiğimiz yol fasa fiso , tırı vırı ve falan filan ... Öncelikli çözmemiz gereken tek tip insana hitap etmeyen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;insan için&lt;/span&gt; haklar . Sadece kendi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;özgürlüğü&lt;/span&gt; için değil başkasının &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;özgürlüğü&lt;/span&gt; için de çabalayan , mutabakat temelinde hazırlanmış yeni bir anayasa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğun seçim maratonu bende böyle bir netice verdi sanırım. Umarım sıkmamışımdır. Girmem daha da böyle konulara. Seçimler hayırlı olsun ülkemize ve insanlarına şimdiden...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8833821154904531791?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8833821154904531791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8833821154904531791&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8833821154904531791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8833821154904531791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/06/mutlulugun-pesine-dusme-hakk.html' title='Mutluluğun peşine düşme hakkı'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Qq0hh1miY7Q/TfD7_XpogoI/AAAAAAAAAZo/YJyqTkR4E24/s72-c/oy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-76595321867858259</id><published>2011-06-05T07:15:00.001-07:00</published><updated>2011-06-05T07:22:37.392-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraflarım'/><title type='text'>Safranbolu - Haziran 2011</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-F1_rHFt_StI/TeuPo9wLtDI/AAAAAAAAAYw/fhDsoXknPNU/s1600/saf1001.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 271px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-F1_rHFt_StI/TeuPo9wLtDI/AAAAAAAAAYw/fhDsoXknPNU/s400/saf1001.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614739294381650994" /&gt;&lt;/a&gt; Uzun zamandır fotoğraf paylaşmıyorum burada. Bugün biraz fotoğraf çektim ve seyirlerinize sunmak istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ywiVIS32sUc/TeuQsmf6avI/AAAAAAAAAZg/bPQSECVI5OI/s1600/saf5006.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 243px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ywiVIS32sUc/TeuQsmf6avI/AAAAAAAAAZg/bPQSECVI5OI/s400/saf5006.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614740456370498290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-k49MZczVO94/TeuQnjMYzVI/AAAAAAAAAZY/usk_xp4cygM/s1600/saf6007.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 272px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-k49MZczVO94/TeuQnjMYzVI/AAAAAAAAAZY/usk_xp4cygM/s400/saf6007.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614740369583951186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-7GTWITD3RgE/TeuQhVQg6GI/AAAAAAAAAZQ/4fIrOHJEo48/s1600/saf7008.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 317px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-7GTWITD3RgE/TeuQhVQg6GI/AAAAAAAAAZQ/4fIrOHJEo48/s400/saf7008.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614740262763948130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-OEzChOPz07A/TeuQXs4Z6FI/AAAAAAAAAZI/r2XmD4qpHzY/s1600/saf4004.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 316px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-OEzChOPz07A/TeuQXs4Z6FI/AAAAAAAAAZI/r2XmD4qpHzY/s400/saf4004.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614740097306585170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-3OayeXOR0kg/TeuQQlacDKI/AAAAAAAAAZA/BmO0KQBBZtE/s1600/saf3003.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 316px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-3OayeXOR0kg/TeuQQlacDKI/AAAAAAAAAZA/BmO0KQBBZtE/s400/saf3003.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614739975042763938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-hzPnncQrUYg/TeuQHfl5GrI/AAAAAAAAAY4/W8zZ_r3NYLc/s1600/saf2002.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 247px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-hzPnncQrUYg/TeuQHfl5GrI/AAAAAAAAAY4/W8zZ_r3NYLc/s400/saf2002.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614739818861370034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar dalgaizlerine aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-76595321867858259?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/76595321867858259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=76595321867858259&amp;isPopup=true' title='23 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/76595321867858259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/76595321867858259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/06/safranbolu-haziran-2011.html' title='Safranbolu - Haziran 2011'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-F1_rHFt_StI/TeuPo9wLtDI/AAAAAAAAAYw/fhDsoXknPNU/s72-c/saf1001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>23</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-6170955688782258773</id><published>2011-05-26T05:04:00.000-07:00</published><updated>2011-05-26T06:17:53.172-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Dördüncü Karayip Korsanları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-qUrT0DckHnk/Td5CJscTd4I/AAAAAAAAAYc/uz8Ud_4MGgw/s1600/pirates1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 242px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-qUrT0DckHnk/Td5CJscTd4I/AAAAAAAAAYc/uz8Ud_4MGgw/s320/pirates1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610994920066348930" /&gt;&lt;/a&gt; Karayip Korsanları'nın yapımcıları hala para kokusu almaya devam ediyorlar ki serinin dördüncü filmi olan Karayip Korsanları:Gizemli Denizlerde'yi çekip bizlere sundular. İki arada bir derede zaman ayırıp izlediğim filmi beğenip beğenmediğime ne yalan söyleyim karar veremedim. Genel olarak özetlemeye çalışırsam &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;içinde güzel şeyler olan kötü bir şey&lt;/span&gt; diyebilir miyim film için (?) Onu da bilmiyorum. En iyisi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;bana göre&lt;/span&gt; filmin artı ve eksilerini çıkarayım ki belki bu işimi kolaylaştırmış olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-hIv2vhaXgKw/Td5O3ZPhuGI/AAAAAAAAAYk/bAuootOGswA/s1600/piratesa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 223px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-hIv2vhaXgKw/Td5O3ZPhuGI/AAAAAAAAAYk/bAuootOGswA/s320/piratesa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611008899325999202" /&gt;&lt;/a&gt; Bardağın dolu tarafından bakıp artılarından başlayayım :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; +++++ Artıları +++++ :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;+&lt;/span&gt; Johnny Depp'in oynadığı ve artık efsaneleşen Jack Sparrow karakteri. Adam bu kaçık kaptan rolünün hakkını veriyor. Öyle ki belki de bu çılgın rol ona Alis Harikalar Diyarındaki Şapkacı rolünün de kapılarını açmıştı. İnsan izlemekten sıkılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;+&lt;/span&gt; Bu seride Orlando Bloom ve Keira Knightly ikilisi yok. Sıkıcı olmaya başlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;+&lt;/span&gt; Penelope Cruz vaaar. Penelope Cruz vaar. Penelo...:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;+&lt;/span&gt; Karakterlere değinmişken Geoffrey Rush'ı anmamak olmaz. The King's Speech'te özellikle çok beğendiğim oyuncu bu filmde de kayda değer bir iş çıkarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;+&lt;/span&gt; Gerçeküstü öğeler olmasa gerçekler çok yavan olurdu. Film yine masallar diyarında bir yolculuğa çıkarıyor. Bu sefer işin içinde gençlik pınarları, denizkızları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;+&lt;/span&gt; Öyle ya da böyle bir macera filmi. Koşuşturmaca ve devamlı hareket dolu sahneler var. İlgi sürekli açık tutulmaya çalışılmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;+&lt;/span&gt; İzleyecek hiçbir şey bulamayanlar oturup manzarayı izleyebilirler. Issız adalar, güzel sahiller , yemyeşillikler içinde pınarlar , doğa harikaları...(Survivor'a bakmamla aynı neden. Medya maymunlarını da katarsanız belgesel izlemiş gibi olursunuz) 3D seçeneği de varmış onda görüntüler daha iyi olabilir ama karanlık kısımlar da var filmde 3D o kısımlarda nasıl sonuç verir bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;+&lt;/span&gt; Yine kendine has mizah unsurları taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;----- Eksileri -----&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Serinin diğer filmlerinden kısa olsa da yine iki saati aşıyor süresi. Macera bana yetmez iki saat beni sıkar derseniz. Bu arada neler yapardım diye düşünürseniz bilemem. Benim, belki de filmle alakası yoktur, vicdanım sızladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Aslında belli bir konusu yok filmin insan kendini bir anda koşuşturmanın içinde buluveriyor. Bunu beşinci filmi çekecekleri için de yapıyor olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Birçok şey önceden tahmin edilebiliyor filmde . Ne olacak ne bitecek kafa yormadan sadece yukarıda bahsettiğim artılar için giderim. O da olmadı evde mısır patlatmak da nesi hazır sinemada patlamışı varken deyip mısır yemek için de gidilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Bir ara kılıç ve bunun gibi seslerden o kadar rahatsız oldum ki anlatamam. Cangır cungur... Bu benim gittiğim sinemanın ses sistemiyle de alakalı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Son yıllardaki vampir furyası bu filmde de kendini göstermiş. Güzelim denizkızları adam yiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Eğlenceli ama öyküsü kötü. Jack Sparrow yaşlanmış ve eskisine göre daha ağır ve daha az kaptan gibiydi. Bazı seri filmlerinde bunu düşünürüm. İlla film çekmek için çekilir. Bazı anlarda zorlama bir film gibi geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrarlıyorum benim için &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;içinde güzel şeyler olan kötü bir şey&lt;/span&gt;di. Zaman geçirmek için izlenir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-6170955688782258773?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/6170955688782258773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=6170955688782258773&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6170955688782258773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6170955688782258773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/dorduncu-karayip-korsanlar.html' title='Dördüncü Karayip Korsanları'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-qUrT0DckHnk/Td5CJscTd4I/AAAAAAAAAYc/uz8Ud_4MGgw/s72-c/pirates1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5849531007537252373</id><published>2011-05-22T12:07:00.000-07:00</published><updated>2011-05-22T12:12:03.087-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spor'/><title type='text'>Şampiyon</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-OfU3Ce55WfQ/Tdlf7JOp3xI/AAAAAAAAAX8/wXQLDhqvPmk/s1600/sarilaci.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 340px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-OfU3Ce55WfQ/Tdlf7JOp3xI/AAAAAAAAAX8/wXQLDhqvPmk/s400/sarilaci.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609620280560967442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5849531007537252373?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5849531007537252373/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5849531007537252373&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5849531007537252373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5849531007537252373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/sampiyon.html' title='Şampiyon'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-OfU3Ce55WfQ/Tdlf7JOp3xI/AAAAAAAAAX8/wXQLDhqvPmk/s72-c/sarilaci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2711491797331867820</id><published>2011-05-19T12:22:00.000-07:00</published><updated>2011-05-20T04:49:04.407-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Eski Zaman Seyyahları ve bir MİM</title><content type='html'>Değerli blog dostum Burcu &lt;a href="http://burcu-d.blogspot.com/"&gt;Ilımlı Fısıltılar&lt;/a&gt; adlı güzel blogunda beni mimlemiş. Konuyla ilgili yazacaklarımın ilginç olacağını düşünmüş.Kendisine teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mim konusu şöyle : Tarihsel devinimde nerede olmak isterdin? Neden orada olmak isterdin? Kimi görmek isterdin?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mim konusunda oldukça şanslı sayılırım çünkü tarihi severim. Ondan ders çıkarmak için falan da sevmem basit bir şekilde eskiye ait olduğu için severim. Bu sayfalarda bunu çok yazmışımdır ve de yazacağım da. Eskiler güzeldir. Bu içinde bulunduğumuz zamanlar da ilerde bana daha güzel gelecek eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda tarihin hangi noktasında olmak isterdim konusunu sık sık düşünüyordum aslında iyi denk geldi. Bu, hangi zamanda yaşamak isterdim gibi değil çünkü bunun aksine şu halimle hangi zamana yolculuk yapmak isterdim fikri beni cezbediyor. Birkaç senedir Amin Maalouf kitapları okuyorum. Birçok araştırmanın takibinde yazdığı kitapları roman da olsa tarihi olduğu gibi yansıtıyor diye düşünüyorum. Hani bir roman karakterinin yerine kendinizi koyarsınız ya! Ben de bu kitaplarla o eski zamanlara gitmek isterdim . Yüzüncü addaki Baldassare Emriaco'nun yol arkadaşı olan bir antikacı olmak isterdim.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-3hlDDO_g0dY/TdZF12R25DI/AAAAAAAAAXE/ek8OLdgzB5I/s1600/thevenotcelebi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-3hlDDO_g0dY/TdZF12R25DI/AAAAAAAAAXE/ek8OLdgzB5I/s320/thevenotcelebi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608747177342329906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Yi-36OjtGkg/TdZNA-yeLKI/AAAAAAAAAXU/7fKDwaRTXTc/s1600/121.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Yi-36OjtGkg/TdZNA-yeLKI/AAAAAAAAAXU/7fKDwaRTXTc/s320/121.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608755065186561186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-fzbH5QIfAgU/TdZNgVreZfI/AAAAAAAAAXc/_70gK5VJDSw/s1600/DSC_0098.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-fzbH5QIfAgU/TdZNgVreZfI/AAAAAAAAAXc/_70gK5VJDSw/s320/DSC_0098.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608755603907175922" /&gt;&lt;/a&gt; Sonra Evliya Çelebi mesela...Gezilerinin arasında dinlenmek üzere uğradığı bir handa hemen yanı başında onu gözlemlemek belki iki çift laflamak isterdim tebdil-i kıyafet ve tabi yine şimdiki halimle. Dedim ya ışınlanmak isteği benimkisi. Okuldayken o öğretilen meydan savaşlarına ışınlanmak isterdim. Hemen şimdi gözümü kapadığımda savaşın olduğu alana hakim bir tepede savaşı izlesem derdim. Alanda değil de tepede olmak isterdim :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-FcNAoRzMpJM/TdZSjlZsc6I/AAAAAAAAAXs/oxyn8cBvFms/s1600/DSC_1034.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-FcNAoRzMpJM/TdZSjlZsc6I/AAAAAAAAAXs/oxyn8cBvFms/s320/DSC_1034.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608761157225313186" /&gt;&lt;/a&gt; Yine 17. yüzyılda yaşamış seyahatnamesini okuduğum Jean De Thévenot'ya Anadolu gezisinde eşlik etmek isterdim bizim Çelebi'yle işim bittikten sonra. İstanbul , İzmir , Batı Anadolu ve Ege adalarını gezip anlatmış Thévenot. Zevkle okudum. Zaman ne kadar geçerse geçsin bir toplumun karakterinin değişmediğini gösterdi bana. Yabancının gözünden tarihimizi dinlemek de ayrı bir keyif nedense dışardan bir göz bazı ayrıntıları daha iyi görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frenk kıyafetleri içinde Thévenot ve ben 1600'lü yıllarda Sakız adasına beraber kürek çekerken yaptığımız bir muhabbet arasında bir önceki durağı olan İzmir notlarından bahseden seyyaha " Jean şu yazdıklarını kitap yapsan ya hem ilerde de okurlar" desem. "Pehh dese" gülse . Bunun üzerine olacakları bilen ben de gülsem bıyıkaltı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihte hangi noktada kimle olmak istersiniz sorusu yukarıda okuduğum kitapların etkisinde kalıyor olacağım ki hep bu şekilde aklıma geliyor. Aklıma ilk geldiği şekliyle paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi benim de bu mim'i başkasına devretmem gerekiyor sanırım. Dalgaİzleri'nin nazını kim çeker bilmiyorum ben şöyle yapayım : Tarihin hangi noktasında olmak isterdiniz ve neden sorusunu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ilginç bulan takipçi blog arkadaşlarım&lt;/span&gt; bunu mim olarak kabul etsinler lütfen biz de zevkle okuyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© İlk fotoğrafta iki seyyah Thévenot ve Evliya Çelebi. Sonraki fotoğraflar dalgaizlerine aittir. İlk ikisi Safranbolu Cinci Hanından. Son fotoğraf Thévenot'nun da ziyaret ettiği Bodrum kalesinden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2711491797331867820?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2711491797331867820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2711491797331867820&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2711491797331867820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2711491797331867820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/eski-zaman-seyyahlar-ve-bir-mim.html' title='Eski Zaman Seyyahları ve bir MİM'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-3hlDDO_g0dY/TdZF12R25DI/AAAAAAAAAXE/ek8OLdgzB5I/s72-c/thevenotcelebi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8031585096552449583</id><published>2011-05-18T09:44:00.000-07:00</published><updated>2011-05-18T11:30:20.595-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Rembetiko filminden bir öğüt şarkısı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-MfFbczqeyCo/TdP_5jo0osI/AAAAAAAAAW8/DQ7ibe488RQ/s1600/marika.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 252px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-MfFbczqeyCo/TdP_5jo0osI/AAAAAAAAAW8/DQ7ibe488RQ/s320/marika.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608107325290488514" /&gt;&lt;/a&gt; 1983 yapımı Rembetiko filmine dair başta filmdeki şarkılar olmak üzere birçok şey hatırlıyorum. Bu güzel filmle ilgili aklıma mıhlananlar içerisinde Marika karakterini ayrı bir yere koymam gerekir sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marika karakterini oynayan Sotiria Leonardou'nun filmde söylediği, çok da güzel söylediği bir şarkı var. Bugün bende iz bırakan çok sevdiğim bu şarkı üzerine bir sayfa açayım dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şarkıda bir şeyler var. Filmi hiç izlemeyen şarkıda neden bahsedildiğinden de bihaber olan kişi bile Marikanın sesinden ya da halinden tavrından etkilenebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rembetiko 'da trajediyi yaşayan Marika aşağıda paylaştığım sahnede oturduğu yerde durağan bir şekilde söylüyor bu şarkıyı. Baştaki yüz ifadesi fazla acının verdiği umursamazlığı getiriyor aklıma ilk olarak. O kadar şey gördüm ve yaşadım ki hiçbir şey beni kötü etkileyemez der gibi sanki. Hüznü , acıyı müziğin tonlarında ya da şarkı sözlerinde değil de onun yüzünde görüyoruz ilkin. Şarkıyı söylerken çıkardığı her ses acı veriyor gibi. Bunun yanında vakur duruşuyla bilmiş öğüt verir bir havası da var. Şarkının sözleri de zorlukları ve hüznü anımsatsa da güç veriyor bana. Dediğim gibi bu sahnede bir şey var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="450" height="367" src="http://www.youtube.com/embed/4H4_jMH5cPE" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki çeviriyi Yunanca aslından yapılan bir İngilizce çeviriden yaptım. Üzerine yorumlar yapılabilecek mecazi anlamlar var. Yunanca bilenler çeviride yardımcı olsunlar isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To Dihti / Ağ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolculuğumuzun devam ettiği bu hayatın her yolunda &lt;br /&gt;Kendini bulmak için havanın kararmasını bekleme&lt;br /&gt;Gözlerini gece ve gündüz açık tut &lt;br /&gt;Önüne daimi gerilmiş bir ağ var çünkü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve eğer bir gün bu ağın tuzağına düşersen&lt;br /&gt;Kimse seni oradan çekip çıkaramayacaktır&lt;br /&gt;Kendi kurtuluşunun yolunu yalnızca sen bulmalısın&lt;br /&gt;Ve eğer şanslıysan her şeye tekrar başlarsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılmış mühürlü kitapta&lt;br /&gt;Bu ağ birçok ad ile tanınır&lt;br /&gt;Bazıları onu zavallı adamın bir "oyunu",&lt;br /&gt;Ve bazıları erken bir "bahar aşkı" olarak bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve eğer bir gün bu ağın tuzağına düşersen&lt;br /&gt;Kimse seni oradan çekip çıkaramayacaktır&lt;br /&gt;Kendi kurtuluşunun yolunu yalnızca sen bulmalısın&lt;br /&gt;Ve eğer şanslıysan her şeye tekrar başlarsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ağ ! Hayatın her anında bizi çepeçevre saran. O ağın ilmiklerinin arasından sıyrılmak da kurtalacağımız ağa nasıl yaklaşacağımızı bilmek de bizim elimizde ! Hayal kırıklıkları sağa sola savrulan küfürler ya da tatlı mutluluklarla dolu ! Bir ağ !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlemeyenlerin Rembetiko filmini izlemesini öneririm ayrıca. Yunan sinemasının en iyi film örneklerinden biri genel kanıya göre. Etkileyici bir trajedi ! Müzikler de özellikle güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8031585096552449583?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8031585096552449583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8031585096552449583&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8031585096552449583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8031585096552449583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/rembetikodan-bir-ogut-sarks.html' title='Rembetiko filminden bir öğüt şarkısı'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-MfFbczqeyCo/TdP_5jo0osI/AAAAAAAAAW8/DQ7ibe488RQ/s72-c/marika.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-7481639351692121207</id><published>2011-05-17T12:14:00.000-07:00</published><updated>2011-05-17T12:17:06.660-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Teknolojinin Yeni Harikası</title><content type='html'>Birçok şey eskiyecek , teknolojinin esiri olacak. Bir şey dışında...!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe width="500" height="314" src="http://www.youtube.com/embed/kthKe2ZBN-Y" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-7481639351692121207?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/7481639351692121207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=7481639351692121207&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7481639351692121207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7481639351692121207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/teknolojinin-yeni-harikas.html' title='Teknolojinin Yeni Harikası'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/kthKe2ZBN-Y/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-9208479414038874901</id><published>2011-05-16T05:29:00.000-07:00</published><updated>2011-05-16T07:53:49.008-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Dali Ve Buñuel İçin Rüya Tabiri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-zCutaGm3tb0/TdEksgYpzbI/AAAAAAAAAWk/oablj5neQn8/s1600/un-chien-andalou.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-zCutaGm3tb0/TdEksgYpzbI/AAAAAAAAAWk/oablj5neQn8/s320/un-chien-andalou.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607303358079159730" /&gt;&lt;/a&gt; Dolunay'ı kesen bir bıçak ve bir kadının gözünü aynı yönde kesen bir jilet...Yapılan ilk sürrealist film olan " Un Chien Andalou / Bir Endülüs Köpeği'nin en çok hatırlanan sahnesidir. İlk sürrealist film olmasının yanı sıra çok sevdiğim yönetmen Luis Buñuel'in ilk filmidir ve senaryoyu da Dali'yle birlikte yazmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. yüzyılın başlarında popülerliğini artıran sürrealizmin bir ürünü olan bu akıl dışı film 1928'de çekilmiştir. Sürrealizmin iki ustası Buñuel ve Dali söylediklerine göre filmi bir bakıma eğlence için çekmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buñuel filmi gördükleri rüyalar sonucu çekmeye karar verdiklerini söylüyor. Aslında sabit bir anafikri olmayan akıldışı 17 dakikalık filmin senaryosunu oluşturan iki rüyadan birisi de Dali'ye ait. Dali'nin gördüğü rüyada bir el dolusu karınca yönetmenin gördüğünde ise bir gözü kesen bıçak var . Birbirlerine anlattıkları bu rüyanın üzerine bir film yapabileceklerini düşünüyorlar ve tam yedi günde bir çekim metnini hazırlıyorlar bile. Film çekiminde hiçbir kuralın esiri olmuyorlar da. Tek kıstasları çektikleri kısımları beğenip beğenmemeleri oluyor. Dali ya da Buñuel'den birinin yok ben bu sahneyi beğenmedim demesi o sahnenin değişmesi için yetiyor. İkisi arasında bulunan bu ortak anlayış sonucu ortaya akıldışı öğeler taşıyan bu unutulmaz film ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-WH0jnkGXOiA/TdElI-K8aOI/AAAAAAAAAW0/Te3LhfP4F8A/s1600/un_chien_andalou.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 224px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-WH0jnkGXOiA/TdElI-K8aOI/AAAAAAAAAW0/Te3LhfP4F8A/s320/un_chien_andalou.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607303847111059682" /&gt;&lt;/a&gt; Her ne kadar Luis Buñuel ve Salvador Dali'nin bu rüyalarına Freudyen bir bakış açısı ile bakmak gerekse de ben biraz iş eğlenceli olsun istedim ve internet sayfalarındaki &lt;br /&gt;rüya tabiri sitelerine başvurdum. Hangi rüya neye işaret etmiş ? Rüya yorumlarını buraya yazıyorum rüyaların bu sonuçları getirip getirmediği ya da ne kadar gerçekleştiği konusunda yorum sizlerin. Bence bazı şeylere işaret etmiş bu rüyalar :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dali'nin gördüğü karıncalar &lt;/span&gt;:  Karınca görmek bolluk ve bereket işaretidir. Rüyada karınca görmek, aşırı hırslı biri olduğunuzun ve hiçbir şeyden memnun olmadığınızın belirtisidir.Rüyada görülen karınca uzun ömre yorulur. Para ve bolluktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Buñuel'in gördüğü bıçak ve göz &lt;/span&gt;: Rüyada elinde bıçak görmek, güç ve varlığın sürekli olacağına, bıçakla birşey kesmek, eline maddi kazanç geçeceğine işarettir. Bıçak gören kişi yükselir, mevki sahibi olur. Bıçak iyi bir yardımcıya işarettir.&lt;br /&gt;Göz ise din ile yorumlanıyor.:) Buñuel'in rüyasında kesilen bir göz görmesi ironik bir anlam kazanıyor böylece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta sanatçıların aykırı kişiliğini yansıtan bu ilk çalışmalarını, bu 17 dakikalık rüyayı izlemediyseniz izlemenizi öneririm. Buñuel'e göre sembolik öğelerden bir sonuç çıkarmanız yersiz ama siz çıkarabiliyorsanız yine de bakın. Ya da anlamsızlıktan anlam çıkarmak için o da olmadı şok olmak için izleyin derim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-9208479414038874901?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/9208479414038874901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=9208479414038874901&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/9208479414038874901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/9208479414038874901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/dali-ve-bunuel-icin-ruya-tabiri.html' title='Dali Ve Buñuel İçin Rüya Tabiri'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-zCutaGm3tb0/TdEksgYpzbI/AAAAAAAAAWk/oablj5neQn8/s72-c/un-chien-andalou.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8567068799252475065</id><published>2011-05-10T05:55:00.000-07:00</published><updated>2011-05-10T06:49:46.558-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İçsel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat - Dilbilim'/><title type='text'>Farkındalık !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-G0Ll30PVBA0/Tck7tg0A1NI/AAAAAAAAAWM/fF8hkYZEl34/s1600/bron234l.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 314px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-G0Ll30PVBA0/Tck7tg0A1NI/AAAAAAAAAWM/fF8hkYZEl34/s320/bron234l.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605076864327537874" /&gt;&lt;/a&gt; Değerli blogdost &lt;a href="http://saadetsorgun.blogspot.com"&gt;Saadet&lt;/a&gt; ile söyleşi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bazen sırf tedirgin ve canı sıkkın diye de yazarmış ama asıl mevzuyu değil saçma sapan şey anlatarak. Şunun gibi; ben bir şey anlatırım sana, senden cevap beklerim ama sen bana 50 kere "yüzünü soluk gördüm iyisin değil mi?’’dersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derim ki; "bana öyle gelmiyor ama Allah Allah, doğrudur.’’Aslında abarttığını bilirim.Ama bunu 50 kere tekrarlamak senin elinde olan bir şey değildir. Çünkü kafanda benim anlattıklarımın dışında bir şeyler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü gününde yanında olamayan bir dostun iyi gününde de yanında olmayı becerememesi. Ve tam da ihtiyacın varken olmayışı. Aslında yok etmen…Dostluk üzerine yazacak olsan hangi cümlelerle başlardın ve ilk cümlen ne olurdu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İnsanı çıkarsız seven tek kişi annesidir, her insan bir diğerini bir çıkar uğruna sever ya da yanında olur.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Doğamız gereği belki. Bu doğal bir şey aslında, suçlayamam kimseyi. En iyisi şu; kimseden bir şey beklememek. Eğer beklemeden yanımda olurlarsa bu beklentinin üstünde bir şey oluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir beklenti içinde olmak, karşındakinin de senden bunun karşılığında bir beklenti kurması gerektiği anlamına mı geliyor? Peki dostluk denen şey karşılıklı menfaatlerin sırayla yaşanması demek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Evet, genel anlamda. Farkındalık olayı var ama. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri diğerinin menfaatini karşılamıyorsa o kişi diğerine düşman mı olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Hayır düşman olmaz, herhangi biri olur. Bazı şeylerin farkında olan insanlar vardır onları ayrı tutmak lazım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkında olmak ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- İnsanı hayvandan ayıran tek özellik. Yoksa hayvan da der; " Lan bu bana muz verdi ben bunun yanında gezeyim’’ diye.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostluk başka bir şey olmalı. Karşılıksız bir şeyler yaparak karşılık beklememek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Ben kimseye "aman benim yanımda olsun zor günümde’’ beklentisiyle arkadaşlık etmem. Kimseden de böyle bir şey beklemem. Eğer benim yanımda olursa ne ala. Olmazsa da ben arkadaşlık yaparım, onun ne yaptığı kendi sorunu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın doğasında var dedik ya hani..Doğan gereği senin de insana ihtiyacın var, "benimde yanımda olsun, en azından sözleri ile gözleri ile’’ demeye. Hem ne kadar doğru senin yanında olamayan insanın yanında olmak. Sürekli kendinden vermek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Benim çıkar ilişkisine değil, var olanı vermeye ihtiyacım var. İyilik olsun diye değil, istiyorum diye.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki seni yalnızca kendi istediği zamanlarda yanına çağıran ama senin çağırdığında bahaneler bulan, senin sağılığın yerinde değilken dahi sana gelmeyen, seni arkadaşlarının ortamında utandıran insanın sırf arkadaşlığını istiyorsun diye yanında olur musun? Sineye mi çekersin yapılanı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Arkadaşımı seviyorsam giderim ama kişilik özellikleri önemlidir. Sırf çıkar için yanımda olan çok kişiyi sildiğim oldu, orası ayrı. İnsan bunu anlar. Nasıl desem..Çıkarcılığın doğallığı vardır bir de karakterize olmuş hali.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli gitmişsen, artık gelme sırası en azından yaptığı hatayı bir kere kabul etme sırası onda değil midir? Neden sırf seviyorsun diye ona yaptığının yanlış olduğunu anlatmazsın? Belki de bu onu kendinden uzaklaştırarak anlayacağı bir olaydır? Bencil olan bir insanı nasıl sevebilirsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Sevgiliden mi bahsediyoruz ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır dosttan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- O zaman iş daha mühim demektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya o senin ona en ihtiyacın olduğu anda sevgilisiyle çay’a gittiyse?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Değerini düşürür ama ben beklenti içinde olmam. Bu mekanik bir şey aslında. Dostum dediğin kişi yapacaklarını bilir o durumda. Yalnız karakterize etmek durumu vardır ve o saflık durumu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değeri düşse de gözünde, hala aramasını sormasını beklemek, merak etmesini istemek çıkar anlamında bir beklenti midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- İnsan sosyal bir varlık illa ki çıkar hesapları olacak. Aslında anne-çocuk hariç bütün ilişkiler çıkar temelinde bana göre. Ama işte çıkar var, bir de çıkar var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin tuhaf yanı bunu kabul etmek zoruna gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Ben ukala ukala kendimce kararlar aldım diyorum ya bir şeyler yaşadım da aldım. Canım acıdı, acıyor ama bu kararı uygulamam lazımdı. En iyi dostum kardeşim de olsa beklenti içinde değilim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım kilit nokta bu. O zaman kırılmazsın hem, daha az üzülürsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Evet, bunu başarabilmek...Bir kafeye gittin. Cüzdanı çıkarırsın. "Bir dahakine sen’’ Bir daha ‘’bir dahakine’’, bir daha..derken bu alışkanlık olursa "bunu da O ödesin artık’’ demezsin. Bu beklentide olmazsın. Varsın benden geçinsin, varsın çıkarcı olsun. Ben kendimi iyi hissederim sonuçta.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle olmasının da doğru olduğunu düşünmüyorum ben. Para hesabı girdi mi işin içine bu iş çirkinleşmiştir artık. Sürekli senden geçinsin, sen kimsin, nesin ? Yine de insanın içinden geçiyor. "Başkaları benim gibi neden, niçin’ci değildir. ‘Aman boş ver’ der. Ama ben ‘acaba nasıl,iyi mi?, pişman mı, aklına geliyor muyum? düşünmelerindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Hay yaşa! Bu yaşıma kadar hep boş ver diyebilmeyi istedim her konuda. Bazı insanlar var dünya yıkılsa umurunda değil. Ama sen, ben, kimimiz neleri düşünüp sorun ediyoruz. Çok imreniyorum. Bir de senin çalışma masana imreniyorum, manzaralı :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Q-OpkIs8pBk/TclAIPg_VsI/AAAAAAAAAWc/x4xrJhGAGQo/s1600/monl.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Q-OpkIs8pBk/TclAIPg_VsI/AAAAAAAAAWc/x4xrJhGAGQo/s320/monl.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605081721587324610" /&gt;&lt;/a&gt; ...Yoksa hayvan da der; " Lan bu bana muz verdi ben bunun yanında gezeyim’’ diye...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Karikatür www.CartoonStock.com adresinden. Fotoğraf ise fotoğraf sanatçısı Koto Bolofo'ya ait.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8567068799252475065?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8567068799252475065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8567068799252475065&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8567068799252475065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8567068799252475065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/farkndalk.html' title='Farkındalık !'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-G0Ll30PVBA0/Tck7tg0A1NI/AAAAAAAAAWM/fF8hkYZEl34/s72-c/bron234l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5872891658654971027</id><published>2011-05-08T04:29:00.000-07:00</published><updated>2011-05-08T06:31:31.930-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Olan Biten'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat - Dilbilim'/><title type='text'>Edebiyat dünyasından bir anne : Ursula</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-hs1UMwpCNu8/TcaXt5aZwfI/AAAAAAAAAV8/t3XTeKZ6o-4/s1600/tfc.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 314px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-hs1UMwpCNu8/TcaXt5aZwfI/AAAAAAAAAV8/t3XTeKZ6o-4/s320/tfc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604333601070629362" /&gt;&lt;/a&gt; Aslında edebiyatta anne karakteri deyince aklıma ilk olarak Albert Camus'nun "Annem ölmüş bugün, belki de dün..." sözleriyle başlayan çok sevdiğim "Yabancı" kitabındaki Meursault başkarakterinin annesi geliyor. Kitabın başında ölmüş olduğu  için hakkında pek bir şey yazamıyorum. Belki bir dahaki anneler gününde bu annenin oğlu hakkındaki düşünceleri üzerine varsayım niteliğinde bazı çıkarımlarda bulunurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bu anne Yabancı romanını roman yaptıysa Gabriel Garcia Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık romanını roman yapan anne karakteri de Ursula Buendiadır bana göre. Bilmiyorum nedendir ama anneler gününe ait kutlamalarda bütün cümleler " vefakar , cefakar annelerimiz " diye başlar ya belki de ondan ilk olarak bu ikisi aklıma geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buendia ailesinin direği Ursula . Bu "anaerkil" ailenin her şeyi...Sadece çocuklar için bir anne değil ailenin geçimini sağlayanı , para kazananı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-LT_vB5kawq4/TcaW57hVsjI/AAAAAAAAAV0/9oYhtOpDcBw/s1600/Gabriel%2BGarcia%2BMarquez%2Bwith%2BBook%2Bon%2BHead.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 192px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-LT_vB5kawq4/TcaW57hVsjI/AAAAAAAAAV0/9oYhtOpDcBw/s320/Gabriel%2BGarcia%2BMarquez%2Bwith%2BBook%2Bon%2BHead.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604332708283396658" /&gt;&lt;/a&gt; Bana göre kitabın en önemli karakteri Ursula Buendia etkisini kitabın başlarından ziyade devamında gösteriyor. Ursula'nın devamlı kendiyle çatışma içinde olan kişiliğini seviyorum. Bir yandan sorumlu olduğu aileyle ilgilenirken bir yandan da aile mutsuzluğuna katkıda bulunuyor sanki. Kendisini evine ve ailesinin devamına adıyor. Çoğu zaman aile bireylerinin mutluluğundan önce para ve sosyal konumunu ön plana alıyor. En ilginç yanı ise Ursula sanki Jose Arcadio'nun eşi değil de sanki ona da "annelik" yapan bir karakter izlenimi oluşturuyor zihinlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;115 yılı aşan bütün bir ömründe ailesine acımasız diktatör oğullarına bile bakar onları yönetir. Uzun yaşamı ona hayatın kendini tekrarlayıp duran çember olduğunu öğretir. Gözleri kör olsa ezilse büzülse dahi ailesinin iyi olduğunu bilir ve onların koruyucu meleği olur o :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;...Ursula da hamaratlıkta kocasından geri kalmazdı. Ufak tefek,çalışkan, ciddi, siniri sağlam, ömründe bir kez olsun şarkı söylediği duyulmamış bu kadın, kolalı içeteklerinin boğum hışırtısını peşindensürükleyerek şafaktan geceyarılarına kadar oradan oraya koştururdururdu. Bastırılmış toprak taban, sıvasız kerpiç duvarlar,kendi elleriyle yaptıkları yontulmamış tahtadan döşemeler, onunsayesinde her zaman tertemiz olur, giysilerini kaldırdıkları eskisandık mis gibi fesleğen kokardı.&lt;/span&gt; "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edebiyatta anne unsuru denince aklıma ilk gelenlerdi bunlar. Sizler de aklınıza gelenleri yorum bölümünde paylaşırsanız mutlu olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-D7oxb6Gpn_A/TcaZj26SOxI/AAAAAAAAAWE/6x4ZErtwVLc/s1600/beyaz%2Bcicek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 64px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-D7oxb6Gpn_A/TcaZj26SOxI/AAAAAAAAAWE/6x4ZErtwVLc/s320/beyaz%2Bcicek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604335627623611154" /&gt;&lt;/a&gt; Bu yazıyı da aracı yaparak &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;tüm annelerin anneler gününü kutlarım !&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Resim "çiçek taşıyan" Diego Rivera'ya ait. Fotoğraf Marquez'in sevdiğin bir fotoğrafı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5872891658654971027?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5872891658654971027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5872891658654971027&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5872891658654971027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5872891658654971027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/edebiyat-dunyasndan-bir-anne-ursula.html' title='Edebiyat dünyasından bir anne : Ursula'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-hs1UMwpCNu8/TcaXt5aZwfI/AAAAAAAAAV8/t3XTeKZ6o-4/s72-c/tfc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-3547446397649938594</id><published>2011-05-07T12:23:00.000-07:00</published><updated>2011-10-03T03:15:59.410-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='#haftanın izleri'/><title type='text'>Haftanın İzleri , mayıs 1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-V6_0QHQx6FI/TcWcdtsLclI/AAAAAAAAAVs/_nkUnqkEFYM/s1600/grey.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 192px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-V6_0QHQx6FI/TcWcdtsLclI/AAAAAAAAAVs/_nkUnqkEFYM/s320/grey.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604057345627484754" /&gt;&lt;/a&gt; * Gelmeyen bahar . - Varsın gelmeyiversin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Türkçe'ye Mutluğun Peşinde olarak çevrilen Rabbit Hole filminde Nicole Kidman performansı - Natalie Portman'ın aldığı Oscar'ı sorgulattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Karabükspor - Fenerbahçe maçı bilet fiyatları - En ucuzu 200 TL. E bir Fener şehre kaç kere gelir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ankara Armada Alışveriş Merkezindeki Remzi Kitapevi. - Harikalar diyarı gibi kapıdan girer girmez bir kitap kokusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir" kitabıyla Alain de Botton biraz durumu kurtardı . - Prousttan ötürü müdür nedir sevdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Leonard Cohen - Dance Me To The End Of Love ve Manu Chao - La Vida Es Una Tombola&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Televizyonda Profilo'nun Anneler Günü temalı reklamı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Haftamın en güzel en güç veren sözü " O sırada kitap okuyordum." oldu. - Vazgeçilmezim olma yolunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki günlerde bu başlıklar altında yazılar yazmayı düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En güzel haftalar ve izleri bizlerin olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-3547446397649938594?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/3547446397649938594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=3547446397649938594&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3547446397649938594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3547446397649938594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/haftann-izleri-mays-1.html' title='Haftanın İzleri , mayıs 1'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-V6_0QHQx6FI/TcWcdtsLclI/AAAAAAAAAVs/_nkUnqkEFYM/s72-c/grey.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8901688907631069101</id><published>2011-05-05T05:21:00.001-07:00</published><updated>2011-05-05T07:48:42.081-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TV'/><title type='text'>House Felsefesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-3dcUSbxNC6k/TcKx_KArjoI/AAAAAAAAAU0/NwphCNXLsQo/s1600/gif7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 206px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-3dcUSbxNC6k/TcKx_KArjoI/AAAAAAAAAU0/NwphCNXLsQo/s320/gif7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603236584979402370" /&gt;&lt;/a&gt; Öncelikle yazı 7.sezon 20.bölümden bazı unsurlar içerecektir.Henüz izlemeyip de bunları görmekten , okumaktan rahatsız olacaklar uzak durabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölümle ilgili sevdiğim kısımlarda ekran yakaladım ve burada bunları resim olarak paylaşmak istiyorum. 13 ve replikleri çok iyiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; "Neysek oyuz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-LHRkItvpn54/TcKz4agQ84I/AAAAAAAAAVE/D1SyrWnGnAU/s1600/gif6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 178px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-LHRkItvpn54/TcKz4agQ84I/AAAAAAAAAVE/D1SyrWnGnAU/s320/gif6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603238668171015042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ErriXoYOxss/TcK02fTZnyI/AAAAAAAAAVc/YrXsOBUNRas/s1600/house4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 202px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ErriXoYOxss/TcK02fTZnyI/AAAAAAAAAVc/YrXsOBUNRas/s320/house4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603239734611124002" /&gt;&lt;/a&gt; House'un son izlediğim bölümünde kahramanlarımızın mutsuzlukarı ön plana geldi yine. İngilizce'de bu durumdakiler için kullanılan kapsamlı bir "miserable" tabiri vardır.Bunu acı ve değersizliği beraberinde getiren mutsuzluk hali diye özetleyebiliriz. Şunu farkettim ki dizi kahramanlarının nükseden bu hali beni fazlasıyla memnun ediyor. Mutsuz insan görmekten zevk aldığım anlamına gelmesin bu aksine bir çokları gibi tersini severim. Ancak böyle olunca her biri hayat üzerine felsefenin derinliklerine dalıyorlar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar boyu televizyonlarımız insanımızı yanlış yönlendirdi. Yönlendirdi diyorum çünkü hiçbirimiz bu etkiyi görmezden gelemez. Annelerimiz-babalarımızdan beri karşısına oturduğumuz dizinin,filmin ortasında onların ne sorunsuz bir hayat yaşadıklarını gördük. Çizilen pembe "çiçekli böcekli" tablolar birçok yönde hayatımıza işledi. O gördüklerinde aradığı mutlu hali bulamayıp intihar edenler, geleceğini mahvedenler , kendine gösterilen "aşk" diye tanımlanmış ilişkileri bulamayıp beyni su kaynatanlar...Şimdilerde de Araplar tarafından takip ediliyoruz bu yarışta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın gerektiği kadar masala ihtiyacı vardır. Yalnızca nerede ihtiyacı olduğuna ve bunu nerede kullandığına dikkat etmelidir. House'u sevmemin birçok nedeninden birisi de hayatın &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;gerçek yüzü&lt;/span&gt;nü izleyenlere sunmasıdır. Hayatta hatırlanacak olan ve büyütülen mutsuzluklardır. Son zamanlarda birkaç defa rastladığım bir güzel sözü paylaşmak gerekirse " insan hafızası mutsuzluklarıyla aynı yaştadır. " Bunun aksini iddia eden "çiçekçi böcekçi"ler olacaktır. Kendilerini avutma yoluna gitmiş masal dünyası insanlarıdır onlar. Bilmelilerdir ki bembeyaz bütün bir masa örtüsünde sadece birkaç siyah leke olsa bile bunlar dikkat çekecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada dizilerimize eleştirilerimizin gölgesinde de kalsa Behzat Ç'ye ayrı bir yer açmak gerekir diye düşünüyorum. Konuyla ilgili geçenlerde bir sahne vardı ki çok beğendim. Behzat ve savcı yakınlaşmasında... Behzat'ın benden bir şey olmaz mutsuz oluruz biz hiç başlamayalım sözlerinin üzerine Savcı'nın &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Biz de mutsuz olalım&lt;/span&gt; sözü ... Bu final mutlu- mutsuz ve birlikte olmak kavramları üzerine "düşündürdü". Sorayım diğer yapımlarda adamın bu sözünden sonra kadının cevabı ne olurdu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-EJzOA-LU55A/TcK0a6e6v-I/AAAAAAAAAVU/98rrvfIFEkQ/s1600/house1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 202px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-EJzOA-LU55A/TcK0a6e6v-I/AAAAAAAAAVU/98rrvfIFEkQ/s320/house1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603239260870852578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-A49WbGEzTa8/TcK0I0EmE2I/AAAAAAAAAVM/4dAQUTo3bBo/s1600/house2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 202px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-A49WbGEzTa8/TcK0I0EmE2I/AAAAAAAAAVM/4dAQUTo3bBo/s320/house2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603238949912187746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Dfx8Rs-CMUA/TcK1IyhpmfI/AAAAAAAAAVk/vqQEJutLBsI/s1600/house5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 202px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Dfx8Rs-CMUA/TcK1IyhpmfI/AAAAAAAAAVk/vqQEJutLBsI/s320/house5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603240049008810482" /&gt;&lt;/a&gt;  House'un &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Life sucks&lt;/span&gt; fikrinin önde olduğu bu bölümde 13'e yeniden hoşgeldin diyoruz. Finalde beraber hayata ilişkin çözümlemeler yaparken bir yandan da cips yiyorlar (!). Birçok House final sahnesi gibi çok etkileyici buldum . Belki de uzun süreden sonra House bu kadar umutsuz kalıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;a href="http://makeagif.com/oTCwmq" title="oTCwmq on Make A Gif, Animated Gifs"&gt;&lt;img src="http://makeagif.com/media/5-05-2011/oTCwmq.gif" alt="oTCwmq on Make A Gif, Animated Gifs"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-size:1px;"&gt;created using the &lt;a href="http://makeagif.com/" title="make a gif"&gt;animated gifs&lt;/a&gt; maker at MakeAGif&lt;/div&gt;&lt;/center&gt; Burada da yakaladığım görüntülerden bir hareketli gif yapayım dedim. Daha iyisini nerede yaparım yardımcı olacak varsa önerilerini beklerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlemeyenler 7 sene geç kaldınız. Öneririm. Müdavimlere iyi seyiler !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8901688907631069101?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8901688907631069101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8901688907631069101&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8901688907631069101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8901688907631069101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/house-felsefesi.html' title='House Felsefesi'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-3dcUSbxNC6k/TcKx_KArjoI/AAAAAAAAAU0/NwphCNXLsQo/s72-c/gif7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-1514909877164898613</id><published>2011-05-03T10:42:00.000-07:00</published><updated>2011-05-03T11:13:58.942-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Mim Denen Şey</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-OpGLgd6Fe4k/TcBDT7kcj-I/AAAAAAAAAUc/cwvQY_63-7g/s1600/dalgalarsssss.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 226px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-OpGLgd6Fe4k/TcBDT7kcj-I/AAAAAAAAAUc/cwvQY_63-7g/s320/dalgalarsssss.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602551946136031202" /&gt;&lt;/a&gt; Saadet &lt;a href="http://saadetsorgun.blogspot.com/"&gt;Kağıttan Gemiler&lt;/a&gt; adlı güzel blogunda benden blog hikayemi anlatmamı istemiş.Teşekkür ederim ! Bloglar yasasının bilmem kaçıncı kanununa göre de yazmam zorunluymuş.:) Mim denen şey buymuş bir ilki yaşıyoruz. İlki yaşarken de ilki anlatmaya çalışacağım şimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu blog yazarlarının bloglarında yazma nedeni benzerlik taşır. Benim de Dalga İzleri'nde yazmamın uzun uzadıya yazabileceğim nedenleri var. Ancak sadece başlangıç hikayesinden bahsederek kısa tutmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan birkaç sene önce, Zuzuma adlı bir internet platformunda , dostlar mekanında fotoğraf ve fotoğrafçılığa olan ilgi tavan yaptı. Hani şu birbirine komşu ev hanımlarında olan bizim komşu şunu almış bizde neden yok durumunda olduğu gibi grup üyeleri tek tek profesyonel fotoğraf makinaları almaya başladık. Benim açımdan devamı şöyle oldu diyebilirim. Fotoğraflar çekildikçe içten içe dürten bir paylaşma ihtiyacı doğdu. Bunun üzerine birkaç kişi internet sitesi açma fikri üzerine yoğunlaştık. Açtık da...İnternet sitesi oldukça karışık geldi sözün özü uğraşamadım. Kolaya ve basite kaçtım ve bir blog açtım. Kesinlikle böylesi benim için daha kullanışlı oldu diye düşünüyorum. Zamanla hayatın getirdiği ve götürdüklerini , bıraktığı izleri aktardığım bir yer oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalga İzleriyle beraber internet dünyasına giren internet sayfalarını da analım bu arada. &lt;a href="http://www.mavielmas.gen.tr/gezi/"&gt;MaviElmas&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://nehirida.blogspot.com/"&gt;Nehirİda&lt;/a&gt;. Bir de teşekkür edelim bu fırsatla çok yardımları olmuştur kendilerinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mim denen şeyin" acemisiyim umarım kabul görür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat hepimizde güzel izler bıraksın !!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-1514909877164898613?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/1514909877164898613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=1514909877164898613&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1514909877164898613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1514909877164898613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/mim-denen-sey.html' title='Mim Denen Şey'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-OpGLgd6Fe4k/TcBDT7kcj-I/AAAAAAAAAUc/cwvQY_63-7g/s72-c/dalgalarsssss.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-7505705199208910247</id><published>2011-05-03T06:13:00.001-07:00</published><updated>2011-05-03T06:47:29.539-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TV'/><title type='text'>Bir Star Tv El Clasico'su Olarak Papatyam</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/--hpf7UW8Oug/TcADcmtpTdI/AAAAAAAAAUE/M2RMUTNmnPo/s1600/uefapapatyamligi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--hpf7UW8Oug/TcADcmtpTdI/AAAAAAAAAUE/M2RMUTNmnPo/s320/uefapapatyamligi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602481726412115410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-QgzEVT2g33o/TcADllEejlI/AAAAAAAAAUM/QTVLe-kx6_o/s1600/aasa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-QgzEVT2g33o/TcADllEejlI/AAAAAAAAAUM/QTVLe-kx6_o/s320/aasa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602481880589831762" /&gt;&lt;/a&gt; Üstüste gelen Barcelona - Real Madrid nam-ı diğer El Clasicolar futbolseverler için bir bayram havasında geçti. Türkiye'de maalesef görmediğimiz hatta dünya üzerinde nadir bulunan bir futbol resitalini izleme şansı bulduk. Medyamız geneli Shakira - Pique aşkını haber etseler de bu maça da ilgi gösterdiler. En son gazetelerde fotoğraflar yayınlandı haberlere konu oldu "Dünyadan El Clasico heyecanı " diye. O beğenmedikleri Afrika kabileleri jeneratörle çalıştırdıkları televizyonlarında bu maçı izliyorlardı. Ekranda &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Messi ile aslında aç bitap olan Afrika çocukları&lt;/span&gt; aynı karedeydi. Haberden çıkarılması gereken özet aslında şuydu: Tüm dünyanın gözü bu maçta. Bu akşam serilerin son maçında bütün dünya yine bu maçı izleyecek . Biz hariç ... Türkiye "tüm dünyanın izleyeceği" bu maç yerine aynı saatte Papatya mı ne öyle bir dizi izleyecek.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-DfT8YQ5E5_U/TcADwmYDz9I/AAAAAAAAAUU/GBIgF50QNTY/s1600/delclas.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 221px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-DfT8YQ5E5_U/TcADwmYDz9I/AAAAAAAAAUU/GBIgF50QNTY/s320/delclas.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602482069918961618" /&gt;&lt;/a&gt; Maçı evde rahat rahat şifresiz kanalda izlemek yerine bu diziyi sanki başka gün ve saatte yayınlayamıyormuş gibi bu saatte yayınlayarak futbolseverleri güya D-Smart üyeliğine zorluyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu ülkede futboldan , futbolun sevilen bir spor olduğundan , gelişebilirliğinden konuşuyorlar. Türkiye'de futbol falan yok bu zihniyetle de olmayacak. Futboldan anladığımız saatlerce süren laf salatası , demagoji programları , futbolcuların özel hayatlarıyla süren magazinel atışmalar , klişe çıkmazlar üzerine yorumlar , sahalara küfür etmeye giden yobazlar ne yazık ki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabesk kültürü her şeyde içimize işlemiş ki futbolda da acı çekmeyi hedef alıyoruz futbolun güzelliklerini bir kenara bırakarak. Nasıl aşk acısı çekmek için aşık oluyorsa bu milletin insanları futbolu da işler kötü gitse de otobüs taşlasak , ona buna dalaşsak olarak ele alıyor. Sahadaki güzelliklerin hiçkimse farkında değil...Nasıl olabilir ki ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolu "futbol" olarak sevmiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz bozuldum bu olaya kusura bakmayın ama bu yazıyı buraya yazamayacaksam bu blogun varlığının nedenini de sorgulamam gerekecekti. Benzeri bir yazıyı birazdan startv izleyici temsilcisine göndereceğim. Biliyorum Papatya izleyicilerini hiçbir zaman yenemem. "Onlar çok güçlüler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Papatya'yı izleyeceklere iyi seyirler dilerim .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada yine inadına benim D-Smartla işim olmaz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-7505705199208910247?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/7505705199208910247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=7505705199208910247&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7505705199208910247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7505705199208910247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/05/bir-star-tv-el-clasicosu-olarak.html' title='Bir Star Tv El Clasico&apos;su Olarak Papatyam'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/--hpf7UW8Oug/TcADcmtpTdI/AAAAAAAAAUE/M2RMUTNmnPo/s72-c/uefapapatyamligi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-1150833840111456603</id><published>2011-04-29T11:27:00.000-07:00</published><updated>2011-04-29T12:32:07.913-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Olan Biten'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Yassah Hemşerim Yassah !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-31j-ioeF9Mc/TbsQPhmxpVI/AAAAAAAAAT8/kbHhLyL17zo/s1600/221jjj001%2Bkopya.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 307px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-31j-ioeF9Mc/TbsQPhmxpVI/AAAAAAAAAT8/kbHhLyL17zo/s320/221jjj001%2Bkopya.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601088420470433106" /&gt;&lt;/a&gt; Bir hikaye fikri geldi aklıma bu akşam . Hazır bloglara erişim yasağı da kalkmışken yazayım diyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Göz yaşlarını silmiş yeni yeni rahat &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;nefes&lt;/span&gt; almaya başlıyordu ilköğretim öğrencisi Özgür. Öğretmeni kuzeninin hediye ettiği kitapları okulda okumasına izin vermemişti. Hatta görmeye bile tahammülü yoktu ve kitapları çocuğun elinden almaya kadar götürmüştü işi. Özgür'ün babası Egemen durumdan haberdar olur olmaz olaya el koymuş ve her şeyin öğretmenin aşırı siyasi alınganlığından kaynaklandığını öğrenmişti. İlk fırsatta eşi Şehrazat hanımla konuşup oğlunun moralini yerine getirmek için bir lunapark planı yaptılar. Bu plan aile için de bir akşam gezmesine dönüşecekti. Öyle ki anne yeni aldığı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;eteği&lt;/span&gt; giymişti bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabada lunapark yolunda yapabildiklerimiz ve yapamadıklarımızdı , insanlardı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;hayvan&lt;/span&gt;lardı konuşurken konu dönüp dolaşım 99 yapımı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Animal&lt;/span&gt; Farm filmine geldi. Aynı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;hikaye&lt;/span&gt; günümüz teknolojisiyle daha bir güzel yansıtılabilir sinemaya dedi Şehrazat. Son yıllarda çok iyi yabancı yapımlar var eminim kısa sürede &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yerli&lt;/span&gt;leri de bunları izleyecektir diye ekledi. Egemen konudan sıkılmış olacak ki lafı değiştirmeye çalıştı ve o gür sesiyle :" Şehrazat &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hatun &lt;/span&gt; ! Keşke &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;baldız&lt;/span&gt;ı da getirseydik be , evde otur otur iyice &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;şişman&lt;/span&gt;ladı internetin sosyal medyanın esiri oldu" Eşi Egemen Bey'in kız kardeşine bu tür laf vurmalarını eğlenceli bulsa da bu sefer &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yetişkin&lt;/span&gt; kız ne yapacağına biz karar veremeyiz diyerek sözü uzatmadı. Bu esnada &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;sıcak&lt;/span&gt; olmuş olacak ki Özgür arka koltukta pencereyi araladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lunaparka varınca ilk karşılaştıkları &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;sarışın&lt;/span&gt; küçük bir kız çocuğu oldu annesi bugün çok şeker yedin diyerek pamuk şeker isteyen kızını azarlıyordu. Bir daha luna parka da izin yok ! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür bir oraya bir buraya bütün oyuncakları dolaşıyor elinde bir &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;çıtır&lt;/span&gt; simitle de açlığını yatıştırıyordu. Anne ve babası da onu zevkle izliyordu. Şehrazat hanım iç çekti ve eşine dönüp :" Şuna binsem olur mu ki ? Çok mu kalabalık? "dedi. Egemen Bey baktı Şehrazat hanım yapamadı...&lt;br /&gt;Şimdi oyuncakların yorduğu Özgür lunaparka giderken "Anne &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;büyütücü&lt;/span&gt; bir hap olsa keşke. Küçükken her istediğini yapamıyor insan" demişti manalı bir şekilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lunapark çıkışı aile her şeye rağmen mutluydu . Egemen bu mutlu anı ölümsüzleştirmek için fotoğraflar çekiyordu. Çıkışta otoparkın karşısında tam da oğlunu çekecekken komşu mekanın önünde bir güvenlik görevlisi yüksek sesle haykırdı. " Fotoğraf Yok ! &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yassah&lt;/span&gt; hemşerim &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yassah&lt;/span&gt; ... Güne başlarken Özgür'ü vuran bir şeyler yapamama hissi şimdi gün biterken anneye ve babaya tesir ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yapılamayanların hikayesini bana yazdıran ne peki ? Haberlerde okumuşsunuzdur hikayede &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;koyu renkle belirtilmiş kelimeler&lt;/span&gt; Telekomünikasyon İlteşim Başkanlığı (TİB) tarafından internette &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yasaklılar&lt;/span&gt; listesine alındı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun için bu yasaklı kelimelere dikkat edin kullanmayın !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsetmeden geçemeyeceğim öykü'nün (bakın hikaye yazmadım) arka planını oluşturan Lunapark &lt;a href="http://fulyapragi.blogspot.com/2011/04/lunapark_29.html"&gt;Ful Yapraklar&lt;/a&gt;ı sayesinde düştü aklıma. Siz bakmayın benim yazıma yasaklarla tam bir zıtlık içerisinde pozitif bir blog. Tavsiye ederim !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluk kitabınız olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi haftasonları !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-1150833840111456603?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/1150833840111456603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=1150833840111456603&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1150833840111456603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1150833840111456603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/04/yassah-hemserim-yassah.html' title='Yassah Hemşerim Yassah !'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-31j-ioeF9Mc/TbsQPhmxpVI/AAAAAAAAAT8/kbHhLyL17zo/s72-c/221jjj001%2Bkopya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-4962819065473132912</id><published>2011-04-25T03:36:00.000-07:00</published><updated>2011-04-25T03:58:13.087-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TV'/><title type='text'>House MD Müzikleri - En iyi 10 ( 2 )</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-59PGOJNPA80/TbVNlgCBMwI/AAAAAAAAATs/QYAB5KxfOKw/s1600/housegitar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-59PGOJNPA80/TbVNlgCBMwI/AAAAAAAAATs/QYAB5KxfOKw/s320/housegitar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599467018353980162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Daha önce &lt;a href="http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/10/house-md-muzikleri-en-iyi-10.html"&gt;şu sayfalarda&lt;/a&gt; House dizisinde kullanılan müziklerden bahsetmiş ve kendi beğenime göre beşinci sezona kadar bir soundtrack albümü çıkarmıştım.Şu ana kadar bu bölümün Dalga İzlerinin en beğenilen ve ilgi çeken sayfalarından biri olması da beni ayrıca sevindirdi. Takiben birçok kişi Facebook ya da mail yoluyla mesajlar gönderip bu şarkılar hakkında sorular sordu. Bütün bunlar bir bir bakıma yalnız olmadığımı ve her yönüyle başarılı bir iş olan House'un müzikleriyle de birçok kişinin beğenisini kazandığını gösteriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu birinci en iyi on müzik listesinin ardından 5.sezondan itibaren içinde bulunduğumuz 7. sezona kadar bölümlerde çalan şarkılardan bir seçki hazırladım. Bu hazırlamada yine dizide sahneler akarken duymaktan mutlu olduğum , ilk defa dizi aracılığyla tanıştığım , diziye yakıştırdığım kendime en yakın şarkıları sizle paylaşıyorum. Siz de kendi beğenilerinizi yorum bölümünde paylaşırsanız sevinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-GVXnSBNntbk/TbVNrrQXe-I/AAAAAAAAAT0/fHngYP2zMMw/s1600/houseguitar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 178px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-GVXnSBNntbk/TbVNrrQXe-I/AAAAAAAAAT0/fHngYP2zMMw/s320/houseguitar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599467124446165986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu arada hatırlatmak gerekirse " tüm bölümleri izlemeyenler için istenmeyen görüntüler ve bilgiler içerebilir " bu yazı baştan uyarıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hugh Laurie - " Georgia On My Mind "&lt;/span&gt; S5B21- Saviors&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="480" height="270"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x8z79k?theme=none&amp;highlight=%23FF6700"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x8z79k?theme=none&amp;highlight=%23FF6700" width="480" height="270" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x8z79k_hugh-laurie-georgia-on-my-mind_music" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;On parmağında on marifet başrol oyuncumuz Hugh Laurie'nin piyano ve mızıkasıyla çaldığı parçayı listenin en başına aldım. Bölümlerin kapanışında duyduğumuz müzikleri nedense daha etkileyici buluyorum . Bu da onlardan biri . 1930'larda yazılmış 60larda Ray Charles tarafından meşhur edilmiş parçanın House yorumu bence şahane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;The Frames - "Seven Day Mile"&lt;/span&gt; S06B01 - Broken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="350" height="293" src="http://www.youtube.com/embed/zpGZ9sAH_Hc" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Altıncı sezonun ilk bölümü kapanışında çalan Dublinli grubun bu şarkısı için diziye tesir eden Britanyalı Laurie etkisi diyebiliriz. Altıncı sezonun ilk bölümünü ne kadar çok sevdiğimden bu sayfalarda bahsetmiştim. Hatırlarsınız şarkı House'un rehabilitasyon için geldiği Mayfield'den ayrılırken çalıyor .  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Fiona Apple -" Why Try To Change Me Now "&lt;/span&gt; S6B11 Remorse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="350" height="227" src="http://www.youtube.com/embed/gQDpfTumx60" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Yine bir bölüm kapanışı şarkısı . Bu kadının sesini seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Norah Jones - " Chasing Pirates "&lt;/span&gt; S06B14 Private Lives&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="350" height="227" src="http://www.youtube.com/embed/iu1nYkwIs3k" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Altıncı sezon ondördüncü bölüm açılışında kullanılıyor şarkı. Tematik olarak zekice kullanılmış bence. Blogcu kadın bilgisayar başında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Black Lab " This Night "&lt;/span&gt; S07B16 Out Of Chute&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="350" height="293" src="http://www.youtube.com/embed/mBmIptM7JvA" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar dinlesem bıkmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;The Pretenders - "Break Up The Concrete "&lt;/span&gt; S06B13 5 to 9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="350" height="227" src="http://www.youtube.com/embed/-TfF9I3-zJ0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;House müziklerini kim seçiyorsa iyi iş çıkarıyor dedirten bir şarkı daha. Genelde sabahları dinlerim ben ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Joe Purdy - " Good Days &lt;/span&gt;" S07B01 Now What?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="348" height="226" src="http://www.youtube.com/embed/wWmSH00VPP8" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak Lost'ta tanışmıştım Joe Purdyle . Aynı şakı olmasa bile benzer tonda bir şeydi tam hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;A Fine Frenzy - " Whisper "&lt;/span&gt; S05B11 Joy To The World&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/1m12nt"&gt;http://fizy.com/s/1m12nt &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir A Fine Frenzy olmalı en azından...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;S.Carey - " In The Dirt&lt;/span&gt; " S07B18 The Dig&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/1pxdrp"&gt;http://fizy.com/s/1o9qvf &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sia - " Breathe Me "&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="350" height="293" src="http://www.youtube.com/embed/xCjoo_Zs_Fw" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;En güzellerinden biri ve listede olmazsa olmazdı. Açıkçası hangi bölümde kullanıldığını çıkaramadım. Belki de bölüm tanıtımlarındaydı...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-4962819065473132912?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/4962819065473132912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=4962819065473132912&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4962819065473132912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4962819065473132912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/04/house-md-muzikleri-en-iyi-10-2.html' title='House MD Müzikleri - En iyi 10 ( 2 )'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-59PGOJNPA80/TbVNlgCBMwI/AAAAAAAAATs/QYAB5KxfOKw/s72-c/housegitar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-1098333668141232445</id><published>2011-04-22T04:08:00.000-07:00</published><updated>2011-04-22T08:14:24.054-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>The Hitchhiker's Guide to the Galaxy - Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-C_mTHenrIYE/TbGM1PyaSMI/AAAAAAAAATM/8JQmUbfE1zo/s1600/ahhheader.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-C_mTHenrIYE/TbGM1PyaSMI/AAAAAAAAATM/8JQmUbfE1zo/s320/ahhheader.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598410658197162178" /&gt;&lt;/a&gt; Filmin Orijinal Adı : The Hitchhiker's Guide To The Galaxy&lt;br /&gt;Türkçesi : Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi&lt;br /&gt;Çekim Tarihi : 2005&lt;br /&gt;Türü : Bilim Kurgu Komedi , Macera&lt;br /&gt;Senaryo : Douglas Adams kitabından&lt;br /&gt;Yönetmen : Garth Jennings&lt;br /&gt;Oyuncular : Martin Freeman , Mos Def , Sam Rockwell , Zooey Deschanel &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsanın bu dünyada yaşayan üçüncü zeki yaratık olduğunu hatırla! "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Douglas Adams'ın çok okunur mu bilmem ama çok satan kitabının filme uyarlamasında sıradan bir adam olan Arthur uyandığında bir yıkım ekibi ve buldozerlerin evini yapılacak bir kestirme yol için yıkmak üzere olduğunu anlar. Arkadaşı Ford onu bulduğunda yıkımı engellemek için araçların birinin önünde yatmaktadır. Ford arkadaşını bir bara götürür ve onu başka bir gezegenden olduğu konusunda ikna eder. Döndüklerinde ev yıkılmıştır. Buna paralel olarak bir uzay gemisi görülür. Uzayda bir otoban yapmak isteyen uzaylılar bu yol üzerindeki engel olan Dünyamızı yok etmek istemektedirler. Daha önceden uyarılarda bulunsalar da günlük uğraşılarıyla çok meşgul olan, kendinen başka bir şey düşünmeyen "cahil" insanoğlu bu uyarıyı görmezden gelmiştir. Kahramanlarımız "havlularını" alır ve otostopla bu gezegenden kaçarken dünyamız havaya uçar ve yine o eski toz bulutu halini alır. Ve macera böylelikle başlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-FuHJ9EEDmEc/TbGNFOMnh2I/AAAAAAAAATU/XaB9EJg0IDU/s1600/ahhhhh2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 192px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-FuHJ9EEDmEc/TbGNFOMnh2I/AAAAAAAAATU/XaB9EJg0IDU/s320/ahhhhh2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598410932648118114" /&gt;&lt;/a&gt; Film enteresan öyküsü ve komik olmasının yanı sıra İngilizlere özgü hicivlerle insanoğluna birçok eleştiride bulunuyor. Eğlenceli bulmakla beraber filmi defalarca izlememdeki asıl neden dayandığı felsefik temellerdir diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya aslında koskoca evrende küçük bir nokta gibidir deriz ya hani. İnsan benmerkezcidir. Yaşarken sadece o vardır. Değil etrafında sürüp giden bir hayat kendisiyle ilgili olmayan hiçbir şeyle ilgili değildir. Sadece kendini var görür ve geri kalan diğer insanlar ve doğa başta olmak üzere ne olursa olsun her şeyi bir kenara atar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde üzerine yazmaya değer bir oyuncu ekibi oynamış. İngiliz oyuncu Stephen Fry da aralarda sesiyle baya baya bir öne geçmiş. Bunların dışında manik depresif ve daima kötümser robot Marvin ve Vogonlar dikkat çekici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-_k7PyOSXbhM/TbGOEo0quFI/AAAAAAAAATk/iUCmvePKQFo/s1600/aavogons.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 210px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-_k7PyOSXbhM/TbGOEo0quFI/AAAAAAAAATk/iUCmvePKQFo/s320/aavogons.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598412022127179858" /&gt;&lt;/a&gt; Vogonlara ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Dünyalı hemşerimiz Arthur ve arkadaşı Ford ilk otostopta bu yukarıdaki sevimli (!) uzay halkının mekiğine misafir oluyor. En fazla dikkatimi çeken özelliklerinden birisi son derece bürokratik olmaları. Her işlerini kağıda döküyorlar. En basit işi halletmek için bile tabandan tavana dilekçeler gidiyor. O derece iğrençler yani. Başkanın mühürlü onayından sonra işleme giriyor her şey. Bu taş vurmanın daha iyisini ancak Orwell yapardı gibi. Bir de kötü şiir yazıyor bu yaratıklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimkurgu sevenler için fazla bir şey söylemeye gerek yok. Film uzayda uzay mekiklerinde bizim uzayla ilgili tasarladığımız o hayali öğeler içinde geçiyor. Buna ek olarak romantizm de serpiştirilmiş Zooey Deschanel'e rol verilerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-BFhlLiZA8us/TbGNotM9SDI/AAAAAAAAATc/L9imBryPHHU/s1600/ahitchi3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-BFhlLiZA8us/TbGNotM9SDI/AAAAAAAAATc/L9imBryPHHU/s320/ahitchi3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598411542266464306" /&gt;&lt;/a&gt; Uzatmayım kapağında "Dont panic"(panik yapma)yazan kitabını henüz okumadım ama film gayet eğlenceli . Maceraya ortak olmak , belki bazı şeylerin değerini bilmek , etrafımıza dünyamıza her iki anlamda da daha iyi "bakmak" , bir şeyler öğrenmek ve ders almak ve gülmek için izliyorum ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-1098333668141232445?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/1098333668141232445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=1098333668141232445&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1098333668141232445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1098333668141232445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/04/hitchhikers-guide-to-galaxy-bir.html' title='The Hitchhiker&apos;s Guide to the Galaxy - Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-C_mTHenrIYE/TbGM1PyaSMI/AAAAAAAAATM/8JQmUbfE1zo/s72-c/ahhheader.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-6560806060293936066</id><published>2011-04-18T09:53:00.001-07:00</published><updated>2011-04-18T10:31:04.345-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnternet&apos;ten...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat - Dilbilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Murakami ve Harika bir fikir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-g_AdccqCets/Taxsv79CfcI/AAAAAAAAARs/rXg8rjTFNY8/s1600/akafka.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-g_AdccqCets/Taxsv79CfcI/AAAAAAAAARs/rXg8rjTFNY8/s400/akafka.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596968007718043074" /&gt;&lt;/a&gt; Önyargılarım nedeniyle neler kaçırdığımı farketmeme bir başka nedendir Murakami. Japonlar, Japonya ve hatta genelleme yapıp bütün gözü çekik arkadaşlara yersiz bir önyargıyla mesafeli durmuşluğum vardır. Murakami okumaya başlayarak Japon edebiyatına giriş yaptım ve bu önyargıdan en azından onun kuruluğundan kurtuldum diyebilirim. Murakami kitapları ve sonra takiben Miyazaki filmleri... Eserlerini tavsiye ederim . Her dönem masala ihtiyacı olanlar için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murakami kitaplarından uzun uzun bahsetmek gerekir biliyorum ama bu yazıda başka bir konu odaklı yazacağım. Murakami okuru moda blogu yazarı Sera Hur kapak dizaynını birçoğumuzun beğendiği Murakami kitaplarını sokak modası fotoğrafçısı &lt;a href="http://thesartorialist.blogspot.com/"&gt;The Sartorialist&lt;/a&gt;'in fotoğraflarıyla eşleştirmiş. Ne harika bir fikir ! Orijinali John Gall tarafından tasarlanan kitap kapakları aynı renklerin görüldüğü bu moda fotoğraflarıyla birleştirilmiş. Yansıyan renklerin yanı sıra eşleştirirken kitabın ruh halini taşıyacak fotoğrafları da seçtiğini söylüyor sanatçı ruhlu blogcu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En beğendiğim fotoğrafa en başta yer verdim. Sahilde Kafka Murakami'nin ilk okuduğum kitabıydı . Belki de ondan biraz fazla değer veririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/--yxf8MCC8-M/TaxyCvf69sI/AAAAAAAAAR0/MiLDxTlqaX4/s1600/aafterdark.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://3.bp.blogspot.com/--yxf8MCC8-M/TaxyCvf69sI/AAAAAAAAAR0/MiLDxTlqaX4/s400/aafterdark.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596973828350342850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-_9OEhpa1Tpw/TaxyME6sB9I/AAAAAAAAAR8/4VYzJY1UaYA/s1600/aa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-_9OEhpa1Tpw/TaxyME6sB9I/AAAAAAAAAR8/4VYzJY1UaYA/s400/aa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596973988718577618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Uz2SxqXYIw4/TaxyVb4sHwI/AAAAAAAAASE/YZL9kot-fdQ/s1600/adance.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Uz2SxqXYIw4/TaxyVb4sHwI/AAAAAAAAASE/YZL9kot-fdQ/s400/adance.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596974149503033090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-e26AeoPAR18/TaxygxwGm9I/AAAAAAAAASM/wfbGB7n2FWQ/s1600/aelephant.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-e26AeoPAR18/TaxygxwGm9I/AAAAAAAAASM/wfbGB7n2FWQ/s400/aelephant.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596974344351161298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-fNhSjt2XQE0/Taxyp46QvqI/AAAAAAAAASU/E2Vww3IVft4/s1600/ahardboiled.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-fNhSjt2XQE0/Taxyp46QvqI/AAAAAAAAASU/E2Vww3IVft4/s400/ahardboiled.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596974500891639458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu Kitabı kapağıyla eşleştirilen fotoğrafta renklerden ziyade kitabın duygu durumu ile uyum dikkat çekici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-84Hop6qlMOc/TaxzONd8LaI/AAAAAAAAASc/Lvdne2PgygI/s1600/anorwegian.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-84Hop6qlMOc/TaxzONd8LaI/AAAAAAAAASc/Lvdne2PgygI/s400/anorwegian.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596975124885286306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-fJIKBAP6q8Q/TaxzdMLvaRI/AAAAAAAAASk/u369WC9Ph3c/s1600/asouth.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-fJIKBAP6q8Q/TaxzdMLvaRI/AAAAAAAAASk/u369WC9Ph3c/s400/asouth.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596975382238554386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-xH-VtPhWd6Q/TaxzmllzLBI/AAAAAAAAASs/z9BYOxsDuK4/s1600/asputnik.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-xH-VtPhWd6Q/TaxzmllzLBI/AAAAAAAAASs/z9BYOxsDuK4/s400/asputnik.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596975543677561874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-SDQY3T2YZzM/TaxzuNyd9GI/AAAAAAAAAS0/sa8_wz4OXzU/s1600/awild.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-SDQY3T2YZzM/TaxzuNyd9GI/AAAAAAAAAS0/sa8_wz4OXzU/s400/awild.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596975674727199842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-61m1nENahp4/Taxz1lBFXII/AAAAAAAAAS8/Q1XRD45W7JI/s1600/awindup.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-61m1nENahp4/Taxz1lBFXII/AAAAAAAAAS8/Q1XRD45W7JI/s400/awindup.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596975801221602434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi aynı fikre başka kitaplar ve başka fotoğrafları eşleştirerek devam ediyor bu kişi. Ne deyim takdir ettim ! Ne orijinal fikirli insanlar var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Murakami'nin okumadığım kitaplarını okuyayım ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-6560806060293936066?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/6560806060293936066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=6560806060293936066&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6560806060293936066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6560806060293936066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/04/murakami-ve-harika-bir-fikir.html' title='Murakami ve Harika bir fikir'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-g_AdccqCets/Taxsv79CfcI/AAAAAAAAARs/rXg8rjTFNY8/s72-c/akafka.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5198684281319599127</id><published>2011-04-13T08:04:00.001-07:00</published><updated>2011-04-13T08:52:05.203-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TV'/><title type='text'>Reklamın iyisi kötüsü olur...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-JLGUWFUjdCo/TaXF_3R7ziI/AAAAAAAAARk/HKPUUEGeky4/s1600/kotureklam.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 210px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-JLGUWFUjdCo/TaXF_3R7ziI/AAAAAAAAARk/HKPUUEGeky4/s320/kotureklam.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595095813039312418" /&gt;&lt;/a&gt; Son yıllarda reklamcılık sektörünün ülkemizde geliştiğini düşünürdüm. Belki öyleydi de...Yabancı televizyonlarda görünen en dikkat çekici en iyi denebilecek reklamlar şu bizim komedi programlarında yayınlanan tek tip reklamlar gibi görünüyordu. Görüyorum ki işler iyice sözüm ona bir şark kurnazlığına çekildi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayanamıyorum yazıyorum . Sırf hani bu adamlar reklamcılık işini çok iyi biliyorlar ya belki halkın tepkisini bir şekilde ölçen adamları vardır da google'dan arayıp sayemde bir iki fazla olumsuz fikir görür de belki bazı şeylerden vazgeçerler. Belki de fikirlerimi beyan edip rahatlamak istiyorum yine sadece...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahmin edeceğiniz üzere konumuz şimdilerde zırt pırt her program arasında çıkan 118 33 reklamı. Hani işi çok iyi bildikleri için tekrar tekrar akılda kalacak şekilde yineliyorlar. Ben de yineleyim burada 118 33. Akılda kalsın çünkü bu numarayı kullanmayacağımdan emin olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamın iyisi kötüsü olmaz diye düşünülür. Reklam kötüyse dahi bir şekilde izleyenin aklında kalmış ve görevini yapmıştır kimilerine göre. Güyâ !!! Bu sanırım benim için geçerli değil diyeceğim. Güzel ve sevdiğim bir reklamın bana aldırdığı bir ürün var mıdır bilmiyorum varsa bile çok azdır ama sevmediğim bir reklamın beni o üründen uzak tuttuğu daha çok olmuştur. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Maçların en heyecanlı anında sağdan soldan ekrana giren , tribüne asılmış havası veren ürünleri inadına almıyorum. Burada yine yüksek sesle duyurayım. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün birkaç haber sitesinde denk geldim. İşte tüm ülkeyi gıcık eden adam diye haberlerini yapmışlar. Bilmiyorum " gıcık olduğumuz adam çıkmış " ya da "gıcık olduğumuz adamı haber yapmışlar " bir bakalım gibi bir havamız mı var ? Şunu biliyorum zor durumda kalsam ihtiyacım düşse dahi en iyi ücret imkanını sunsalar dahi benzeri ama daha az saçma olan 118leri tercih edeceğim çünkü bu reklam izleyenlere bir hakaret unsurudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamı yüzünden&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; kullanmamayı &lt;/span&gt; tercih ettiğim ürünlerden bir ikisini ekleyim de renklilik olsun hem :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="300" height="255" src="http://www.youtube.com/embed/8dpZdbUGCSs" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Reklamda hedef genç kitle. Mekan bir kütüphane(!). Herkes ders çalışıp kitap okurken birden Privacy etkisiyle parti insanı oluyorlar. Güzel de ben anlatılmak isteneni sanırım anlamadım . Neden bir kütüphane ? O uçuşan kağıtlara sinir oluyorum bir de. Ürünü yüceltirken kitabı kağıdı alçaltmayı anlamıyorum. Parti yapalım mesajı iyi güzel de neden kitabı boşverelim ? Privacy sever ve kullanırDIM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="300" height="255" src="http://www.youtube.com/embed/ZmW325XPh5g" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir reklam. Bu sefer mekan bir okul. Aynı kutuplaşma ve yine uçuşan kağıtlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5198684281319599127?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5198684281319599127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5198684281319599127&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5198684281319599127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5198684281319599127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/04/reklamn-iyisi-kotusu-olur.html' title='Reklamın iyisi kötüsü olur...'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-JLGUWFUjdCo/TaXF_3R7ziI/AAAAAAAAARk/HKPUUEGeky4/s72-c/kotureklam.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2829174752985588353</id><published>2011-04-08T11:41:00.000-07:00</published><updated>2011-04-08T12:33:24.720-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat - Dilbilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Italo Calvino - Görünmez Kentler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-2fF8Xw7cj5E/TZ9gg-mmALI/AAAAAAAAARU/90-4tohUw7Q/s1600/gorunmezkentler.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 211px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-2fF8Xw7cj5E/TZ9gg-mmALI/AAAAAAAAARU/90-4tohUw7Q/s320/gorunmezkentler.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5593295381894398130" /&gt;&lt;/a&gt; Görünmez kentler İtalyan yazar İtalo Calvino’nun bir kısa romanı. Kitap tecrübeli doğulu hükumdar Kubilay Hanla Venedikli seyyah Marco Polo arasındaki muhabbetlerden oluşuyor. En güzel yön de bu ki ikili aynı dili konuşamasa da işaret diliyle , imalarla ve birtakım nesneler kullanarak anlaşmaya çalışıyor. Benim dikkatimi çekmek için bu kadar bilgi yetmişti. Bu kitabı diğer kitaplardan ayıran bu yukarıda saydığım özellikleri merakımı artırdı. Edindim ve moda tabirle bir çırpıda okudum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın önsözünde Calvino şunları yazmış :&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; "&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Görünmez Kentler &lt;/span&gt; bildik kentler değil ; kurmaca kentlerdir. Hepsine birer kadın adı verdim ; kitap kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Bu bölümlerden her biri, her kent için ya da genel anlamda kent kavramı için geçerli bir ipucu sunmalı."&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Marco Polo'nun Kubilay Han'a sunduğu bu 55 kent şiirsel bir dille okuyucuya sunuluyor. Kentlerin akla getirdikleri yine bu ikili arasında 5-10 şehir sunumu arasında kısa görüş alışverişlerine neden oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatılan şehirler hayali gizli bir güce sahip gibi. Yazarın sayesinde şehrin mimarisi ve yaşayışının içinde buluyor okuyan kendisini. Polo belki de hayalindeki özlemindeki kentleri anlatıyor,bizler de belki aynı düşüncelerle kendi şehirlerimizi kuruyoruz. Şehirler önemlidir ve şehirlerin insanlarla bağı daha da önemlidir bence. Calvino'nun kitabında her şehir bir karakter taşıyor ve hepsinin bir düşünce sistemi var sanki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En yalın öğeleri anlamak için bazen karışık olmak gerekir.Kitabın da biraz böyle bir yapısalcı havası var. Gerçekleri anlamak için biraz hayal ve masal da gerekir . Son zamanlarda böyle gerçeküstü ya da masalsı şeylere yöneldim. Gerçek ve hayal birbirinin sağlaması gibi. Aralarında ince bir perde var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı okuduktan sonra internetten baktım da kitap birçok görsel sanatçıya ilham kaynağı olmuş. Nora Sturges'ın çalışmalarını ben çok beğendim. Hayal güçlerimize sınır koymak gibi olmasın ama Calvino'nun kitabında anlatılan şehirler Sturges'a göre böyleler :&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-t5MvshLJ3uY/TZ9gMGuPcAI/AAAAAAAAARM/5NsbSwWJb68/s1600/a.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 247px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-t5MvshLJ3uY/TZ9gMGuPcAI/AAAAAAAAARM/5NsbSwWJb68/s320/a.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5593295023296704514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-uXgKFv8nidc/TZ9gAzzt9iI/AAAAAAAAARE/DAXDcBSc4dQ/s1600/page.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-uXgKFv8nidc/TZ9gAzzt9iI/AAAAAAAAARE/DAXDcBSc4dQ/s320/page.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5593294829240841762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın etkisinde ayracı sayfaların arasına bırakırkenki anlardan birinde çok güzel bir şarkı denk geldi. Sezen Aksu - Düş Bahçeleri . Kitabı okudum , kafamda filmini çektim ve soundtrack albümünün en başına da bu şarkıyı koydum. Bence tam da uydu !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="250" height="218" src="http://www.youtube.com/embed/mde3LrdPESU" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2829174752985588353?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2829174752985588353/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2829174752985588353&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2829174752985588353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2829174752985588353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/04/italo-calvino-gorunmez-kentler.html' title='Italo Calvino - Görünmez Kentler'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-2fF8Xw7cj5E/TZ9gg-mmALI/AAAAAAAAARU/90-4tohUw7Q/s72-c/gorunmezkentler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-3395349942139504014</id><published>2011-04-05T11:56:00.000-07:00</published><updated>2011-04-05T12:27:37.576-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Audrey Hepburn Okurken</title><content type='html'>Audrey Hepburn'ün kitap okurken çekilmiş fotoğraflarının bolluğu dikkatimi çekti. &lt;br /&gt;Ne kadar çoklar ! Birkaç tanesini biraraya getirip paylaşayım istedim. En sevdiklerim 4 ve 5. sıradakiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap okumak "güzeldir" !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-O4swXUAkd6Y/TZtrrQfPWQI/AAAAAAAAAQ0/Te95Gm49ftM/s1600/AUDREY%2B3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 260px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-O4swXUAkd6Y/TZtrrQfPWQI/AAAAAAAAAQ0/Te95Gm49ftM/s320/AUDREY%2B3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592181753215146242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-iuO98DsCwXE/TZtmGOvXxxI/AAAAAAAAAP0/iVixBZ7hK8s/s1600/audrey9.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 280px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-iuO98DsCwXE/TZtmGOvXxxI/AAAAAAAAAP0/iVixBZ7hK8s/s320/audrey9.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592175619532637970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-9pkK-cgbNOc/TZtmP2hWO0I/AAAAAAAAAP8/iF3IIdhJhVE/s1600/audrey2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 262px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-9pkK-cgbNOc/TZtmP2hWO0I/AAAAAAAAAP8/iF3IIdhJhVE/s320/audrey2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592175784830057282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-U8qVT5Qoj4Y/TZtmZrNPOBI/AAAAAAAAAQE/JHECWnYClfE/s1600/audrey1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 291px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-U8qVT5Qoj4Y/TZtmZrNPOBI/AAAAAAAAAQE/JHECWnYClfE/s320/audrey1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592175953591613458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-B3xb-TbtAPk/TZtmiXHe4OI/AAAAAAAAAQM/RiXldfMw-ZQ/s1600/audrey4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 264px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-B3xb-TbtAPk/TZtmiXHe4OI/AAAAAAAAAQM/RiXldfMw-ZQ/s320/audrey4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592176102817587426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-kfk1r0tq6_w/TZtmwntW3zI/AAAAAAAAAQU/GEvMttlYyBM/s1600/audrey5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-kfk1r0tq6_w/TZtmwntW3zI/AAAAAAAAAQU/GEvMttlYyBM/s320/audrey5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592176347789582130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-j6poxxhoGrg/TZtm7AUG1oI/AAAAAAAAAQc/vs9KzBXTbeY/s1600/audrey6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 260px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-j6poxxhoGrg/TZtm7AUG1oI/AAAAAAAAAQc/vs9KzBXTbeY/s320/audrey6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592176526193251970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Pwp6_TILJUk/TZtnC_2kP6I/AAAAAAAAAQk/TcvSkbD9-Cg/s1600/audrey7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Pwp6_TILJUk/TZtnC_2kP6I/AAAAAAAAAQk/TcvSkbD9-Cg/s320/audrey7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592176663508303778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-p3b_8NVjmwY/TZtnQXiYwFI/AAAAAAAAAQs/DJL1z9WR5WU/s1600/audrey8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 244px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-p3b_8NVjmwY/TZtnQXiYwFI/AAAAAAAAAQs/DJL1z9WR5WU/s320/audrey8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592176893204414546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-3395349942139504014?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/3395349942139504014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=3395349942139504014&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3395349942139504014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3395349942139504014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/04/audrey-hepburn-okurken.html' title='Audrey Hepburn Okurken'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-O4swXUAkd6Y/TZtrrQfPWQI/AAAAAAAAAQ0/Te95Gm49ftM/s72-c/AUDREY%2B3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-4331144554886049268</id><published>2011-04-03T11:18:00.000-07:00</published><updated>2011-04-08T12:34:22.713-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat - Dilbilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Camera Lucida - Roland Barthes</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Ia6VtRS9TF8/TZi72bZG2qI/AAAAAAAAAPc/2QjkT-zWlMs/s1600/sntcameralucidac.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 238px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Ia6VtRS9TF8/TZi72bZG2qI/AAAAAAAAAPc/2QjkT-zWlMs/s320/sntcameralucidac.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591425481120864930" /&gt;&lt;/a&gt; Fotoğraf tutkunu arkadaşlara önerebileceğim güzel bir kitap olan Camera Lucida fotoğraf konusunda bir temel eser olarak gösteriliyor. Kitabın yazarı Roland Barthes kitapta kabaca fotoğrafın aslında ne olup ne omadığının yorumunu yapıyor. Bu felsefik düşünceleri bize aktarırken bazı fotoğraflardan da faydalanıyor kitabında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-r-DkNtslZ2U/TZi-j0m2IDI/AAAAAAAAAPk/bb_g5y2xl0E/s1600/RichardAvedon.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 256px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-r-DkNtslZ2U/TZi-j0m2IDI/AAAAAAAAAPk/bb_g5y2xl0E/s320/RichardAvedon.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591428460006744114" /&gt;&lt;/a&gt; Kitaptan Richard Avedon'ın çektiği köle William Casby portresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;" Fotoğraf üzerine yazma tutkumun açığa çıktığı bu karmaşa ve ikilem , aslında sürekli olarak çektiğim bir sıkıntıyla ilgiliydi : biri anlatımcı,diğeri eleştirel iki dil arasında savrulan bir özne olmanın sıkıntısı "&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar hızlı bir okuyucu olsanız da duraksayıp düşünmenize neden olan kitaplardan Camera Lucida. Aslında fotoğrafçı olmayan birinden fotoğrafla ilgili çarpıcı detaylar almak ilginliğini yaşıyorsunuz. Yapılan yorum ve bakış açıları bizlerin de bu konular üzerine kafa patlatmamızı sağlayacak cinsten. Kitabı okurken aslında ne büyük bir fotoğrafçıyım ya da tam tersine fotoğraf mı o da ne ki diyebileceğiniz bir eser.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarın fotoğrafın ne olup ne olmadığı üzerine ortaya koyduğu fikirleri okuyunca her cümleyle zihninizde yorumlar oluşacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çektiğiniz ve seyrettiğiniz fotoğrafları bir şaheser ya da değersiz kağıt parçaları olarak göreceksiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-4331144554886049268?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/4331144554886049268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=4331144554886049268&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4331144554886049268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4331144554886049268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/04/camera-lucida-roland-barthes.html' title='Camera Lucida - Roland Barthes'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Ia6VtRS9TF8/TZi72bZG2qI/AAAAAAAAAPc/2QjkT-zWlMs/s72-c/sntcameralucidac.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-1122219964920832688</id><published>2011-03-21T12:18:00.001-07:00</published><updated>2012-01-18T06:01:46.180-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='# flamenco'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Estrella Morente</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-cg2GXLfSgpY/TYeZF386h5I/AAAAAAAAAO8/-UHe3KpiZx0/s1600/estrella_morente_falla.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-cg2GXLfSgpY/TYeZF386h5I/AAAAAAAAAO8/-UHe3KpiZx0/s320/estrella_morente_falla.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586602188974229394" /&gt;&lt;/a&gt; Bu şarkılar daha iyi söylenebilir mi bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gitar, biraz ritim ve Estrella…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estrella de la Aurora Morente Carbonell… bilinen ismiyle Estrella Morente. Onu hangi kelimelerle tanımlayabilirim diye çok düşündüm emin olun. İlk önce isminin Türkçe karşılığıyla başlayayım : Estrella Morente , “ esmer yıldız” demek. Bu gizemli isim de yine flamenko sanatçısı bir anne ve babadan geliyor. Sanatıyla birçok müzisyenin ve müzik severin gözlerini kamaştıran Estrella bunun için yeterli genlere de sahip. 1980 Granada doğumlu sanatçının  birçok projede birlikte çalıştığı ve geçtiğimiz aylarda vefat eden babası Enrique Morente, flamenko müziğinde efsane diye tanımlanabilecek sanatçılardan.Yine annesi Aurora da , La Pelota ismiyle tanınan bir flamenko dansçısı ... Bununla beraber Estrella’nın ilk albümü Mi Cante Y Un Poema  atfettiği dedesi Montoyita da bir gitaristtir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kariyerinin başlarına gidersek henüz dört yaşındayken İspanya’nın önemli flamenko olaylarından Cantes de Levante’de söylediğini görürüz. Yedi yaşında ünlü gitar ustası Sabicasla kayıt yaptı ve onaltı yaşındayken Sierra Nevada’daki Dünya Kayak Şampiyonasının açılışında sahne almasıyla binlerce kişiyi etkiledi. Babasının ve diğer sanatçıların da desteğiyle kısa zamanlarda ülke genelindeki flamenco festivallerinin vazgeçilmez ismi oldu.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-HJyExYtNRjA/TYeao9YQazI/AAAAAAAAAPE/ANUR7rtmjg4/s1600/estrella1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 263px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-HJyExYtNRjA/TYeao9YQazI/AAAAAAAAAPE/ANUR7rtmjg4/s320/estrella1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586603891238136626" /&gt;&lt;/a&gt; Bu arada birçoğumuzun onu daha iyi tanımasını sağlayan da şüphesiz Pedro Almodóvar’ın Volver filmi oldu. İzleyenlerden çoğu filmin ana karakteri Raimunda’nın söylediği şarkıdaki sesin aslında kime ait olduğunu merak etmiştir eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="300" height="255" src="http://www.youtube.com/embed/d_c9qhRQhXE" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt; &lt;br /&gt;Her şeyiyle flamenko ile özdeşleşmiş bir sanatçıdan bahsederken flamenko için kullandığımız sıfatları kullansam yanlış yapmış olmam diye düşünüyorum. Güç ve tutku… Aşk ve nefret… Kalbinizi hedefleyen sesiyle hayat verdiği şarkılarından her biri benzer hisleri veriyor. Bir zariflik örgüsü içerisinde, ezgilerin ve güzel sesinin inceliklerinde süzüldüğünüzde oluyor ; hırs ve nefret denizinde yüzdüğünüz de . Bu hisli müzik için doğmuş gibi sanki. Flamenko için hele de bu çağda gerçekten büyük bir sans…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken , Alhambra’nın yalnızlığını hissetmek zamanı şimdi. İlan’ı aşk zamanı ilk önce ve daha sonra dünyada var olan her şeye başkaldırı ve lanet okuma zamanı şimdi… Gönlümüzü Zambra’ya verelim hep beraber…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="300" height="199" src="http://www.youtube.com/embed/yrJmOVmKnn8" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZAMBRA / İspanyolca orijinali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Quítate de la ventana porque voy a suspirar,&lt;br /&gt;mis suspiros son de fuego&lt;br /&gt;y te pueden abrasar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;¿Qué quieres de mi?&lt;br /&gt;¿qué quieres de mi?&lt;br /&gt;si hasta el agua que yo bebo&lt;br /&gt;te la tengo que pedir (x2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiene mi madre un perol,&lt;br /&gt;tenía mi madre un perol,&lt;br /&gt;que cada vez que le daba resonte&lt;br /&gt;salen granillos de arroz,&lt;br /&gt;que cada vez que le daba resonte&lt;br /&gt;salen granillos de arroz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y a la hora que venga la muerte&lt;br /&gt;quiero ponérmelo por delante,&lt;br /&gt;que como lo camelo tanto&lt;br /&gt;y el corazón se me parte (x2).&lt;br /&gt;Quítate de la ventana&lt;br /&gt;porque voy a suspirar,&lt;br /&gt;mis suspiros son de fuego&lt;br /&gt;y te pueden abrasar.&lt;br /&gt;¿Qué quieres de mi?&lt;br /&gt;¿qué quieres de mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;si hasta el agua que yo bebo&lt;br /&gt;te la tengo que pedir (x2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ses insanı büyülemeye başka dünyalara götürmeye yetiyor. Zamanı durdurun yine geri dönmek yok bu sayfada…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra şimdi bir diğer favorimde. Tangos de Pepico özlenen bir sevgili için yazılmış bir şarkıdır. Pepenin yokluğu ve özlemi şarkıda şarkıcıya üzüntü vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-lQOgkrEW6Z4/TYebrn5zKoI/AAAAAAAAAPM/8zkQBSI_n6A/s1600/estrella2%2B%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 299px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-lQOgkrEW6Z4/TYebrn5zKoI/AAAAAAAAAPM/8zkQBSI_n6A/s320/estrella2%2B%25281%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586605036524481154" /&gt;&lt;/a&gt; Röportaj :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Estrella Morente hakkında daha çok bilgi sahibi olabilmek için şarkıcının flamenco-world.com sitesine verdiği röportajlardan seçmeler çevirdim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sahnede kendinden bu kadar emin olmanın sebebi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EM:  Sahnede şarkılarımı söylerken kendimi bir bütün olarak, saçlarımla, ellerimle , ruhumla ve vücudumla şarkıya veririm.  Açıkçası bu söylediklerime göre de değişir. Örnek olarak eğer seguiriya or malagueñas söylüyorsanız… Bakın örneğin “malagueña de Chacón” , burada geçen “que tienes por mi persona”yı “qué tendrá Marbella, qué tendrá la costa” ( Marbella ne kadar güzel bir yer ) gibi söyleyemezsiniz. Demek istediğimi anlatabiliyor muyum bilmiyorum. Söylemek istediğim şu ki bu şarkıların derinlerindekileri özümsemek ve benimsemek gerekiyor. Ben bu şarkılarda roller alıyorum , içine giriyorum ve oynuyorum. “Cante Grande”yi söylemeniz içinb “grande”(büyük) olduğunuzu bilmeniz gerekiyor. Kendinize güvenmezseniz, sadece bu şarkıların büyüklüğüne inanırsınız. Kendinizi de o şarkıların seviyesine çekmeye çalışmalısınız yoksa yaptığınız ıvır zıvırdan öteye gitmez. O zaman yine o aptal kızlığıma dönerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Peki sen kimleri dinlersin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EM: Evet, genelde evde müzik dinlerim. Alejandro Sanz ,La Barberia del Sur ya da Frank Sinatra , Bob Marley dinlerim. Pastora dinlerim tabi…Bunlar benim her gün dinlediklerim. Bir bakıma beni besleyenler. Köklerini içinden atamazsın. Dinliyorum çünkü seviyorum ve hepsi bu. Gün sonunda gördüğünüz gibi ilginç bir müzik karışımı ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kısa bir süre önce Enrique Morente sesini her zaman duyduğu bir kuşun sesi gibi olduğunu söyledi ve sen her geçen gün şakımaya devam ediyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EM: Evet, (Gülüyor) Heidi’nin kuşu gibi…Çok esprili ve gerçekten eğlenceli bir deneyimdi. Onunla çalışmak da gerçekten güzel. Benim için yeni bir teknik olan “falsetto”yu da öğretti aynı zamanda…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Morente sueña La Alhambra albümünde Arap hamamlarında şarkı söylerken neler hissettin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EM: Her zaman Alhambra’nın bu hamamlarında şarkı söylemeyi hayal etmişimdir. İnsan sesinin daha engin ve harika çıkıyor.Alhambradaki yankının kalitesini daha önce hiçbir yerde duymadım.Yankılar içinize işliyor. Bu harika…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ve bunun gibi birçok soruya verdiği yanıtlarda Estrella şunları söylüyor :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Modern ile geleneği harmanlayıp özgün bir tarz oluşturmak hoş ama gelenekten hiçbir zaman ayrılmayacağım. Bir klasik monoton ve sıkıcı demek değildir. Aksine tam tersidir. Bu değerlerle fazla oynamamak en iyisi bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* La Niña de los Peines’le kıyaslanmak pek hoşuma gitmiyor çünkü o çok önemli bir kişi. İnsanlar söyleme tarzımdan çok sesimi benzetiyorlar. Onun izini takip ediyorum ona benzemek istemem. Aslında benzemek de isterim ama onu taklit etmem. Sadece yolundan giderim. Birini taklit etmektense hiç olmamak daha iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="300" height="255" src="http://www.youtube.com/embed/V64kO8JF-vI" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Bir dahaki sefere Estrella Morente'nin Federico Garcia Lorca şiirlerinden bestelenen şarkılarından , Lorca 'dan ve şarkıcının şairle ilgili katıldığı çalışmalardan bahsetmeyi planlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-560fC4HB6xA/TYeb-1hq01I/AAAAAAAAAPU/8lLpPc60F04/s1600/13-estrella-morente.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 223px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-560fC4HB6xA/TYeb-1hq01I/AAAAAAAAAPU/8lLpPc60F04/s320/13-estrella-morente.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586605366598882130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar flamenco-world.com ve deflamenco.com adreslerinden alınmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-1122219964920832688?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/1122219964920832688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=1122219964920832688&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1122219964920832688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1122219964920832688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/03/estrella-morente.html' title='Estrella Morente'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-cg2GXLfSgpY/TYeZF386h5I/AAAAAAAAAO8/-UHe3KpiZx0/s72-c/estrella_morente_falla.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8950200319805528687</id><published>2011-02-28T08:10:00.000-08:00</published><updated>2011-02-28T08:45:28.208-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Zaz - Je Veux</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Uuyoxg8p8Nc/TWvJOAf0JqI/AAAAAAAAAO0/JJB8Lpg-GGk/s1600/zazjeveux.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 315px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Uuyoxg8p8Nc/TWvJOAf0JqI/AAAAAAAAAO0/JJB8Lpg-GGk/s320/zazjeveux.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578773805917284002" /&gt;&lt;/a&gt; Bu şarkıyı çok sevdim. Kıpır kıpır insana dinlerken o anda yerinden kalkma hissi veriyor hemen. Müzik sıradan değil gayet hoş . Kızın sesi güzel...Daha önce de söylemiştim sırf şarkılar için Fransızca öğrenmek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziğin mutlu modu için tıklayın :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="480" height="384"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdy5pg?theme=none"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdy5pg?theme=none" width="480" height="384" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xdy5pg_zaz-je-veux_music" target="_blank"&gt;Zaz - &amp;quot;Je Veux&amp;quot;&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Y&amp;uuml;kleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Mplay" target="_blank"&gt;Mplay&lt;/a&gt;. - &lt;a target="_blank" href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/music"&gt;Video klipler, sanat&amp;ccedil;ı r&amp;ouml;portajları, konserler ve &amp;ccedil;ok daha fazlası.&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziğin ruhuna kapılmak yeterli olacaktır ama ben sözleri ve Türkçe çevirisini de ekleyim...Böyle şarkının da böyle sözleri olur :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sözlerin Fransızca orijinali :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Donnez-moi une suite au Ritz, je n'en veux pas&lt;br /&gt;Des bijoux de chez Chanel, je n'en veux pas&lt;br /&gt;Donnez-moi une limousine, j'en ferais quoi ?&lt;br /&gt;Offrez-moi du personnel, j'en ferais quoi ?&lt;br /&gt;Un manoir à Neufchatel, ce n'est pas pour moi&lt;br /&gt;Offrez-moi la Tour Eiffel, j'en ferais quoi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Je veux de l'amour, de la joie, de la bonne humeur&lt;br /&gt;Ce n'est pas votre argent qui fera mon bonheur&lt;br /&gt;Moi je veux crever la main sur le coeur&lt;br /&gt;Allons ensemble, découvrir ma liberté&lt;br /&gt;Oubliez donc tous vos clichés&lt;br /&gt;Bienvenue dans ma réalité&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J'en ai marre de vos bonnes manières, c'est trop pour moi&lt;br /&gt;Moi je mange avec les mains et je suis comme ça&lt;br /&gt;Je parle fort et je suis franche, excusez-moi&lt;br /&gt;Finie l'hypocrisie, moi je me casse de là&lt;br /&gt;J'en ai marre des langues de bois&lt;br /&gt;Regardez-moi, de toute manière je vous en veux pas et je suis comme ça !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Je veux de l'amour, de la joie, de la bonne humeur&lt;br /&gt;Ce n'est pas votre argent qui fera mon bonheur&lt;br /&gt;Moi je veux crever la main sur le coeur&lt;br /&gt;Allons ensemble, découvrir ma liberté&lt;br /&gt;Oubliez donc tous vos clichés&lt;br /&gt;Bienvenue dans ma réalité&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türkçe çevirisi :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana Ritz otelde suit oda tutsan , istemem.&lt;br /&gt;Chanel'den mücevherler , istemem.&lt;br /&gt;Bana bir limuzin versen , ne yapacağım onu ki ?&lt;br /&gt;Uşaklar sunsan önüme , onlarla ne yaparım ki ?&lt;br /&gt;Neufchatel'de bir malikane, bana göre değil.&lt;br /&gt;Eiffel kulesini versen, ne yapacağım onu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk isterim , eğlence , iyi huy.&lt;br /&gt;Para değil beni mutlu edecek olan.&lt;br /&gt;Kalbim üzerinde bir elle ölmek isterim.&lt;br /&gt;Haydi beraber , özgürlüğü keşfedelim.&lt;br /&gt;Bütün önyargıları unut benim gerçekliğime buyur.&lt;br /&gt;İyi hallerden bıktım benim için fazla bunlar.&lt;br /&gt;Ellerimle yerim , ben böyleyim.&lt;br /&gt;Dosdoğru ve yüksek sesle konuşurum , üzgünüm.&lt;br /&gt;İkiyüzlülüğe son verelim.&lt;br /&gt;İkili konuşmalardan sıkıldım.&lt;br /&gt;Bana bir bak, sana kızgın bile değilim.&lt;br /&gt;Ben böyleyim sadece...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk isterim , eğlence , iyi huy.&lt;br /&gt;Para değil beni mutlu edecek olan.&lt;br /&gt;Kalbim üzerinde bir elle ölmek isterim.&lt;br /&gt;Haydi beraber , özgürlüğü keşfedelim.&lt;br /&gt;Bütün önyargıları unut benim gerçekliğime buyur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8950200319805528687?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8950200319805528687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8950200319805528687&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8950200319805528687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8950200319805528687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/02/zaz-je-veux.html' title='Zaz - Je Veux'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Uuyoxg8p8Nc/TWvJOAf0JqI/AAAAAAAAAO0/JJB8Lpg-GGk/s72-c/zazjeveux.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8629072311038376817</id><published>2011-02-26T12:10:00.000-08:00</published><updated>2011-02-27T01:50:55.603-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spor'/><title type='text'>Gönüllerin Şampiyonu Manuel Preciado</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-IT3PlxIFzPc/TWlzKa3V81I/AAAAAAAAAOc/QcQNBblz4Tk/s1600/preci1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 284px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-IT3PlxIFzPc/TWlzKa3V81I/AAAAAAAAAOc/QcQNBblz4Tk/s320/preci1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578116236322403154" /&gt;&lt;/a&gt; Tanımayanlar fotoğrafı görüp de bir aile büyüğünden , sevdiğim bir dostumdan ya da mahalle ahalisi bir abimden bahsedeceğimi düşünmüş olabilirler.Bilakis bu yazdığım bütün çağrışımları uyandıran kişi İspanya birinci lig futbol takımlarından Sporting de Gijon'un teknik direktörü Manuel Preciado.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne karizmatik bir Jose Mourinho ne de Pep Guardiola gibi dergiler tarafından en iyi giyinen adam seçilen biri Preciado. Ronaldo ve Messi gibi doğaüstü ve hatta "insandışı" varlıkların yer aldığı İspanya liginde normalleşmeyi sağlayan bir denge unsuru. Öyle ki sokakta yürürken görebileceğimiz abilerden , küçükken top oynadığımızda alan dışına çıkan topları ayağıyla bize doğru ittiren amcalardan o. Bunlara ek olarak bir mahalle bakkalı ya da kasap havası da yok değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-YrwtUIcD_N0/TWlzYw8M3WI/AAAAAAAAAOk/8whYniKldMc/s1600/preci2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 284px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-YrwtUIcD_N0/TWlzYw8M3WI/AAAAAAAAAOk/8whYniKldMc/s320/preci2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578116482766527842" /&gt;&lt;/a&gt; Manuel Preciado'nun bu doğallığı ve klasik kuzey İspanyalı sempatik duruşundan da öte onu sevmek için birçok neden var. Kanserden ölen eşi ve 15 yaşında trafik kazasına kurban verdiği oğlundan sonra iki seçeneği olduğunu söylüyor Preciado bir röportajında : " Ya kendimi vurup intihar edecektim ya da devam edecektim. " İkinciyi seçip ruyasını yaşadığını da ekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçoğumuz onu bu sezonun başında Barcelona karşısına çıkardığı yedek takım sonrasında Mourinho'nun maç satmakla suçladığı kişi olarak tanıdı. Sporting Gijon'un 1-0 yenildiği maçın ardından Mourinho'nun kötü bir meslektaş olduğunu ileri sürerek ağır bir cevap verse de asıl cevabı Real Madrid'in 5 yediği İspanya lig tarihinin en iyi takımı Barcelona'yla sezonun ikinci yarısında 1-1 berabere kalarak verdi. O maçla beraber Barcelona'nın 16 maçlık galibiyet rekorunun devam etmesine mani oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-EHyX7l7421w/TWlzlzwIgFI/AAAAAAAAAOs/accf6npNpmY/s1600/preci3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 284px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-EHyX7l7421w/TWlzlzwIgFI/AAAAAAAAAOs/accf6npNpmY/s320/preci3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578116706859515986" /&gt;&lt;/a&gt; Manuel Preciado basın toplantılarındaki ilginç üslubuyla da adından söz ettiriyor ayrıca. Barcelona maçı öncesi Messi'yi nasıl durduracaksınız sorusuna ""9mm bir parabellum silahla" cevabını hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gırtlağında yırtık varmış havası aldığım garip ses tonuyla Joaquin'e eline silah verilmiş bir maymun benzetmesini yapmışlığı da vardır Villa'yı sahada kendisine yaklaşırsa ısırmakla tehdit etmişliği de teknik adamın. Kaybettikleri bir maç sonrası bir hippinin motosikleti kadar ısınmış ve kızgın olduğunu söyleyen futbol adamı görevi devam ettiği sürece daha birçok ilginç konuşma yapacağa benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006'dan beri Sporting Gijon'un başında olan teknik adam taraftarları tarafından da çok seviliyor. Başarılı olsa da olmasa da kişiliği ve karakteri ile beğeni topluyor. Hani şu ya çok sevilen ya da hepten nefret edilen tiplerden gibi İspanya'da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolun her yerde herkes için para olduğu bu dönemde futbolun hümanist yanının bir temsilcisi bana göre Manolo Preciado. Takımı bu yıl da düşmesin hep başarılı olsun ! Hatta şampiyon olsun , İspanya kralı olsun Preciado ! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar as , el pais ve diğer ispanyol medyasından...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8629072311038376817?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8629072311038376817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8629072311038376817&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8629072311038376817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8629072311038376817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/02/gonullerin-sampiyonu-manuel-preciado.html' title='Gönüllerin Şampiyonu Manuel Preciado'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-IT3PlxIFzPc/TWlzKa3V81I/AAAAAAAAAOc/QcQNBblz4Tk/s72-c/preci1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-3463289949917147716</id><published>2011-02-25T08:05:00.000-08:00</published><updated>2011-02-25T08:58:28.576-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnternet&apos;ten...'/><title type='text'>1000 harika şey</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-4dkAkRRdxg4/TWfeiGLR_zI/AAAAAAAAAOU/d8HE5UP5lB8/s1600/free-like-tim-robbins-in-shawshank.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 186px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-4dkAkRRdxg4/TWfeiGLR_zI/AAAAAAAAAOU/d8HE5UP5lB8/s320/free-like-tim-robbins-in-shawshank.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5577671340876496690" /&gt;&lt;/a&gt; Uzunca bir zamandır iz bırakan internet sayfaları bölümünü ihmal ettiğimi farkettim. Halbu ki internette ne güzel sieler ,bloglar var insana interneti sevdiren zamanın nasıl geçtiğini anlamadan bize güzel anlar yaşatan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer karmaşık hayatlarımızda bizi mutlu eden basit detaylar üzerine yoğunlaşmış bir tematik siteyi paylaşmak istiyorum. Sayfalar yine ingilizce :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1000awesomethings.com/"&gt;www.1000awesomethings.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz mutluluktan bahsederiz ama pek azımız biliriz ne olduğunu. Neil Pasricha isminde bir internet insanı erinmemiş bu mutluluk tanımını anlamlandırmaya çalışmış. İnce eleyip sık dokunarak hazırlandığı belli olan sayfalarda gün gün işlenmiş günümüzü gün eden mutluluğumuza mutluluk katan şeyleri not etmiş. Baktığımızda birçoğumuza tanıdık geleceğine inandığım bin harika şeyi sıralamış. Çok meşhur olmuş gazetelerde yayın organlarında çıkmış iki de kitap bastırmış konuyla ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bin harika şeyden gözüme çarpan birkaç tanesini buraya eklemek gerekirse :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://1000awesomethings.com/2009/05/07/771-waking-up-before-your-alarm-clock-and-realizing-youve-got-lots-of-sleep-time-left/"&gt;Alarm çalmadan bir süre önce uyanmak ve kalkmak için daha çok vaktin olduğunu görmek.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://1000awesomethings.com/2008/09/26/930-finally-getting-a-piece-of-popcorn-thats-been-stuck-in-your-teeth-all-day-out/"&gt;Dişlerimiz arasında sıkışan patlamış mısırı sonunda çıkarabilmek.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://1000awesomethings.com/2010/01/26/583-drawing-with-your-finger-on-steamy-mirrors/"&gt;Buğulu camlara parmakla yazı yazmak.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://1000awesomethings.com/2009/01/06/858-the-other-side-of-the-pillow/"&gt;Yastığın diğer yüzü.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://1000awesomethings.com/2011/01/18/328-the-smell-of-a-library/"&gt;Kütüphane kokusu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://1000awesomethings.com/2011/01/05/337-getting-buried-under-piles-of-heavy-blankets-on-a-cold-night/"&gt;Soğuk kış günleri kalın yorganlara bürünmek.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır dinlemediğiniz bir şarkıyı hatırlamak , karda yürümek , plan yapmamak ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amelie filminin başlarında Amelie ve çevresindekilerin sevdikleri sıralanır . Bunlara benzer küçük detaylar filmin o sahnelerinde de beni etkilemişti. Site de aynı hissi veriyor. Amelie mercimek çuvalına elini daldırmayı , tatlının üzerindeki kabuğu kaşığıyla kırmayı , St. Martin kanalında taş sektirmeyi seviyor hani... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albert Camus'nun dediği gibi insan hiçbir zaman tamamen mutsuz olamaz. Eminim herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir site bu. Ben gezerken çok eğleniyorum sizin de seveceğinizi umut ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-3463289949917147716?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/3463289949917147716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=3463289949917147716&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3463289949917147716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3463289949917147716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/02/uzunca-bir-zamandr-iz-brakan-internet.html' title='1000 harika şey'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-4dkAkRRdxg4/TWfeiGLR_zI/AAAAAAAAAOU/d8HE5UP5lB8/s72-c/free-like-tim-robbins-in-shawshank.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2643611369524142714</id><published>2011-02-20T12:38:00.000-08:00</published><updated>2011-02-20T14:11:31.897-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Roman Holiday - Roma Tatili</title><content type='html'>&lt;center&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-ORVi_achfGM/TWF_ysRmQEI/AAAAAAAAAN0/9UOL4zT6OlQ/s1600/RomanHoliday.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 279px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-ORVi_achfGM/TWF_ysRmQEI/AAAAAAAAAN0/9UOL4zT6OlQ/s400/RomanHoliday.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575878322516541506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/center&gt; Filmin Orijinal Adı : Roman Holiday&lt;br /&gt;Türkçesi : Roma Tatili&lt;br /&gt;Çekim Tarihi : 1953&lt;br /&gt;Türü : Dram , Komedi , Romantik&lt;br /&gt;Yönetmen : William Wyler&lt;br /&gt;Oyuncular : Gregory Peck , Audrey Hepburn , Eddie Albert&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce bu sayfalarda zerafet , zarif , elegant ve elit gibi kelimelerin Audrey Hepburn'e ne kadar yakıştığını yazmıştım. Onu izlemeyi gerçekten seviyorum. Bu defa da tüm dünyayı kendine aşık ettiği ilk önemli işi belki de en bilineni Roma Tatili filmi hakkında bir şeyler yazayım dedim. Gerçi ben Tiffany'de kahvaltı ( Breakfast at Tiffany's ) filmini daha çok severim. Onu da hakettiği şekliyle daha detaylı bir şekilde ele alırım sonra.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ms3aaznieN4/TWGI861qX4I/AAAAAAAAAN8/MHi1_s5qkao/s1600/romanholiday1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 306px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ms3aaznieN4/TWGI861qX4I/AAAAAAAAAN8/MHi1_s5qkao/s400/romanholiday1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575888393829244802" /&gt;&lt;/a&gt; Daha sonra birkaç kez aday gösterilse de Audrey Hepburn'ün tek Akademi ödülünü aldığı bu filmde - Oscar'ın ne şekilde verildiğini çözmüş değilim - Hepburn Avrupa'yı gezen bir prenses olan Ann'e hayat veriyor. Avrupa Birliği'nin temellerinin atıldığı o günlerde filmde bu karaktere Avrupa'da ekonomik işbirliğini cesaretlendirme görevinin verilmesini de ayrıca manidar buluyorum. Romadayken bütün resmiyetten , törenlerden ve planlardan sıkılan prenses bir yolunu bulup kaçar. Filmin çok sevdiğim bu kısmında Prenses Ann hiç de alışık olmadığı "özgür" bir hayata adım atar. Bir başına Romada oldukça tuhaf hisler içindeyken Amerikalı bir gazeteci olan Joe Bradley'e rastlar. Hepimizin tahmin edebileceği gibi prenses bir nevi yeni sahip olduğu kişiliğiyle gazeteciye aşık olur.(Neden kızıyorum?)Filmin bu kısmından sonra prenses eski ve yeni yaşamından birini,gazeteci de iş ya da aşkından birini seçme zorunluluğunda kalır. Film bana göre sürpriz bir sonla biter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-QwyVEZHxgxM/TWGJgaWNtII/AAAAAAAAAOE/_DKrhR492Ko/s1600/romanholiday2.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 311px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-QwyVEZHxgxM/TWGJgaWNtII/AAAAAAAAAOE/_DKrhR492Ko/s400/romanholiday2.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575889003582698626" /&gt;&lt;/a&gt; Film boyunca Audrey Hepburn'ün iki farklı yaşam için iki farklı kişilik geliştiren prenses rolü aktrisin güzelliğinden öte farklı bir büyü sunuyor. Bu farklı yaşama ayak uydurma ya da uyduramama durumları filmde sembolik olarak da izleyiciye çıtlatılmış ki bu bölümleri çok ama çok beğendim. Örneğin filmin başlarında prensesin ayağından çıkan ayakkabıyı bir türlü giyememesi karakterin bu hayata yerleşemediğini haber veriyor. Bir de prensesin bütün işleri geride bırakıp bir çeşit kendine izin vererek çıktığı Roma turunda saçını kestirmesi var. Kendini geriye bağlayan bağlardan kurtulur gibi. Sanki gençliğin asiliğini ya da kadının özgürlüğünü vurguluyor !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsetmeden geçilecek gibi değil filmde bol bol Roma var. Oldukça Roma reklamı yapılmış. Ayrıca film Vespa motorsikletin bir furya haline gelmesinde de önemli rol oynamış.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-TtJXVi4fqaI/TWGJ_1Oq73I/AAAAAAAAAOM/2PE2537tsXg/s1600/romanholiday3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 316px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-TtJXVi4fqaI/TWGJ_1Oq73I/AAAAAAAAAOM/2PE2537tsXg/s400/romanholiday3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575889543374761842" /&gt;&lt;/a&gt; Bir diğer başrol oyuncusu Gregory Peck'ten pek söz etmedim mi? Ama şimdi Audrey varken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Audrey Hepburn sevenler zaten izlemişlerdir. Eski film sevenlerin izlemesini öneririm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2643611369524142714?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2643611369524142714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2643611369524142714&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2643611369524142714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2643611369524142714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/02/roman-holiday-roma-tatili.html' title='Roman Holiday - Roma Tatili'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ORVi_achfGM/TWF_ysRmQEI/AAAAAAAAAN0/9UOL4zT6OlQ/s72-c/RomanHoliday.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-4426052437977070607</id><published>2011-02-19T02:15:00.000-08:00</published><updated>2011-02-19T03:44:46.961-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>İçinde yağmur yağan şarkılar</title><content type='html'>Son bir haftadır içinde yağmur sesi olan şarkılara tutunmuş durumdayım. Aslında pek farkında olmasak da içinde yağmur yağan ne çok şarkı varmış. İlk olarak aklıma bir iki Türkçe şarkı geldi. Klibinden hatırladığım üzere Şebnem Ferah'ın Yağmurlar'ını dinledim ilk olarak. Sonrasında sağdan soldan sordum youtube'da sörf yaptım ve ciddi bir liste oluşturdum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Şebnem Ferah - Yağmurlar&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/0T074WL3LUA" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Genelde yağmur severiz. Sözlü ve yazılı edebiyatta bol bol kullanılmıştır yağmur. Arınmayı sembolize eder çoğu için. Rüzgarla yağmur ilişkisi bir çok yerde yazılmıştır. Hoşumuza gider çünkü yağmur huzur verir , mutlu eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıdan bakılırsa şarkı sözlerinde geçen yağmur gibi şarkı başlarında , içinde ve sonunda yağmur şırıltısı duymak da insanı dinlendirir insana huzur verir. Öyle ki ben şarkılarda kullanılan yağmurun şarkıya romantizm katmak için kullanıldığını da düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son okuduğum Murakami'nin Haşlanmış Harikalar Diyarı Ve Dünyanın Sonu kitabında Bob Dylan'ın sesine gönderme olarak onun sesi bir çocuğun pencerenin önünde durup yağmuru izlemesini andırıyor benzetmesinde görüldüğü gibi yağmur hep romantik unsurlar oluşturmak için kullanılmış ve o unsurlara ilintilenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada seçtiğim şarkıların da bazıları bu dinlendirici yağmurun huzur veren yanıyla ilgili daha çok ama bazılarıysa gökgürültülü fırtınalı. Enteresan bir liste buyrun devam... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.İzel - Ah Yandım &gt; İzel en başta yağmurla düet yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="250" height="218" src="http://www.youtube.com/embed/lE25CfzLyJI" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Deniz Seki - Acele &gt;Yine başlarken gökgürültülü Yağmurlu , rüzgarlı , bulutlu...&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="250" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391718&amp;style=water&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391718&amp;style=water&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.Umay Umay - İhanet &gt; Yine şırıl şırıl. Bu şarkının girişini seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="250" height="218" src="http://www.youtube.com/embed/wxDWPXY5UPY" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.Işın Karaca - Kalbimin Sokağı&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="250" height="218" src="http://www.youtube.com/embed/qyxLa21TTVw" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;br /&gt;6. Almora - Princess Of Rain&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="250" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391721&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391721&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.Morrisey - Life Is A Pigsty&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="250" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391722&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391722&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8.Evanescence - Listen To The Rain&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="250" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391727&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391727&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.Let It Flow - Flee&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="250" height="218" src="http://www.youtube.com/embed/_ozjrV11bCw" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.Guns N Roses - November Rain&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="250" height="218" src="http://www.youtube.com/embed/8SbUC-UaAxE" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11.Dino Merlin - Ptica Bijela &gt; gökgürültüsü yağmur ve hoş bir buzuki girişi var.&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="250" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391694&amp;style=water&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23391694&amp;style=water&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12.Tiamat - Kaleidoscope&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13.Lake Of Tears - Otherwhereas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.Opeth - Prologue&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.Sonata Arctica - The Power Of One&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.AFI - Silver And Cold&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="250" height="171" src="http://www.youtube.com/embed/BguZZ3rGKe0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17.Modest Mouse - It Always Rains On A Picnic&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="250" height="218" src="http://www.youtube.com/embed/7NxZgocvRfk" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Eminem ft Dido - Stan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Arab Strap - Islands&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="250" height="218" src="http://www.youtube.com/embed/uwlEW_kHvF4" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.Breakage - Rain&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.The Ronettes - Walking In The Rain&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizler de bildiğiniz içinde yağmur sesi olan şarkıları paylaşırsanız sevinirim. Ben şimdi bu listenin dalga seslilerini hazırlıyorum. Birkaç tane bildiğim var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-4426052437977070607?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/4426052437977070607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=4426052437977070607&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4426052437977070607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4426052437977070607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2011/02/icinde-yagmur-yagan-sarklar.html' title='İçinde yağmur yağan şarkılar'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/0T074WL3LUA/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2729078657524565305</id><published>2010-12-25T05:04:00.000-08:00</published><updated>2010-12-25T06:01:42.420-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Il Postino - Postacı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TRXvF7zrPPI/AAAAAAAAANQ/BHb4sR7PSVI/s1600/ILPOSTINO.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 222px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TRXvF7zrPPI/AAAAAAAAANQ/BHb4sR7PSVI/s320/ILPOSTINO.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554608600664194290" /&gt;&lt;/a&gt; Filmin Orijinal Adı : Il Postino&lt;br /&gt;Türkçesi : Postacı&lt;br /&gt;Çekim Tarihi : 1994&lt;br /&gt;Türü : Dram , Biyografi&lt;br /&gt;Yönetmen : Michael Redford&lt;br /&gt;Oyuncular : Massimo Troisi , Philippe Noiret ve Maria Grazia Cucinotta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan bir postacı ünlü bir şaire posta taşırken şiiri ve sevmeyi öğrenir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şair Pablo Neruda politik nedenlerden ötürü küçük bir İtalyan adasına sürgün edilir. Neruda'nın gelişi ile artan posta işlerine çare olması umuduyla yaşlı bir balıkçının işsiz oğlu işe alınır. Okuma yazma bilmesine rağmen pek de iyi eğitim görmemiş postacı aslında tanımadığı şaire postalarını kendi elleriyle götürecektir. Bu getir götür sırasında şairin dostluğunu kazanır. Metaforu , şiiri , aşkı ve hayatı anlamaya başlar. Bir gün gerçek aşkı bulduğunda Neruda'ya her zamankinden çok ihtiyaç duyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TRXyqP3d_HI/AAAAAAAAANY/dQ5Y5lyhD_M/s1600/il-postino.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 210px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TRXyqP3d_HI/AAAAAAAAANY/dQ5Y5lyhD_M/s320/il-postino.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554612523058986098" /&gt;&lt;/a&gt; Aslında filmin önemi bir şekilde Pablo Neruda'nın biyografisi niteliğini de taşımasından diye düşünüyorum. Neruda sahiden de İtalya'ya sürgün edilmiş ve Capri adasında bir süre yaşamış olduğuna "Yaşadığımı İtiraf Ediyorum" adlı eserinde değiniyor. Ancak burada kurduğu arkadaşlıklar ve yaşanmışlıklar bu filmdeki gibi mi yoksa bu aktarılanların en azından bir kısmı kurgudan ibaret mi tartışılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şairin biyografisinden öte film bize basit bir postacı olan Mario Ruoppolo'nun kendini gerçekleştirme sürecini ve gelişimini sunuyor. Bizlerin saf , dürüst Anadolu insanı tarifinin İtalyan karşılığı olan bu karakter bu süreç boyunca hayatı öğreniyor ve her anlamda gelişiyor. Neruda'ya olan sevgisi onu öncesinde hiç düşünemeyeceği yollara sürüklüyor. Bir balıkçı kasabasında doğanların balıkçı olması gerektiği düşüncesini kendi içinde yıkıp o da hayranı olduğu insan gibi bir dünya insanı olmanın gereklerini yapmaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep böyle olur. Sevdiğim filmlerde genellikle kusur bulamam. Onun için bu filmle ilgili - birçok olmasına karşın - en sevdiğim şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle postacıyı oynayan Troisi'nin oyunculuğuna hayran kaldım. Bu kadar olur. Benzerine kolay rastlanamayacak bu oyunculuğun sahibini biraz araştırdığımda filmden bir süre sonra vefat ettiğini öğrendim. Daha çok filmini izlemek isterdim. Pablo Neruda isminin kendine kattığı bir anlam var doğal olarak ama ya o postacı karakteri... Süper !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neruda ve postacı arasında geçen konuşmalar. Özellikle besleyici özellikle anlam dolu. Birinde şiirin tanımı bir diğerinde hayatın özeti geçiliyor neredeyse. Adını bile söyleyemediği "metaforu" yine aynı o postacıyla ancak bu şekilde tartışabilir bir şair.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele bir sahne var ki Neruda postacıya kendi şiirlerini kullandığı için tabiri caizse çıkıştığında postacı ona : " Şiir yazarına değil ihtiyacı olana aittir. " cevabını veriyor. O kadar sevdim bu sözü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TRX362K7G6I/AAAAAAAAANg/IKG7tv3kZcw/s1600/ilpostinosne.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TRX362K7G6I/AAAAAAAAANg/IKG7tv3kZcw/s320/ilpostinosne.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554618305777179554" /&gt;&lt;/a&gt; Kısım kısım filmde Neruda şiirlerine de yer veriliyor. Şair arkadaşına sevgi yüklemesi yaparken izleyenlere de bu yüklemeyi aşılamış oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film müziği de o kadar güzel tıpkı çekildiği mekan gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonu hüzünlü bitiyor ama o bile ne çok şey anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinizde , var olan her şeye dair bir sevgi varsa onu artırmak adına izlemenizi tavsiye ederim bu "güzellikler" filmini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2729078657524565305?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2729078657524565305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2729078657524565305&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2729078657524565305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2729078657524565305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2010/12/il-postino-postac.html' title='Il Postino - Postacı'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TRXvF7zrPPI/AAAAAAAAANQ/BHb4sR7PSVI/s72-c/ILPOSTINO.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2923854262129975179</id><published>2010-12-20T05:43:00.000-08:00</published><updated>2010-12-20T06:37:48.696-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Yalnızlığın iyi halleri</title><content type='html'>Yekta Kopan'ın Sait Faik Hikaye Armağanı alan sade , çeşitli yalnızlık türlerine vurgu yapan güzel öykü kitabından en sevdiğim beni en çok anlatan ve okuduğumda ne kadar şu son zamanlardaki ben olmuş bu kısım dediğim bölümü paylaşarak başlıyorum :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türlü Yalnızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok kişilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzeme : 1 kişi . 1 şehir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı : Çok çabuk hazırlanabilir, ancak zamanla kazanılabilen bir el becerisi gerektirmektedir. Şehir bir dişi olduğundan daha çok erkeklerin damak zevkine uygundur. Sonucun güzel olabilmesi için dokusu , kokusu güzel bir şehir bulmak gerekir. Yalnızlığa yeterince acıkmış olunan bir anda , korunmasız bir ruh haliyle şehrin sokakları arşınlanmaya başlanır . Her sokağa , kaldırım taşına , elektirik direğine , binaya ( özellikle tarihi dokusu olanlara) farklı anlamlar yüklenerek gün boyu dolaşılır. Çevredeki insanların konuşmalarına kulak kabartılır.Her biri için bir hikaye düşünülür. Dalgınlaşılır. Yalnız insanın yüzünde hüzün , mutlu çiftlerin gözünde kahkaha , gençlerde heyecan , yaşlılarda ölüm aranır. Bütün bu duygular şehrin değişik yerlerine adanır. Arada bir baş yukarı kaldırılıp gökyüzü seyredilir. Ancak bunun yapılması umutları artıracağından lezzeti bozacaktır. Artık şehir tümüyle yalnızlığa dönüşmeye başladığında , yürüyüşe son verilerek bir duvar dibinde oturulur ve duygular soğumaya bırakılır. Sonbahar sıcaklığına ulaşıldığında , türlü yalnızlık da servise hazır olur. Afiyet olsun ! "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar doğru tesbitler var. Kitabı okumayanlara öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQ9oqBi76uI/AAAAAAAAANE/w0ZqHEhJJCI/s1600/yyy002.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 206px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQ9oqBi76uI/AAAAAAAAANE/w0ZqHEhJJCI/s320/yyy002.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5552771936749873890" /&gt;&lt;/a&gt;Yalnızlık aslında birçok insanda olumsuz çağrışımlar yapar. Kötüdür , bezginlik ve yılgınlık olarak anlaşılır kimine göre de. Ancak düşünüldüğünde bu olumsuz sıfatların aksine yalnızlıkta büyük bir enerji potansiyeli ve güzellik vardır. Tat almayı bilene türlü lezzetler ve güzelliklerle doludur. Evet, yalnızlık bir enerjidir. Ancak bu bir güzelleme değildir. Bu enerji potansiyeli kullananın tutumuna göre farklı şekillerde açığa vuracaktır. Çok iyi şeylere ilham da olabilir istenmeyecek felaketlerin nedeni de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQ9lXuEYXZI/AAAAAAAAAM8/NYSRDLzOa_g/s1600/ineboludeniz001.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 242px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQ9lXuEYXZI/AAAAAAAAAM8/NYSRDLzOa_g/s320/ineboludeniz001.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5552768323748912530" /&gt;&lt;/a&gt;Özellikle kişinin kendi tercihiyse (!) içinde vazgeçilmez bir alışkanlığı da barındırır. Hiç bir zaman paylaşılamayacak eşsiz bir şeydir. Direksiyonunu eline alanlar için huzur kaynağı da olabilir. Bu kişiler renkli kişilerdir ve de...Evet yalnızların çoğu "renkli" kişilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimine göre zaten yalnız gelmişizdir ve öyle gideceğizdir bu dünyadan , kimine göre de kabullenilmezdir. Bana göre güzel şey değildir yalnızlık münasip yerde münasip zamanda uğraması yeterlidir sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir şarkı ile :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/GWDPJf0tnrU?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/GWDPJf0tnrU?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2923854262129975179?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2923854262129975179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2923854262129975179&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2923854262129975179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2923854262129975179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2010/12/yalnzlgn-iyi-halleri.html' title='Yalnızlığın iyi halleri'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQ9oqBi76uI/AAAAAAAAANE/w0ZqHEhJJCI/s72-c/yyy002.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-1025321291480302254</id><published>2010-12-10T09:28:00.000-08:00</published><updated>2010-12-10T14:51:27.754-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Av Mevsimi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQJkTWQkcxI/AAAAAAAAAMs/nxz5um5EJEQ/s1600/av001.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 248px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQJkTWQkcxI/AAAAAAAAAMs/nxz5um5EJEQ/s320/av001.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549107974429242130" /&gt;&lt;/a&gt;Av Mevsimi &lt;br /&gt;Türü : Polisiye , Dram &lt;br /&gt;Yönetmen : Yavuz Turgul&lt;br /&gt;Oyuncular : Şener Şen , Cem Yılmaz ,Çetin Tekindor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Testere'nin üç boyutlu 7.sini izlemekle Av Mevsimini izlemek arasında gidip geldikten sonra hem üç boyutlu da olsa 7. de diğer 6sına benziyordur hem de Türk sinemasına iltimas geçeyim diyerek Av Mevsiminde karar kıldım. İyi ki de öyle yapmışım bir hafta boyunca her yerde sorulan , konuşulan bir filmi seyretmiş oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle son dönem Türk sinemasında pek de yer bulmayan polisiyenin bu filmle gündeme gelmesi beni çok memnun etti. Bunda polisiyelerin Amerikan dizi sektöründe geniş yer bulması ve bunların da ülkemizde kabul gördükten sonra bizimkilerin de bu talebe arzla karşılık vermesinin etkili olduğunu söyleyebiliriz. Polisiye güzeldir . Sanki filmde olayların içindeki polismişçesine izleyeni zorlar oturduğu koltukta. Oyuncuların girdiği girdaplara izleyenler de girmiş olur böylece. Güzel olmasına güzeldir polisiye ve zorlayıcıdır ama öncesinde senaristleri zorlamalıdır. Öyle ki Av Mevsimi filmiyle ilgili eleştireceğim en temel özellik senaryosundaki zaafiyettir. Polisiye filmlerde olay örgüsünün nasıl sonuçlanacağı merak konusu olmalıdır. Filmi ilginç yapan da bu olay örgüsünün sanki çözülmeyecekmiş hissi veren karmaşası ve bir şekilde çözülmesidir. Ancak bu filmde maalesef bütün son filmin yarı yerinde izleyenlerin önüne göstere göstere servis edilmiş. İzlemeyenler için detay vermek istemiyorum ama ortalama zekaya sahip olduklarını sandığım birçok kişinin filmin yarısından sonra sıkılıp telefonlarından saatlerine baktıklarına tanık oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü senaryo normalde özellikle de bir polisiyeyi kötü yapmaya yeter ama Şener Şen'in ve Cem Yılmaz'ın oyunculukları filmi kurtarıyor. Filmdeki karakterler yerli yerinde ve oturmuş. Oyuncuların bir hareketinden bile oynadıkları karakterlerin kişiliklerini anlamak mümkün. Özellikle Cem Yılmaz'a ayrı bir parantez açmak gerekirse kendi filmlerindeki rollerinin çok çok üzerinde bir performans sergilediğini söylemem gerek. Oynadığı karaktere , o uç karakterin özelliklerine oyunculuğuyla ayrı bir değer katmış.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQJkx33Qx7I/AAAAAAAAAM0/oTo8Bavorg4/s1600/av2002.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQJkx33Qx7I/AAAAAAAAAM0/oTo8Bavorg4/s320/av2002.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549108498845976498" /&gt;&lt;/a&gt; Film izlemeyenleri arasında bile Cem Yılmaz'ın filmde söylediği - sanırım bir Kazım Koyuncu türküsü - Hayde türküsüyle maşhur oldu. Ben filmlerde ya da dizilerde oynayan karakterlerin Karadenizli ya da Güneydoğulu olmasının güzel bir pazarlama stratejisi olduğunu düşünenlerdenim. Bu da iyi tuttu. Filmde daha sahneyi izlerken millete facebookta paylaşacak bir malzeme daha çıktı dedim. Bir şarkı daha var yine Karadeniz türküsü. Eskiden Emine vardı şimdi de Asiye dikkatimi çekiyor. Her Karadeniz türküsünde bir Asiye var.&lt;br /&gt;Benim dikkat çekeceğim nokta ise Cem Yılmaz'ın bir bar sahnesinde söylenen Ete Kurttekin - Benden adam olmaz şarkısı. O sahnede Cem Yılmaz oyunculuğuyla bir üst noktaya çıkıyor. En azından Hayde kadar bir teveccühü hakediyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte beğendiğim sahne o şarkıyla&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/CFgBayxmZdU?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/CFgBayxmZdU?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak basit bir hata gibi görünen belki de bir ipucu vermek adına bana göre zayıf düşürülmüş olay örgüsü ve üstün performansıyla usta oyunculara sahip bir film olmuş. İzlemeye değer güzel bir film.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-1025321291480302254?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/1025321291480302254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=1025321291480302254&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1025321291480302254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1025321291480302254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2010/12/av-mevsimi.html' title='Av Mevsimi'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TQJkTWQkcxI/AAAAAAAAAMs/nxz5um5EJEQ/s72-c/av001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5015306671286037344</id><published>2010-11-27T04:50:00.000-08:00</published><updated>2010-11-27T06:46:32.857-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraflarım'/><title type='text'>Kimleri fotoğraflamak isterim ? - 1</title><content type='html'>Ara sıra aklıma bu soru gelir ya bir portre fotoğrafına bakarken ben olsam nasıl çekerdim derim ya da bir sinema filminde veya televizyon programında görür o an yakaladığım bir kareye imrenirim. Birçok fotoğraf çekenin olağan sorusudur bu belki de : Ben kimleri fotoğraflamak isterim ya da isterdim ? Aklıma ilk gelenleri hemen burada olabildiğince nedenleriyle paylaşayım diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her fotoğraf sevenin portre fotoğrafında aradıkları ondan bekledikleri vardır şüphesiz. Kimi estetik düşkünüdür. Hatta çoğunluk bir kısım böyle diyebiliriz yanılmıyorsam ancak ben sanki daha çok anlam arıyanlardanım. Bir moda fotoğrafında bir kıyafet, takı ya da makyaj tanıtımında estetik kaçınılmaz oladabilir ama bence bir portre fotoğrafı bazı duygular hissettirmeli insana başta bakış , duruş , mimikler ya da başka detaylarla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Rowan Atkinson&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPD-q2-EqdI/AAAAAAAAAME/D0Bhc53MJdU/s1600/rowankol.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPD-q2-EqdI/AAAAAAAAAME/D0Bhc53MJdU/s320/rowankol.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544211153556908498" /&gt;&lt;/a&gt;İlk olarak aklıma Rowan Atkinson geliyor. Üstün yetenekli oyuncunun özellikle de Mr.Bean karakterine verdiği hayat kesinlikle tartışılmaz. Çoğu tiyatrocu için "binbir" surat denir ya bizlere sevinç , keder başta olmak üzere bütün duyguları yaşatmaya çalışır onlar. Sanırım bunu kabiliyetle yapanlardan Atkinson. Üstelik bence iyi oyuncu iyi fotoğraf verir. Onu fotoğraflamak değişik duyguları yüzünde yakalamak eşsiz bir deneyim olurdu şüphesiz. Yukarda kolajladığım fotoğrafları ben çekmek isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Audrey Hepburn &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPEL8D_cQyI/AAAAAAAAAMM/0Duy96Y_iyI/s1600/audreykol.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPEL8D_cQyI/AAAAAAAAAMM/0Duy96Y_iyI/s320/audreykol.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544225742761247522" /&gt;&lt;/a&gt; Zerafet ve zarif kelimeleri anlamına ne kadar yakışan kelimeler. Bunları Audrey Hepburn için de kullanabiliriz bence ona da yakışır. Popüler olmaya başladığı tarihlerden ölümüne yani doksanlı yıllara kadar çektirdiği bütün fotoğraflar özenli. Bunda aktrisin fotoğrafa verdiği önem de rol oynuyor olmalı. Fotoğrafın sinemadan daha zor olduğunu belirttiği " Kötü bir filmi iyi pazarlamayla kurtarabilirsiniz ama kötü bir fotoğrafı hafızalardan silemezsiniz." sözünden bunu anlamak mümkün. Yine fotoğraf çekimlerinden önce özenle hazırlandığı kendi makyajcılarını yanında taşıdığı ve hatta uykusunu almadan çekimlere gitmediği biliniyor.Doğal olarak bu nedenlerden şu da kötü diyebileceğimiz bir fotoğrafı dahi yok bence. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Jeanette Winterson&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPEPEgYtxLI/AAAAAAAAAMU/eM7fTYTe5SQ/s1600/Jeanette-Winterson-006.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 192px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPEPEgYtxLI/AAAAAAAAAMU/eM7fTYTe5SQ/s320/Jeanette-Winterson-006.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544229186357281970" /&gt;&lt;/a&gt; Bu fotoğrafa özellikle yer verme gereği duydum çünkü portre fotoğrafta aradığım manayı özetliyor. Birkaç hafta önce Radikal kitap ekinde farkettim.( Yeni radikalin fotoğraf seçimlerini ayrıca beğeniyorum belirtmeden geçemeyeceğim.) Haşmet Babaoğlu'nun da farkedip köşesinde yer vermesi üzerine ayrı bir sevdim. Bakın fotoğraf için Babaoğlu ne diyor : " Sevdiğim yazarın fotoğraftaki ifadesine takıldım kaldım. O nasıl bitkinlik ve burukluktur yarabbim! Winterson'un yüzü sanki şöyle diyor bakanlara: "Anlıyorum, anlıyorum, anlıyorum... ve anlamaktan çok yorgunum!" "  &lt;br /&gt;Fotoğraftaki bakış o ifade , o doluluk portre fotoğrafın nasıl olması gerektiğinin açıklaması gibi. Çekene çok imrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Salman Rushdie&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPERVxdT3KI/AAAAAAAAAMc/USePtUuzINw/s1600/rushdie_salman.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 278px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPERVxdT3KI/AAAAAAAAAMc/USePtUuzINw/s320/rushdie_salman.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544231682020990114" /&gt;&lt;/a&gt; Aslında Christopher Felver'ın çektiği bu fotoğraf bana yazar Rushdie'nin karelenmesi gerektiğini düşündüren ilk şey oldu. Hiçbir kitabını okumadım hakkında da çok az bilgim var. O genelde Hintli ve Araplara özgü olan yarı kapalı göz kapaklarının altındaki bakış bence farklı bir hava katmış. Bu fotoğraftaki kompozisyonu seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Albert Camus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPEVJlwGwbI/AAAAAAAAAMk/7woEZIZgUX4/s1600/camus.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPEVJlwGwbI/AAAAAAAAAMk/7woEZIZgUX4/s320/camus.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544235870766678450" /&gt;&lt;/a&gt; Bu da hoş bir portre. Hani hep denir ya "habersiz çek şöyle doğal olsun" diye işte Albert Camus'nun balkonda sigara içerken görüldüğü bu fotoğraf da onlardan. Baktığımda ne kadar Camus çıkmış burada diyorum . O kadar doğal !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu listenin devamı gelir sanırım ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5015306671286037344?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5015306671286037344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5015306671286037344&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5015306671286037344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5015306671286037344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2010/11/kimleri-fotograflamak-isterim-1.html' title='Kimleri fotoğraflamak isterim ? - 1'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/TPD-q2-EqdI/AAAAAAAAAME/D0Bhc53MJdU/s72-c/rowankol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5371512790624926139</id><published>2010-03-20T13:40:00.001-07:00</published><updated>2010-03-20T14:46:28.148-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İçsel'/><title type='text'>İyi denemeler boşuna</title><content type='html'>&lt;center&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowScriptAccess="always" width="180" height="23" bgcolor="#FF9900" id="radioblog_player_-1" FlashVars="id=-1&amp;filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=2wLzRmb192cvc2bsJmLvlGZhJ3LlJXYoN3LyFWZsNGdvR2Lt92YuITdyIjLv9mZv9Ge/Benabar%2520-%2520Je%2520suis%2520de%2520celles.rbs&amp;colors=body:#FF9900;border:#BBBBBB;button:#010101;player_text:#575757;playlist_text:#999999;" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;Tweeter ve facebooku bir yana bırakalım şu blogları günlüğü gibi kullananları gıptayla izliyorum. Birçok kişi belki hikaye bunlar , sanal değil aslolan gerçektir diyerek bakıyor bunlara ama diğer taraftan içinde insan varsa bunlar da gerçektir diye düşünüyorum. "Blogger" insanlar kendi içlerinde birçok hesaplaşmanın üstesinden gelebiliyor ki bunları ek olarak bir de diğerleriyle paylaşıyorlar. Birçok özelini burada paylaşıyorlar. Bana göre zor ama bugün bu imrenmenin sonucu olarak ben de biraz bu sayfaları "rahatlama" ve "ferahlama" amaçlı kullanacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S6Uy9KrnfRI/AAAAAAAAALs/pu4CvFcTz_g/s1600-h/nicetriesareworthless.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 219px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S6Uy9KrnfRI/AAAAAAAAALs/pu4CvFcTz_g/s320/nicetriesareworthless.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450818950422560018" /&gt;&lt;/a&gt; Giderek kaderci olduğumu hissediyorum. Kendim ya da bir başkası için neler düşünürsem neler planlarsam planlayım sonuçta kesin olarak bir plan var ve kimse bunu değiştiremez gibi geliyor. Son dönem Amerikan filmlerinde de çok kullanılan senaryolarda olduğu gibi iyi olacağını düşünürsem belki de her şeyin iyi biteceği de geliyor biraz aklıma. Çoğu zaman kötümser bakıyorum ve hiç bulaşmayım kaderin ellerine bırakayım şu ana kadar iyi gitti bundan sonra da en azından böyle planlandığı üzere gitsin bitsin diyorum. Bulaştığım zaman her şeyi daha bir karman çorman dağıtıyorum gibi geliyor... İyi çabalar boşuna ve zorlamayla kaçılmıyor hiçbir şeyden. Arasa da kaçsa da aynı şeyler buluyor insanı. Yaşanacaklar her durumda yaşanacak sonuçta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlulukların da mutsuzlukların da birçok şey gibi sayılarca tanımını yapabiliriz. Şu sıralar mutsuzluklarımın nedeni sorumluluklar , mutluluklarımın nedeni yine hayallerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem özele inmek istedim bu kadar. Son günlerde ikidir art arda motorsiklet görüyorum ruyamda. Tabirlerde yeni bir arkadaş edineceğimi söylüyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda çektiğim güzel fotoğraflardan birisini buraya da eklemek istedim. Alberto Giacometti'nin birçok sanatçıya ilham veren Yürüyen Adam'ını anımsattı bana. Kendi içinde bir zayıflığı var ancak baktığım zaman güçlü hissediyorum kendimi. Arka plandaki mavi yine her şeye rağmen , her zaman umut... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S6U-njg6_XI/AAAAAAAAAL0/B69B3mjBWSc/s1600-h/aaalberto.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 232px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S6U-njg6_XI/AAAAAAAAAL0/B69B3mjBWSc/s320/aaalberto.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450831773270998386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar dalgaizlerine aittir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5371512790624926139?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5371512790624926139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5371512790624926139&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5371512790624926139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5371512790624926139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2010/03/iyi-denemeler-bosuna.html' title='İyi denemeler boşuna'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S6Uy9KrnfRI/AAAAAAAAALs/pu4CvFcTz_g/s72-c/nicetriesareworthless.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8978042183243372750</id><published>2010-01-11T05:34:00.000-08:00</published><updated>2010-01-11T06:00:02.894-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spor'/><title type='text'>Tek "sponsorum" Türk Hava Yolları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S0spdjA4rOI/AAAAAAAAALc/WtkM91biNP8/s1600-h/barcaair1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 191px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S0spdjA4rOI/AAAAAAAAALc/WtkM91biNP8/s320/barcaair1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425475763689794786" /&gt;&lt;/a&gt; Spor haberlerini takip edenler beğenelim beğenmeyelim dünyanın şu an en iyi futbol takımı Barcelona'nın Dünya Kulüpler Şampiyonası için Abu Dabi'ye Türk Hava Yolları ile uçmasıyla bu sponsorluk anlaşmasından haberi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanamadım ve olabilir mi diye baktım hemen Katalan kulübün resmi internet sitesine. Gördüklerime inanamadım mı deyim çok gururlandım mı deyim bilmiyorum bu karışık duygular içerisinde kaldım. Hala inanamıyorsanız bir de siz bakın. fcbarcelona.com ... Sahiden de Türk Hava Yolları dünya futbolunun zirvesindeki takımın en önemli üç beş sponsorundan birisi durumunda. Kendilerinin Real Madrid'e de teklifte bulunup Katalan ekibi Barcelona'nın sponsorlarına bozulan ve ekibin Türk Hava Yolları ile dikey uçuşlarına izin vermeyen İspanyol sivil havacılığının da gönlünü almasını diliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni sponsorla konforlu uçuşta karnıyarık , döner yemek uğurlu gelmiş olacak ki Barcelona altıncı kupasını da alarak bu sezon alınabilecek bütün kupaları müzesine götürdü. Peki tarihi başarı bir tesadüfün eseri mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S0ssYdVCMhI/AAAAAAAAALk/GO4siEw2wN4/s1600-h/pep20102008+kopya.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 174px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S0ssYdVCMhI/AAAAAAAAALk/GO4siEw2wN4/s320/pep20102008+kopya.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425478974799229458" /&gt;&lt;/a&gt; Yukarıda Barcelona çalıştırıcısı Josep Guardiola'nın 2008 yazında göreve başlarken çekilen imza töreni fotoğrafıyla şu yaşadığımız günlerdeki halini görüyoruz.&lt;br /&gt;Bu fotoğraf büyük bir dünya kulübünde yeni göreve başlayan bir teknik adamla bir sezonun bütün altı kupasını almış ama dağılmış , çökmüş bir teknik adamın farkını açıkça ortaya koyuyor.Bu fark şunu düşündürüyor Pep Guardiola en başa dönmek ister miydi acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8978042183243372750?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8978042183243372750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8978042183243372750&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8978042183243372750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8978042183243372750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2010/01/tek-sponsorum-turk-hava-yollar.html' title='Tek &quot;sponsorum&quot; Türk Hava Yolları'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/S0spdjA4rOI/AAAAAAAAALc/WtkM91biNP8/s72-c/barcaair1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-507275499021746668</id><published>2009-11-18T02:04:00.000-08:00</published><updated>2009-11-18T02:37:23.312-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Karayiplerde bir Türk</title><content type='html'>&lt;center&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; Turks and Caicos adaları&lt;/span&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SwPKefL_j9I/AAAAAAAAALE/d-zHtiEFuHw/s1600/TurksandCaicos.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 222px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SwPKefL_j9I/AAAAAAAAALE/d-zHtiEFuHw/s320/TurksandCaicos.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405386602891415506" /&gt;&lt;/a&gt; Turks and Caicos ,Karayiplerde, Bahamaların güneydoğusunda Haiti'nin kuzeyinde bulunan bir ada topluluğu. Bazılarımız ismini duymuştur. İsmini ilk duyduğumda irkilmiştim. /tɝːks/ Turks ? Karayipte mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adanın tarihi ile ilgili gerekli bir ufak araştırma yaptım. 1492'de Cristoph Colomb'un Amerika'yı keşfetmesinin ardı sıra İspanyol Juan Ponce de Leon adada yerleşime geçmiş. Bir diğer adla adayı sömürmeye başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ada grubu Turks ve Caicos ada gruplarından oluşuyor.Şaşırtıcı bir diğer nokta da adanın en büyük yerleşim merkezinin Grand Turk (Büyük Türk )olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adanın ismi iyice kafamı kurcaladı ve internette araştırmaya koyuldum. İlk önce bu isim konusunu soracak bu ülke vatandaşı birini bulmak lazımdı. Üniversitede okurken çok uğraştım bu işle. Sonunda bir kişi buldum ve derhal sordum. Bildiğime göre adaların şeklinden olsa gerek dedi.Bu kişinin soruyu cevaplayabilecek nitelikte bir kişi olmadığını anladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bakışta ada grubunun şeklinin bir fese benzediğini söylüyordu. Şöyle bir bakarsak o kadar da yanlış değil bu tahmin ancak o dönemde fes kullanılmıyordu bildiğim kadarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternette dolaşmaya devam ederken ikinci ve daha güçlü bir öneriyle karşılaştım. Kolay olanı yaptım ve google arama motoruna " where turks and caicos name derived from? " (turks and caicos adı nereden geliyor?) yazdım. Karşıma çıkan en güçlü tezlerden birisi . Varsayıma göre bu adayı keşfeden Colombgiller bir kaktüs görüyorlar adada tepesi kırmızı fese ya da sarığa benzeyen ve içlerinden adaya ilk çıkan dehşetle bağırıyor. "Tuuuurks" (Türkleeeer) Colombus da içinden burada da mı onlar demiştir kesin.:) Bu kaktüsü merak ediyor musunuz ? İşte ada bayrağında da yer alan o bitki :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SwPLGOkYDKI/AAAAAAAAALM/nCmrRLnTmgI/s1600/bitki.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 223px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SwPLGOkYDKI/AAAAAAAAALM/nCmrRLnTmgI/s320/bitki.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405387285625048226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SwPLUNk2tLI/AAAAAAAAALU/J37D2RgiBxo/s1600/flag.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 85px; height: 120px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SwPLUNk2tLI/AAAAAAAAALU/J37D2RgiBxo/s320/flag.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405387525876790450" /&gt;&lt;/a&gt; Üçüncü varsayım ise bir Türk araştırmacının bölge bilim adamları ve yöneticileriyle konuşmasından sonra ortaya çıkıyor. İnternetten okumuştum aklımda kaldığı kadarıyla yazacağım. Kaynağı da biliyordum ama çok zaman geçti. Galiba Küba'da tarihçilerle konuşulur. Bu adamlar Türkler adayı Colomb'dan önce bulmuştur . Bunun izlerini bütün adada bulmak mümkündür der. Hatta adada Türklerin öldüğü yer anlamına gelen bir yer de varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma takılan sorular şunlar : İlk fes 1800'lü yıllarda Tunus'tan getirilmiş ve kullanılmaya başlanmış. Osmanlı'da fes bildiğim kadarıyla bu yıllarda takılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son öneri de aklıma ne getirdi dersiniz ? Adanın bulunduğu yerdeki detaya dikkatinizi çekiyorum. Gayet iyi incelenmiş olsa gerek. Piri Reis 1511 yılında Kitabı Bahriyeyi yazıyor. O bildik haritayı da 1513 yılında çizdiği söyleniyor. Bu haritayla ilgili bağlantı bana göre bir efsane ya da peri masalından öteye gitmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar wikipedia.org adresinden alınmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-507275499021746668?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/507275499021746668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=507275499021746668&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/507275499021746668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/507275499021746668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/11/karayiplerde-bir-turk.html' title='Karayiplerde bir Türk'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SwPKefL_j9I/AAAAAAAAALE/d-zHtiEFuHw/s72-c/TurksandCaicos.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-3226930547233658150</id><published>2009-11-12T10:36:00.000-08:00</published><updated>2009-11-12T11:10:06.959-08:00</updated><title type='text'>Kısa bir ara...</title><content type='html'>Ruhumda ve bilgisayarımda var olan küçük hasarlardan dolayı ara vermek zorunda kaldım. Yakında yeni sayfalarla devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buralara uğrayanlar varsa haber vereyim dedim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkı,size gerçekten değer verenler ve sizin gerçekten değer verdikleriniz için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-b8180274682299db" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v2.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db8180274682299db%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331143818%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3326DF9790789D7D18A97BCBB5385C0148FDFB0F.4DC5333A828AFA1935E34220FF4B6495134FF3A0%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db8180274682299db%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DtJsgQF8lhIqLMMrW0IQtji2gt4I&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v2.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db8180274682299db%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331143818%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3326DF9790789D7D18A97BCBB5385C0148FDFB0F.4DC5333A828AFA1935E34220FF4B6495134FF3A0%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db8180274682299db%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DtJsgQF8lhIqLMMrW0IQtji2gt4I&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-3226930547233658150?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/3226930547233658150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=3226930547233658150&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3226930547233658150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3226930547233658150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/11/ksa-bir-ara.html' title='Kısa bir ara...'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5910212785177979817</id><published>2009-11-02T05:43:00.000-08:00</published><updated>2009-11-03T08:56:24.294-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Sliding Doors - Rastlantının Böylesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SvBVNMMwl3I/AAAAAAAAAKU/IIoxLCee-SU/s1600-h/a.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 228px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SvBVNMMwl3I/AAAAAAAAAKU/IIoxLCee-SU/s320/a.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399909638318626674" /&gt;&lt;/a&gt;  Filmin Orijinal Adı : Sliding Doors&lt;br /&gt;Türkçesi : Rastlantının Böylesi&lt;br /&gt;Türü : Dram , Romantik&lt;br /&gt;Yönetmen : Peter Howitt&lt;br /&gt;Oyuncular : Gwyneth Paltrow , John Hannah , John Lynch&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak bir an hayatınızı iki farklı yöne doğru sürüklerse ne olur ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen hayatın akışı ufak bir şeye bağlanabilir. Bir metro kapısını açık yakalayıp yakalamamak bile mutlulukla ya da kalp sızısıyla son bulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SvBYwO4a6fI/AAAAAAAAAKc/oN1X61BJgJU/s1600-h/sd.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 230px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SvBYwO4a6fI/AAAAAAAAAKc/oN1X61BJgJU/s320/sd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399913538868931058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir metronun otomatik kapısı açıkken ona yetişmek ya da yetişememek olarak özetleyebilirim filmin konusunu oluşturan nedeni. Filmdeki ana karakter Helen (Gwyneth Paltrow) filmin başında bir metroyu bir saniye farkıyla kaçırıyor ve bu andan itibaren film bu bir saniyenin önemini beynimize kazımak adına iki bölüme ayrılıyor. Kayan kapıdan geçebilen ve de geçemeyen Helen.&lt;br /&gt;Bu esnadan sonra iki paralel dünyada iki farklı hikayeyle devam ediyor film. İkisinde de farklı iki yol var. Birbirinin içine girmiş olmasına rağmen belli tekniklerle bu karışıklık ortadan kaldırılarak hoş bir şekilde izleyiciye sunulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızın değişik anlarındaki değişik fırsatları kullandığımız ya da kullanmadığımızda hayatımızın nasıl değişebileceğini anlatan güzel bir film. Seçenekler dünyasında hayatımızı yönlendiren bizi ve bu hayata kaderin etkisini bu etkide saniyelerin bile önemli olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gwyneth Paltrow başarılı bir iş çıkarmış. Farklı ve zor bir rolü hakkıyla yerine getirmiş. Filme değişik bir anlayışta çekilmiş romantik bir dram diyebilirim. Türkçeye çevrilmiş adıyla sanırım " Rastlantının Böylesi", Sliding Doors'u alışveriş merkezlerindeki ucuzluk sepetlerinden, herhangi bir yerden bulun derim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Artıları :&lt;/span&gt; Böyle bir filmi bulmak zor çünkü değişik bir teknik kullanılmış.Aynı kişi ama paralel giden iki hayat ve iki farklı hikaye.Buna rağmen anlatımı çok başarılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Eksileri :&lt;/span&gt; Filmdeki ingiliz aksanı. Neden bilmem ama ben sinir oluyorum. Bulursanız Türkçesini öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzleyin memnun kalacaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5910212785177979817?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5910212785177979817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5910212785177979817&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5910212785177979817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5910212785177979817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/11/sliding-doors-rastlantnn-boylesi.html' title='Sliding Doors - Rastlantının Böylesi'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SvBVNMMwl3I/AAAAAAAAAKU/IIoxLCee-SU/s72-c/a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-167979413175341123</id><published>2009-10-31T10:41:00.000-07:00</published><updated>2009-10-31T11:42:06.722-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraflarım'/><title type='text'>Duvarlar</title><content type='html'>Uzun süredir duvarları fotoğraflıyorum. Gariptir,hoşuma gidiyor. Yurdumuzun ayrı yerlerinden bizlere farklı düşünceler ,farklı hisler verecek bu fotoğrafları paylaşmak istiyorum. Seyirlerinize... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyDrRQ4lRI/AAAAAAAAAJg/3MOhyG1xtws/s1600-h/duvara.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 215px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyDrRQ4lRI/AAAAAAAAAJg/3MOhyG1xtws/s320/duvara.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398834832702215442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyCMi8BZdI/AAAAAAAAAJI/d5kmt4_kMe0/s1600-h/duvar.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyCMi8BZdI/AAAAAAAAAJI/d5kmt4_kMe0/s320/duvar.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398833205358978514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sux4SG874xI/AAAAAAAAAI4/xKigK7dgPIw/s1600-h/DSC_1022.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sux4SG874xI/AAAAAAAAAI4/xKigK7dgPIw/s320/DSC_1022.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398822305809556242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyCtFyZVwI/AAAAAAAAAJQ/WOwFx1Pt9No/s1600-h/DSC_0940.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyCtFyZVwI/AAAAAAAAAJQ/WOwFx1Pt9No/s320/DSC_0940.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398833764469659394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyC5cDP8tI/AAAAAAAAAJY/mNj9jLR6gq0/s1600-h/duvar3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyC5cDP8tI/AAAAAAAAAJY/mNj9jLR6gq0/s320/duvar3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398833976604357330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyD_mBbJzI/AAAAAAAAAJo/ELVpRhz_pSs/s1600-h/duvar4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyD_mBbJzI/AAAAAAAAAJo/ELVpRhz_pSs/s320/duvar4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398835181871900466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar dalgaizlerine aittir.Fikir ve sanat eserleri kanununa göre izinsiz kullanılamaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-167979413175341123?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/167979413175341123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=167979413175341123&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/167979413175341123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/167979413175341123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/10/duvarlar.html' title='Duvarlar'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuyDrRQ4lRI/AAAAAAAAAJg/3MOhyG1xtws/s72-c/duvara.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2714095326429208307</id><published>2009-10-27T06:35:00.000-07:00</published><updated>2009-10-27T07:35:32.649-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnternet&apos;ten...'/><title type='text'>Saplantılı ruh halleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SucDpO2pxII/AAAAAAAAAIw/Ks-LzgiJvxA/s1600-h/neurotic.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 284px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SucDpO2pxII/AAAAAAAAAIw/Ks-LzgiJvxA/s320/neurotic.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397286685323674754" /&gt;&lt;/a&gt; Son zamanlarda arada sırada uğradığım "iamneurotic.com" adlı siteyle ilgili yazayım dedim bugün. Yazılanlar ,işlenenler öyle eğlenceli öyle enteresan...Bilmeyenlerin de görmesini istedim. İngilizce "neurotic" terimi çoğumuzun zihninde sinirsel bir hasar içeren tıbbi sorun anlamını getirse de sitede üyelerin ilginç saplantılarına yer veriliyor. Hani şu çizgilere basmadan yürümeye çalışanlarımız gibi insanlar obsesif aynı zamanda acayip davranışlarını bu sitede yazıyor ve yorumluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://iamneurotic.com/"&gt;www.iamneurotic.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu gibi şeyleri hayatımızda yadsınamaz bir yeri var aslında.Örneğin ben,sevinçlerimi uzattığım zamanlar bunun ardından istemeyeceğim bir durumu getireceğini düşünürüm.  &lt;br /&gt; Yolda çizgilere basmadan yürüyenler, maç seyri sırasında devamlı oturduğu yeri değiştirenler, simetri ile sorunu olanlar...&lt;br /&gt; Siteden, en popüler ve sevilenlerinden bazı yazıları paylaşmayı denersem devamlı izleniyormuş hissiyle hayatlarını birer şova çevirenleri başa almalıyım galiba.  &lt;br /&gt; Dahasını mı istiyorsunuz? Örneğin ben bu yazıda şu ana değin hiç "k" harfini kullanmadım. :) Çok zor oldu özellikle "çok" yazamamak ama daha fazla dayanamayacağım. "k" lerimle devam ediyorum.:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sub_hiel64I/AAAAAAAAAIo/7SGLBjKNH10/s1600-h/sadbook.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sub_hiel64I/AAAAAAAAAIo/7SGLBjKNH10/s320/sadbook.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397282155106003842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu fotoğrafa çok güldüm bir de. Gönderen kişi, iyi bir kitap okuyorken eğer kitabın anakarakterinin başına kötü bir şey gelme ihtimali varsa o kitabı kapatıp bir daha da okumuyorum diyor. Geride kalan yarım mutsuz kitapları siz düşünün artık.:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavsiye ederim site çok eğlenceli.Öte yandan ben bunlardan ileriyim bu takıntı, saplantı durumlarında diyorsanız sitede yazılanlar hayatınızı olumsuz da etkileyebilir benden söylemesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraf kaynağı : www.iamneurotic.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2714095326429208307?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2714095326429208307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2714095326429208307&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2714095326429208307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2714095326429208307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/10/saplantl-ruh-halleri.html' title='Saplantılı ruh halleri'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SucDpO2pxII/AAAAAAAAAIw/Ks-LzgiJvxA/s72-c/neurotic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8257992835143181700</id><published>2009-10-24T09:37:00.000-07:00</published><updated>2009-10-24T10:40:35.557-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Olan Biten'/><title type='text'>Amerikan Rüyası Bitiyor mu ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuMtdiwoHwI/AAAAAAAAAGo/gyaNin-_rM8/s1600-h/out-of-service-panneau-bouche1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 201px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuMtdiwoHwI/AAAAAAAAAGo/gyaNin-_rM8/s320/out-of-service-panneau-bouche1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396206764090203906" /&gt;&lt;/a&gt; Olay geçenlerde ABD'nin Teksas eyaletinin meşhur şehri Dallas'ta gerçekleşmiş. Polis memuru, Ernestina Mondragon isimli latin amerika kökenli bir bayanı kuraldışı bir U dönüşü yapmak suçundan durduruyor.Ancak polis , kenara çektiği bayana bu kural dışı hareketinden dolayı değil de "ingilizce konuşamadığı" için ceza kesiyor. Eline tutuşturduğu ceza kağıdında da aynen böyle yazıyor. Ceza nedeni : "ingilizce konuşmayan sürücü" :) &lt;br /&gt;Olay çok enteresan geldi bana . Hani nerede özgürlükler ülkesi Amerika, hani daha geçen latin gecesinde ispanyolca şarkı eşliğinde dans eden Obama dedirtti. Şimdi Amerika Los Angeles ve New York'tan ibaret değildir diyenler de olacaktır. Bu gibi yerlerde İngiliz aksanıyla yani yine ingilizce konuşanlarla dalga geçen Amerikalılar olduğunu da biliyoruz.&lt;br /&gt;Olay her ne kadar gülünç geliyor olsa da bir o kadar da düşündürücü.Yani trajikomik. Yapılan röportajda sürücü bayan " memurun ingilizce biliyor musun sorusuna. sadece biraz, anlıyabiliyorum." dediğini belirtiyor ve "o an çok kötü , aşağılanmış" hissettiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuM6jucouAI/AAAAAAAAAGw/uRTMcXELafI/s1600-h/noenglish.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuM6jucouAI/AAAAAAAAAGw/uRTMcXELafI/s320/noenglish.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396221163957958658" /&gt;&lt;/a&gt; Şunu da belirtmek gerek ki olayın geçtiği bölgenin yarısına yakını latin amerikalılardan oluşuyor ve yine onların da yarıya yakını ispanyolca konuşuyor ve ingilizceleri de pek iyi değil.&lt;br /&gt;Ülkemizde ne zaman özgürlükler sorunu manşet olsa ilk olarak Magna Carta'yı örnek veririm ve vermeye de devam edeceğim. Adamlar ta 1215 yılında krala bak kralım biz de vergi veriyoruz senin adına savaşa gidiyoruz iki kelime söz söylemeye hakkımız olsun demişler ve almışlar. Bir de her zaman özgür olduğundan bahsedilen o bir arada yaşamayı bilmiş birleşmiş millet olmuş "hoşgörülü" Amerika'yı katardım örneklerime. Demek biz o kadar da kötü durumda değilmişiz. &lt;br /&gt;Olsun, yine de kötü örnek örnek değildir!&lt;br /&gt;Haber kaynağı ablamıza "gracias" polise de "thanks man" demeyi bir borç bilirim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Haber kaynak , foto : www.myfoxhouston.com&lt;br /&gt;  Konu dışı ilk fotoğraf : www.how-to-learn-languages.net&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8257992835143181700?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8257992835143181700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8257992835143181700&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8257992835143181700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8257992835143181700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/10/amerikan-ruyas-bitiyor-mu.html' title='Amerikan Rüyası Bitiyor mu ?'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SuMtdiwoHwI/AAAAAAAAAGo/gyaNin-_rM8/s72-c/out-of-service-panneau-bouche1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-7821521311695256271</id><published>2009-10-17T04:17:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T02:36:57.325-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat - Dilbilim'/><title type='text'>Yazar Odaları</title><content type='html'>Guardian gazetesinde 2007'den bugüne dek yayımlanan ilgi çekici bir bölüm var. Bölümün konusu yazarların odası. Dünyaca ünlü yazarların o çok bilinen eserlerini yazdıkları odalarını,masalarını bizlere sunuyor. Böylelikle geçmiş ve günümüz yazarlarının karakterlerinden tutun da eserlerini hangi ruh haliyle kaleme almış olabileceklerini öğrenmiş oluyoruz. Bunlardan dikkatimi çekenleri sizlerle paylaşmak isterim. &lt;br /&gt;   &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Jane Austen&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;   &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoQWe2ZljI/AAAAAAAAAGA/mWoGje5vj_8/s1600-h/austenroom.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 314px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoQWe2ZljI/AAAAAAAAAGA/mWoGje5vj_8/s320/austenroom.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393641482153989682" /&gt;&lt;/a&gt;  En göze çarpanlardan biri Jane Austen'a ait. Yazarın Pride and Prejudice ve Emma gibi eserlerini üzerinde kaleme aldığı küçük üç ayaklı masası o anlattığı zerafet hikayelerinin kaynağına etki edebilir hissi veriyor. Kalabalık bir aileden gelen ve kendine ait bir odasının olmamasının sıkıntısını çeken Austen'in misafirler geldiğinde yazdıklarını apar topar kaldırıp bavullara sıkıştırdığını dahi biliyoruz. Guardian gazetesi bu oniki kenarlı zarif masa için dehanın tevazusunu yansıtıyor tanımını yapmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Charlotte Bronte&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;   &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoRwpzdZhI/AAAAAAAAAGI/_VawNSu0-P4/s1600-h/bronte.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 314px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoRwpzdZhI/AAAAAAAAAGI/_VawNSu0-P4/s320/bronte.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393643031282673170" /&gt;&lt;/a&gt;   İşte yetenekli bir o kadar da problemli Bronte kız kardeşlerin odası. Charlotte, Emily ve Anne Bronte eserlerini bu odada yazıp üzerine uzun uzun konuşurlarmış. Jane Eyre ve Uğultulu Tepelerin bu melankoli dolu odada nasıl bir hayal gücüyle yazıldığını anlamaya çalışıyorum. Bu arada Emily'nin bu odada öldüğü de söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Virginia Woolf&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;   &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoVatloQzI/AAAAAAAAAGQ/DgQ_TF38rig/s1600-h/Woolf.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 314px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoVatloQzI/AAAAAAAAAGQ/DgQ_TF38rig/s320/Woolf.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393647052387795762" /&gt;&lt;/a&gt;   Woolf'un eşi Leonard Woolf'a 18 Mart 1941 tarihinde aşağıdaki intihar mektubunu bıraktığı oda.&lt;br /&gt;"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum.Bu sefer o korkunç anlardan kurtulamayacağım .Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım.Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin.Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı.Hayatını mahvettiğimin farkındayım,ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum.Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun.Artık benim için her şey bitti.Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Rudyard Kipling&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;   &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoWEW02xjI/AAAAAAAAAGY/Z_zX5P2Zk6Q/s1600-h/kipling.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 299px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoWEW02xjI/AAAAAAAAAGY/Z_zX5P2Zk6Q/s320/kipling.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393647767832151602" /&gt;&lt;/a&gt;  Kipling'in odasını beğendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;George Bernard Shaw&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;   &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoWmuUaggI/AAAAAAAAAGg/BL3wiIeIAPA/s1600-h/shaw.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 299px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoWmuUaggI/AAAAAAAAAGg/BL3wiIeIAPA/s320/shaw.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393648358254084610" /&gt;&lt;/a&gt;  Shaw'un odasını biraz garipsedim. Fikir adamının o bütün eserleri bütün düşünceleri bu odada hayat bulmuş demek.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar kaynak : http://www.guardian.co.uk/books&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-7821521311695256271?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/7821521311695256271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=7821521311695256271&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7821521311695256271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7821521311695256271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/10/yazarlarn-odalar.html' title='Yazar Odaları'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/StoQWe2ZljI/AAAAAAAAAGA/mWoGje5vj_8/s72-c/austenroom.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2109494331268483232</id><published>2009-10-12T06:27:00.000-07:00</published><updated>2011-09-19T02:29:51.440-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Geçmiş Umrumda Değil Dedirten Edith Piaf Şarkısı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ZZ7-3ZV_0tQ/TncLfoALQ6I/AAAAAAAAAeA/2_RdOyPejGg/s1600/edith.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 244px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ZZ7-3ZV_0tQ/TncLfoALQ6I/AAAAAAAAAeA/2_RdOyPejGg/s320/edith.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654000495128953762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Bir zamanlar Fransasının en sevilen en büyük sesi Edith Piaf dinliyorum. Son zamanlarda aslında olmayan Fransızcamla ağza yapışan o dizeleri tekrarlıyorum farkında olmadan. Farkına vardığım zamanlar ise bağıra bağıra söyleyesim geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-e19dea91b9d3df82" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v10.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3De19dea91b9d3df82%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331143819%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D30E1779D066FE9135FC02A6650BBD3CB26F84CA4.4008156B359A2F8D3E9C050532400434FD31E18C%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De19dea91b9d3df82%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DDnKFT5jt-HJmVXXUgl6yMqq8j00&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v10.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3De19dea91b9d3df82%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331143819%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D30E1779D066FE9135FC02A6650BBD3CB26F84CA4.4008156B359A2F8D3E9C050532400434FD31E18C%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De19dea91b9d3df82%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DDnKFT5jt-HJmVXXUgl6yMqq8j00&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt; Şarkının adı Non, je ne regrette rien (Hayır,hiçbir şeyden pişman değilim). Edith Piaf'ın harika sesinden defalarca dinlemek istediğim bu şarkının bu sayfalarla çok ortak yanı var aslında. Dalgaların kıyıları şekillendirmesi gibi insanın yaşadıklarının da insanı iyi-kötü şekillendirdiği metaforuyla bu ismi vermiştim bu sayfalara...Edith Piaf da hayal kırıklıkları ile dolu hayatını haykırıyor bu şarkıda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besteci Charles Dumont ve söz yazarı Michel Vaucaire şarkıyı dinletmek için Edith Piaf'a gelirler. Gönülsüzce kabul eden Piaf şarkıyı duyduktan sonra "hayranlık verici, bu benim , bu benim hayatım , beni anlatıyor" sözleriyle kabul eder. Şarkı aslında herkesi anlatır onun için de şarkıcıyı kendisi yapan şarkılardan kabul edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sözlerin Fransızca Orijinali&lt;/span&gt; :&lt;br /&gt;Non! Rien de rien ...&lt;br /&gt;Non! Je ne regrette rien&lt;br /&gt;Ni le bien qu'on m'a fait&lt;br /&gt;Ni le mal tout ça m'est bien égal!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Non! Rien de rien ...&lt;br /&gt;Non! Je ne regrette rien&lt;br /&gt;C'est payé, balayé, oublié&lt;br /&gt;Je me fous du passé!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avec mes souvenirs&lt;br /&gt;J'ai allumé le feu&lt;br /&gt;Mes chagrins, mes plaisirs&lt;br /&gt;Je n'ai plus besoin d'eux!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balayés les amours&lt;br /&gt;Avec leurs trémolos&lt;br /&gt;Balayés pour toujours&lt;br /&gt;Je repars à zéro ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Non! Rien de rien ...&lt;br /&gt;Non! Je ne regrette rien&lt;br /&gt;Ni le bien, qu'on m'a fait&lt;br /&gt;Ni le mal, tout ça m'est bien égal!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Non! Rien de rien ...&lt;br /&gt;Non! Je ne regrette rien&lt;br /&gt;Car ma vie, car mes joies&lt;br /&gt;Aujourd'hui, ça commence avec toi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türkçe çevirisi&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;Hayır, hiçbir şeyden,&lt;br /&gt;Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.&lt;br /&gt;Benim için yapılan iyilikten de &lt;br /&gt;Kötülükten de , benim için ikisi de aynı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, hiçbir şeyden,&lt;br /&gt;Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.&lt;br /&gt;Ödendi, süpürüldü, unutuldu.&lt;br /&gt;Geçmiş umrumda değil !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatıralarımla ateşi yaktım.&lt;br /&gt;Kederlerime,zevklerime artık ihtiyacım yok&lt;br /&gt;Aşklarımı süpürün ve tüm heyecanlarını&lt;br /&gt;Sonsuza dek süpürün,sıfırdan başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, hiçbir şeyden,&lt;br /&gt;Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.&lt;br /&gt;Benim için yapılan iyilikten de &lt;br /&gt;Kötülükten de , benim için ikisi de aynı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, hiçbir şeyden,&lt;br /&gt;Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.&lt;br /&gt;Çünkü yaşamım, çünkü zevklerim.&lt;br /&gt;Seninle bugün başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyi ne kadar çok kaybedersen o kadar çok istersin.:) Bir şarkı bile bazen insanın hayata karşı duruşunu etkileyebiliyorsa, onu güçlü kılabiliyorsa buyrun o halde !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt; © Fotoğraf wikipedia.org sitesinden alınmıştır. &lt;br /&gt; Kaynağı www.britannica.com/EBchecked/topic-art/459089/37163/Edith-Piaf-1948&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2109494331268483232?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2109494331268483232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2109494331268483232&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2109494331268483232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2109494331268483232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/10/gecmis-umrumda-degil-dedirten-edith.html' title='Geçmiş Umrumda Değil Dedirten Edith Piaf Şarkısı'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ZZ7-3ZV_0tQ/TncLfoALQ6I/AAAAAAAAAeA/2_RdOyPejGg/s72-c/edith.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5934463495271528478</id><published>2009-10-07T10:44:00.000-07:00</published><updated>2009-10-07T11:31:17.692-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Ensemble,C'est Tout - Bir Aradayız Hepsi Bu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SszXyp-GLHI/AAAAAAAAAFg/xyIwIBu3F2E/s1600-h/atou1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SszXyp-GLHI/AAAAAAAAAFg/xyIwIBu3F2E/s320/atou1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389920119315377266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Filmin Orijinal Adı : Ensemble,C'est Tout&lt;br /&gt;Türkçesi            : Bir Aradayız Hepsi Bu&lt;br /&gt;Türü                : Romantik , Dram&lt;br /&gt;Yönetmen            : Claude Berri&lt;br /&gt;Oyuncular           : Audrey Tautou, Guillaume Canet , Laurent Stocker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Audrey Tautou gülüşü her sorunu çözer diye oturdum başına ve izlemeye koyuldum tekrar.Umutsuzluğu, her istediğimizi her zaman elde edemeyeceğizi bir tarafa bıraktım! Eğer hayata biraz bardağın dolu tarafından bakmak istiyorsanız içinizi en azından biraz olsun iyimserlikle doldurabilecek bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SszYIwiVd-I/AAAAAAAAAFo/7KURGAgfwR0/s1600-h/atourtu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 149px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SszYIwiVd-I/AAAAAAAAAFo/7KURGAgfwR0/s320/atourtu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389920499035109346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SszYbTk-juI/AAAAAAAAAFw/PHzEuAF0ayg/s1600-h/aytoutu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 149px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SszYbTk-juI/AAAAAAAAAFw/PHzEuAF0ayg/s320/aytoutu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389920817679077090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusu genel olarak şu : Genç bir temizlikçi kadın olan Camille'in yolu birgün komşu olduğu Philibert ile kesişir. Beraber evde piknik yaparlar Philibert değerli porselenlerini getirir ancak Camille'in evinde oturabilecekleri mobilyaları dahi yoktur. Bize değişik karakterlerin sunulduğu bu filmde daha sonra Camille Philibert ile aynı evi paylaşan Franckla da tanışır. Böylelikle zıt karakterler yalnızlıklarını paylaşarak kendilerini gerçekleştirme yolunu seçerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirlerini tanımaya,bir arada yaşamayı öğrenmeye ve birbirlerini sevmeye çalışırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SszYxGuQYBI/AAAAAAAAAF4/KNClhkGKJNA/s1600-h/atruto.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 147px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SszYxGuQYBI/AAAAAAAAAF4/KNClhkGKJNA/s320/atruto.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389921192185454610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fransız filmlerinin romantik filmine dram öğeleri katıp bize sunması alışkanlığı bu filmde de kendini yoğun bir şekilde hissettiriyor. Sunulan değişik karakterlerin beraber olup renksiz hayatlarını renklendirmesi gayet ilginç bir konu oluşturmuş. İnsanın içindeki duyguların hayata nasıl yön vereceğini kanıtlıyor adeta. Film sonunda havaya girip haydi şimdi yeni arkadaşlarla tanışıp hayatı değiştirmenin zamanı diye havaya girmiyor değil insan.:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin sevindiğim tarafı Türkçe'ye çevirisi çok iyi yapılmış . Filmin orijinal ismi İngilizceye "Hunting And Gathering" olarak çevrilmiş mesela ki çok garipsedim. Sinemada izleyecek ya da DVD'sini alacak insan ekonomik bir bilgilendirme olarak dahi düşünebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çok beğendim.Benzer tür filmlerden hoşlananlara öneririm. Eser Anna Gavalda'ya ait. Kitabı filminden daha güzel diyorlar. Kısa zamanda okumak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5934463495271528478?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5934463495271528478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5934463495271528478&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5934463495271528478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5934463495271528478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/10/ensemblecest-tout-bir-aradayz-hepsi-bu.html' title='Ensemble,C&apos;est Tout - Bir Aradayız Hepsi Bu'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SszXyp-GLHI/AAAAAAAAAFg/xyIwIBu3F2E/s72-c/atou1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8200910439527401409</id><published>2009-10-04T05:15:00.000-07:00</published><updated>2009-10-05T03:44:18.946-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TV'/><title type='text'>House MD Müzikleri - En İyi 10</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Ssih2TvBXII/AAAAAAAAAEo/pW0jDJWU_CI/s1600-h/haaauuuuuus.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 241px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Ssih2TvBXII/AAAAAAAAAEo/pW0jDJWU_CI/s320/haaauuuuuus.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388734908531301506" /&gt;&lt;/a&gt;  House MD,birçok cazibesinin yanı sıra müzikleriyle de dikkat çekiyor. Öyle ki televizyon programlarında , dizilerinde gördüğüm en iyi müzik seçkisine sahip diyebilirim. Burada bölümleri izlerken en çok etkilendiğim ve sonra tekrar tekrar dinlediğim şarkılardan bir en iyiler listesi yapacağım. Aklıma gelen en iyi on müziği paylaşmaya çalışacak olsam da mutlaka listeye eklemediğim nice güzel şarkı olacaktır. Bunları sizler hatırlatabilirsiniz ve üzerine konuşabiliriz.&lt;br /&gt;  Bu arada baştan uyarayım "tüm bölümleri izlemeyenler" için istenmeyen bilgiler, görüntüler içerebilir.&lt;br /&gt;  Şarkı isimlerinin üstüne tıklarsanız ve youtube'u da açabiliyorsanız onları dinleyebilirsiniz. Altlarında da hangi bölümde nerede kullanıldıklarını yazıyorum. Buyrun huzurlarınızda House MD müzikleri en iyi on listem : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;1.&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=fG8eQBSp9Ao"&gt;Massive Attack - Teardrop&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Hep farklı Massive Attack'ın yine farklı şarkısına istisnaları saymazsak her bölümün başındaki jenerikte rastlıyoruz. İnsana jenerikte gördüğümüz görüntülerdeki gibi dinlerken yürüme hissi veriyor :) ve yaklaşık otuz saniyelik müzik hiç bitmesin istiyorum. Üzerine sayfalar yazılacak kadar güzel.&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt; 2.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=loH5kALsj34&amp;feature=related"&gt;The Rolling Stones - You Cant Always Get What You Want&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; 1.sezon ilk ve son bölümlerinde,3.sezonun ilk bölümünde kapanışta - Yine artık diziye mal olmuş şarkılardan biri. Öyle ki dizide bu " dilediğin her şeyi elde edemezsin felsefesi" bir bölümde House ve Cuddy arasında tartışılıyor ve dizi senaryosuna etki ettiği durumlar oluyor.Her karakterin ağzından çıkıyor neredeyse. Mick Jagger şarkısı olmasına rağmen ben Band from TV versiyonunu daha çok beğeniyorum.&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;3.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=T3BYZDBK0p0"&gt;Iron &amp; Wine - Passing Afternoon&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Dördüncü sezon finali kapanış müziği- En etkileyici bölümlerden birinin dokunaklı şarkısı olduğu için unutulmuyor. &lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;4.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=qOSUvgNMuWA"&gt;A Fine Frenzy - Hope For The Hopeless&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Üçüncü sezon onsekizinci bölüm kapanışı- Kullanılan bir iki A Fine Frenzy şarkısından en güzeli olan şarkı en beğendiklerimden. Ses ve sözler o kadar güzel ki .Bölüm senaryosuna da çok uymuş. Umutsuzlar için umut hep vardır.&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;5.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=4KUN9mVCkkY"&gt;Alanis Morissette - Not As We&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Dördüncü sezonun üçüncü bölümü House ölümden sonraki hayatı düşünürken - Alanis Morissette duru sesinden çok güzel bir şarkı. Bunu da dinlemeye doyamıyorum.&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;6.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=4KUN9mVCkkY"&gt;Michael Penn - Walter Reed&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Üçüncü sezon beşinci bölüm kapanışı - Bu şarkının türünü sevdim.&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;7.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=4yX57LvxDko"&gt;The Who - Baba O'Riley&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Bir başka House efsanesi.:) İlk sezonun öndördüncü bölümünü izleyenler kesinlikle hatırlayacaklar doktorumuzun masa başı performansını.&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;8.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=RtU5mli5qPA"&gt;The Commodores - Slippery When Wet&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Üçüncü sezon finali - Dr. Greg House , bastonu ve bu şarkı :)&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;9.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=qgtYW6o_FB0"&gt;Windy Wagner - You Dont Have To Worry&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Yine ilk sezondan onbirinci bölümden bir şarkı- Bu şarkıyı arada dinlemek lazım. "Her şey yoluna girecek."&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;10.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=CGEoC7QAeV0"&gt;Lizz Wright - I Idolize You&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Dördüncü sezon altıncı bölüm kapanışı - Yine güzel ,ilk ona giremeyen diğerleri gibi güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=269316715243"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsnNRa-bgfI/AAAAAAAAAE4/Ch-aQcHexeM/s1600-h/FacebookSymbolSmall.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 20px; height: 20px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsnNRa-bgfI/AAAAAAAAAE4/Ch-aQcHexeM/s320/FacebookSymbolSmall.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389064128308150770" /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=269316715243"&gt; House MD Türkiye Facebook Grubumuz&lt;/a&gt;a Beklerim !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8200910439527401409?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8200910439527401409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8200910439527401409&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8200910439527401409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8200910439527401409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/10/house-md-muzikleri-en-iyi-10.html' title='House MD Müzikleri - En İyi 10'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Ssih2TvBXII/AAAAAAAAAEo/pW0jDJWU_CI/s72-c/haaauuuuuus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-6734317572492645793</id><published>2009-09-30T09:43:00.000-07:00</published><updated>2009-10-31T11:41:02.575-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraflarım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezi'/><title type='text'>Şimdi Ayvalık'ta Olmak Vardı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsiMzkXbfPI/AAAAAAAAAEg/lZLeERn88OI/s1600-h/ayval%C4%B1kgenel.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 242px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsiMzkXbfPI/AAAAAAAAAEg/lZLeERn88OI/s320/ayval%C4%B1kgenel.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388711771711962354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Ssh5kyxL1gI/AAAAAAAAADw/iVwEkfiPcrk/s1600-h/ertelendimhayattan-Edit.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 236px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Ssh5kyxL1gI/AAAAAAAAADw/iVwEkfiPcrk/s320/ertelendimhayattan-Edit.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388690627159119362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Şimdi Ayvalık'ta olmak vardı. Güzel yurdumuzda belki de en çok huzur bulduğum en sevdiğim yerlerden birisi .Orada deniz başkadır, güneş farklı doğup farklı batar. Bütün yıl boyu çoğunlukla yaz aylarında hiç olmazsa birkaç gün gider hem kafamı dinler hem keyfini çıkarırım orada her şeyin. Özellikle denizin, rüzgarın ve dalganın... &lt;br /&gt; Bu birkaç günlük bir ziyaret olsa da önümüzdeki aylar boyu bu birkaç günde çektiğim fotoğraflara bakıp bir dahaki yazın hayallerini kurarım. Naçizane, bu sefer fotoğraflarımı buraya ekleyerek bu keyfi sizlerle paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Ssh-dJn_dUI/AAAAAAAAAD4/wqxI2vhkCEc/s1600-h/ayvaliktekne.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 242px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Ssh-dJn_dUI/AAAAAAAAAD4/wqxI2vhkCEc/s320/ayvaliktekne.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388695993413760322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsiBJZrCtZI/AAAAAAAAAEA/0jHHnnMZ5Gg/s1600-h/DSC_0434+(2).jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 242px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsiBJZrCtZI/AAAAAAAAAEA/0jHHnnMZ5Gg/s320/DSC_0434+(2).jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388698952659023250" /&gt;&lt;/a&gt; Gün batarken denizin üstünde hiçbir yerde görmediğiniz bir renge bürünür etraf burada. Ufuk ayrı bir kızarır Ayvalık’ın üzerine çektiği kırış kırış çarşafı ise bambaşka bir renktedir. Adalar çoğu zaman pencerelerini açar ve içeri hafif , serin bir rüzgar esiverir. Etkileyici bir halin içine girersiniz. Sanki her yerde batan güneş bu gördüğümüz güneş değil gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Balıkçılar teknelerini hazırlar. Oltalar çıkar. Martılar voltaya koyulur tepenizde. Kediler nöbete başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsiFyYgEgWI/AAAAAAAAAEY/rtPp_eYSO_Q/s1600-h/ayvaliktamarti2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 237px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsiFyYgEgWI/AAAAAAAAAEY/rtPp_eYSO_Q/s320/ayvaliktamarti2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388704054765715810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Ben bu sefer ne martı olup uçmak isterim ne de balıkçı . Kedi bile olmak istemem. Bir bankta oturup bu döngüyü seyrederim. Gün doğar gün batar. Rüzgar eser dalga çıkar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fotoğrafları nasıl çektim? Oradaki ruh halimi en iyi özetleyen kare biricik arkadaşım &lt;a href="http://murseloz.blogspot.com"&gt;Mürsel&lt;/a&gt;'e ait.:)) Her şey açıkça ortada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsiCDt0hmKI/AAAAAAAAAEQ/qSDHU8nvEiI/s1600-h/ayvaliktayik1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsiCDt0hmKI/AAAAAAAAAEQ/qSDHU8nvEiI/s320/ayvaliktayik1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388699954499917986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------------------------------------------ &lt;br /&gt;(c) Fotoğraflar dalgaizlerine aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-6734317572492645793?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/6734317572492645793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=6734317572492645793&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6734317572492645793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/6734317572492645793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/simdi-ayvalkta-olmak-vard.html' title='Şimdi Ayvalık&apos;ta Olmak Vardı'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SsiMzkXbfPI/AAAAAAAAAEg/lZLeERn88OI/s72-c/ayval%C4%B1kgenel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-7034671029916122082</id><published>2009-09-28T04:59:00.000-07:00</published><updated>2009-09-28T05:04:21.437-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat - Dilbilim'/><title type='text'>Alexander Pope - İnsan Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/5d/Alexander_Pope_by_Michael_Dahl.jpg/200px-Alexander_Pope_by_Michael_Dahl.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 248px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/5d/Alexander_Pope_by_Michael_Dahl.jpg/200px-Alexander_Pope_by_Michael_Dahl.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; Her zaman iyi şiirin düzyazıya göre daha değerli ve içerik bakımından zengin olduğunu düşünsem de ister istemez hayatımda düzyazının yeri daha çok. Bu çelişkinin gölgesinde zaman zaman sevdiğim şairlerin şiirlerini okuyorum. Bunlardan birisi de Alexander Pope'un İnsan Üzerine kaleme aldığı şiiri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda Pope'un insan üzerine yazdığı bölümlerden sadece bir parça var. Şairin bundan başka bir diğer önemli eseri de eleştiriler üzerine yazdığı şiirlerdir. Burada yine o sevdiğim ve birçok ingiliz şair ve yazarda olan hicivle kötü eleştirinin kötü eserden daha katlanılmaz olduğunu söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan üzerine yazdığı felsefik şiirinde ise insanın kendi hakkında mantığa dayalı düşünceler üretmesi,kilisenin ve Hıristiyanlığın özünün sorgulanması ve insanın bütün bir hayat zincirinde dünyadaki yeri gibi konular yer bulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EPISTLE II (İnsan üzerine)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen seni bil, bırak Tanrı'yı incelemeyi&lt;br /&gt;Kendindir kendinin asıl bileceği&lt;br /&gt;Sen ki durursun çift yanı deniz bir karada&lt;br /&gt;Aklı karanlık cüssesi kaba&lt;br /&gt;Çokça bilgili şüpheden yana eşi yok&lt;br /&gt;Almamış ama sabırdan hissesini&lt;br /&gt;Sallanır durur orta yerde şaşkın gitmekte ya da kalmakta&lt;br /&gt;Tanrı mı yoksa bir canavar mı olduğunu sanmakta&lt;br /&gt;Şaşkındır şaşkın bedeni mi aklı mı var seçmekte&lt;br /&gt;Ölmek için doğmuş kullanır aklını sadece günah işlemekte&lt;br /&gt;Ne farkı var sanki birbirinden cahilliği de mantığı da&lt;br /&gt;Ya çok az düşünür ya da çok fazla&lt;br /&gt;Kördüğüm olmuş birbirine düşünce ve tutkunun hayali&lt;br /&gt;Söver kendi kendine över kendi kendine&lt;br /&gt;Yaratılmıştır yarı yükselmek yarı düşmek için&lt;br /&gt;Her şeyin büyük efendisi fakat her şeye bir yem&lt;br /&gt;Kendisidir ancak yargılayabilir gerçeği&lt;br /&gt;Kendisidir sonsuz hatalar içinde&lt;br /&gt;Şanı , şakası ve bilmecesidir dünyanın&lt;br /&gt;Git üstün yaratık ilmin ışığına çık&lt;br /&gt;Toprağı ölç havayı tart ve ceziri incele&lt;br /&gt;Gezegenlere hangi yörünglerde döneceklerini öğret&lt;br /&gt;Zamanı yeniden ayarla güneşi düzene koy&lt;br /&gt;Eflatunla birlikte gökteki yıldızlara ulaş&lt;br /&gt;İlk güzele git ,ilk bütüne ve ilk doğruya git&lt;br /&gt;Ya onu izleyenlerin izlerinden yürü&lt;br /&gt;Ya da mantığı bırak pervane gibi dönen doğulu papazların yaptığını yap&lt;br /&gt;Ve çevir kafalarını güneşi takip etmeleri için&lt;br /&gt;Git ölümsüz akla yönetmeyi öğret&lt;br /&gt;Sonra kendine dön ve aptallığını kabullen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirin orjinal metni :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EPISTLE II&lt;br /&gt;OF THE NATURE AND STATE OF MAN WITH RESPECT&lt;br /&gt;TO HIMSELF, AS AN INDIVIDUAL&lt;/B&gt;&lt;br /&gt;Know then thyself, presume not God to scan,&lt;br /&gt;The proper study of mankind is man.&lt;br /&gt;Plac'd on this isthmus of a middle state,&lt;br /&gt;A being darkly wise, and rudely great:&lt;br /&gt;With too much knowledge for the sceptic side,&lt;br /&gt;With too much weakness for the Stoic's pride,&lt;br /&gt;He hangs between; in doubt to act, or rest;&lt;br /&gt;In doubt to deem himself a God, or beast;&lt;br /&gt;In doubt his mind or body to prefer;&lt;br /&gt;Born but to die, and reas'ning but to err;&lt;br /&gt;Alike in ignorance, his reason such,&lt;br /&gt;Whether he thinks too little or too much:&lt;br /&gt;Chaos of thought and passion, all confus'd;&lt;br /&gt;Still by himself abus'd or disabus'd;&lt;br /&gt;Created half to rise, and half to fall;&lt;br /&gt;Great lord of all things, yet a prey to all;&lt;br /&gt;Sole judge of truth, in endless error hurl'd:&lt;br /&gt;The glory, jest, and riddle of the world!&lt;br /&gt;Go, wondrous creature! mount where science guides,&lt;br /&gt;Go, measure earth, weigh air, and state the tides;&lt;br /&gt;Instruct the planets in what orbs to run,&lt;br /&gt;Correct old time, and regulate the sun;&lt;br /&gt;Go, soar with Plato to th' empyreal sphere,&lt;br /&gt;To the first good, first perfect, and first fair;&lt;br /&gt;Or tread the mazy round his follow'rs trod&lt;br /&gt;And quitting sense call imitating God;&lt;br /&gt;As eastern priests in giddy circles run,&lt;br /&gt;And turn their heads to imitate the sun.&lt;br /&gt;Go, teach eternal wisdom how to rule-&lt;br /&gt;Then drop into thyself, and be a fool!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Eserin en beğendiğim yönü kendisini her şeyin merkezine koyan insanın asıl halini yüzüne vurması. Bunları anlatırken öyle güzel kelimeler seçmiş ki ! Dördüncü dizedeki "darkly wise(aklı karanlık)"sözü ne kadar da insanı anlatıyor. Bir de bu kesilmiş bölümün finalini seviyorum. Her şeyi yapan insana aptallığına kabullen ,aptal özüne dön demek bir çok soruya açıklama getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraf wikipedia.org sitesinden alıntıdır.Orjinal tablo Michael Dahl'a ait olup Londra National Portrait Gallery'de sergilenmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-7034671029916122082?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/7034671029916122082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=7034671029916122082&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7034671029916122082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/7034671029916122082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/alexander-pope-insan-uzerine.html' title='Alexander Pope - İnsan Üzerine'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8391787013155752827</id><published>2009-09-24T10:57:00.000-07:00</published><updated>2009-09-24T12:24:08.068-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TV'/><title type='text'>House ve Holmes</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SruzRR7ksVI/AAAAAAAAADg/NiVs4N_Urik/s1600-h/hughlaurie1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 202px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SruzRR7ksVI/AAAAAAAAADg/NiVs4N_Urik/s320/hughlaurie1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385094888903979346" /&gt;&lt;/a&gt;Çılgın doktor döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde izlediğim eşsiz altıncı sezon prömiyerinden sonra şüphesiz hayranı olduğum televizyon dizisi olan House MD konusunda bir şeyler yazmam gerektiğini düşündüm. Dizinin en sevdiğim yanlarından olan izleyeni felsefik düşüncelere yönlendirmesi durumu yeni sezon prömiyeri ile birlikte hayat-ölüm, doğruluk-ikiyüzlülük eksenine akıllılık-delilik, mutluluk-mutsuzluk çatışmalarının da eklenmesiyle adeta tadından yenmez bir hal aldı. Başta Dr.House olmak üzere karakterler yine çok kuvvetliydi. Neredeyse herbirini çözümlemek bir o kadar kolay yine bir o kadar zordu.Eserin metin yazarlarının House'dan da zeki olduğuna şüphem yok. Diziyi hala izlemeyenlere izlemelerini öneririm. İlk sezon Dvd'leri ülkemizde şu anda satışta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;House MD yaratıcısı David Shore'dan bahsetmişken kendisinin internette bir röportajını okudum. Yazıya göre bazı bölümlerde House karakterinin oluşumunda Sherlock Holmes'tan etkilendiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan bir hayali dedektif kahramanla David Shore'un televizyonla hayata koyduğu doktor Gregory House arasında ne gibi benzerlikler olabilir? Biraz derine inelim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sherlock Holmes bir bakışta bir kişi hakkında çıkarımlarda bulunabiliyor. House da benzer bir şekilde ilk bakışta bir hastaya teşhis koyabiliyor ve kişiliği hakkında çıkarımlar yapabiliyor.&lt;br /&gt;* Dedektifimiz bir kokain bağımlısıylen doktorumuz Vicodin bağımlısı.&lt;br /&gt;* Birisi ölümcül suçlar diğeri de ölümcül virüs ve mikroplarla savaşıyor.&lt;br /&gt;* Belki de aralarındaki en bariz benzerliklerden birisi de bu mücadeleler sırasında kullandıkları metod. Elimizdeki imkansızları elediğimizde bize kalan mümkün görünmeyen aslında doğru sonuç olabilir metoduyla ikisi de tümdengelimi kullanıyor.&lt;br /&gt;* Her ikisi de çevresindekilere soyismiyle hitap ediyor.Holmes'un en iyi olası arkadaşı Dr.Watson House'unki ise Dr. Wilson.&lt;br /&gt;* 5.sezon 11.(Joy to the World)bölümde Wilson Irene Adler adlı kişiden House'un tek gerçek aşkı diye bahsediyor. Aslına bakılırsa Irene Adler bir Sherlock Holmes kısa öyküsü olan Bohemya'da Skandal'ın bir kahramanı ve Dr. Watson tarafından Holmes'un tek aşkı olduğu söyleniyor.&lt;br /&gt;* House'un evinin numarası olan 221B aynı zamanda Sherlock Holmes'un Baker sokağındaki adrestir.&lt;br /&gt;* Her ikisi de müziğe tutkun. Holmes keman House ise piyano çalıyor.&lt;br /&gt;* Her ikisi de iş üstünde olmadıkları zaman isteksiz ve tembeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşkusuz iki karakter arasında açık benzerlikler var. İsimleri de birbirine oldukça yakın değil mi House - Holmes ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SrvCDP5UpQI/AAAAAAAAADo/4J9gTVHJ0-8/s1600-h/housemd.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 242px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SrvCDP5UpQI/AAAAAAAAADo/4J9gTVHJ0-8/s320/housemd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385111140513916162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hala altıncı sezonun ilk bölümünün etkisindeyim. Oradan bir bölümle noktayı koymak istiyorum. House ve akıl hastanesine bir hastanın ziyaretçisi olarak gelen Lydia arasındaki konuşmalar gerçekten iyi yazılmış. Lydia ila pek de insanlara güvenmeyen House arasında şaşırdığım bir yakınlaşma oldu. Sonuç aslında hüsran ama House ruhsal bir kazanımla çıktı. Artık değişti mi değişmedi mi göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ikisinin arasındaki diyaloglardan:&lt;br /&gt;House:Aramızdakinin ne olduğunu bilmem gerekiyor.&lt;br /&gt;Lydia:Söyledim, mutlu olan iki insan.&lt;br /&gt;House:Bunun iki muhtemel sonucu var.Biter, biri acı çeker veya bitmez,yine biri acı çeker. (Vay be! )&lt;br /&gt;Lydia: Yani son kötü ! Başlangıcın da böyle olması gerekmiyor. Hayatın tadını çıkaramayacağımız anlamına gelmez hayat kötü çünkü. ( Klasik anı yaşa mantığı )&lt;br /&gt;Bunun üzerine House : Good-bye Lydia. !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antiparantez Amerikan TV. kanallarını protesto edeyim.:) Yarım saate bir konan hamburger, tavuk vs. fastfood reklamları çılgınlığa dönmüş durumda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Kaynak : röportaj http://www.zap2it.com/tv/&lt;br /&gt;ilk fotoğraf www.hughlaurie.net ikinci fotoğraf HouseMD 6.sezon 1.bölüm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8391787013155752827?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8391787013155752827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8391787013155752827&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8391787013155752827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8391787013155752827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/house-ve-holmes.html' title='House ve Holmes'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SruzRR7ksVI/AAAAAAAAADg/NiVs4N_Urik/s72-c/hughlaurie1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-4117049747220699770</id><published>2009-09-20T04:22:00.000-07:00</published><updated>2009-09-20T04:26:14.321-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Olan Biten'/><title type='text'>İyi Bayramlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SrYQsHKKnDI/AAAAAAAAADY/jqgXYPEA9Wc/s1600-h/frame4a0c8fc081146b8012f365560bea472d007b4711.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 275px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SrYQsHKKnDI/AAAAAAAAADY/jqgXYPEA9Wc/s320/frame4a0c8fc081146b8012f365560bea472d007b4711.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383508754589981746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                          Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    Şeker gibi bir bayram geçirmenizi dilerim. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraf dalgaizlerine aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-4117049747220699770?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/4117049747220699770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=4117049747220699770&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4117049747220699770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/4117049747220699770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/iyi-bayramlar.html' title='İyi Bayramlar'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SrYQsHKKnDI/AAAAAAAAADY/jqgXYPEA9Wc/s72-c/frame4a0c8fc081146b8012f365560bea472d007b4711.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-3741177184259518808</id><published>2009-09-13T09:30:00.000-07:00</published><updated>2009-09-17T08:24:18.656-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bunun üzerine'/><title type='text'>Ay çöreği ve Türkler, Marie Antoinette ve hamur işi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/32/Croissant.jpg/250px-Croissant.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 195px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/32/Croissant.jpg/250px-Croissant.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Ay çöreği...Ramazan ayında her yenen şeyin burna güzel kokmasına benzer nedenden midir bilmem ay çöreği hakkında yazmak istiyorum. Birçoğumuzun pastaneden almış olduğu ya da evde yapıp çayın yanında yediği bildik çöreklerden bahsedeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Dediğim gibi hemen hepimiz bu çöreklerden yemişizdir ancak bu çöreklerin tarihini, nereden geldiğini pek azımız bilir. Çayın yanında yediğimiz basit bir çörek olmasına karşın nereden geldiği hususunda bir çok yemek söylencesi karşımıza çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/9/92/Croissant_rising.jpg/180px-Croissant_rising.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 135px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/9/92/Croissant_rising.jpg/180px-Croissant_rising.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Fransızların croissant, bazılarımızın da onlardan alıp kruvasan dediği bu çörek türü kelime anlamı olarak yarım ay yani hilâl demektir. İngilizler de aynı çöreğe aynı anlamlı crescent roll derlermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Efsanelerden belki de en güçlüsü Osmanlı ordusunun 1683 tarihinde Viyana'yı ikinci kuşatmasına dayanıyor.Bu zorlu kuşatmadan kurtulan Viyanalıların Türk bayrağına gönderme yaparak bu çöreği yaptıkları ve dağıtarak kutlamalarda bulundukları söylenir. Hatta aynı döneme ait bir fırıncının gece ekmek yaparken Osmanlı lağımcılarının açtığı kuyulardan sesler duyması üzerinde kaleye haber vermesi sonucu ortaya çıktığı ve bun üzerine yapılan ay çöreğini yerken de tabiri caizse fırıncı Türkleri böyle yedi türünden abartılar da yapılmaktadır. Yani o fırıncı sabah fırına erken gitmeseydi Viyana alınır mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yine aynı hilâl ayına gönderme yaparak bu çöreğin tarihini Emevi Araplara ya da yine Osmanlı'nın Budapeşte'nin Budin'ini almasına dayandıranlar var. Bir başka fikir de halkın Nuh diyen peygamer demeyen inadıyla meşhur Fransız kraliçesi Marie Antoinette'ten kurtulması sonucu böyle bir çörekli kutlamaya başvurduğunu söylüyor.Tabi ki bunların hepsi varsayım. Bu kendisinden kurtulunan ya da Türklerden kurtulmak büyük bir olay deyip ay çöreğini bugünlere ulaştırdığı düşünülen kraliçeyi aslında çok ünlü bir sözünden tanıyoruz: "Ekmek yoksa pasta yesinler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/4/4a/Brioche.jpg/180px-Brioche.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 155px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/4/4a/Brioche.jpg/180px-Brioche.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Kraliçe'nin söylediği bu sözün Fransızca aslı "Qu'ils mangent de la brioche" imiş. Bildiğimiz gibi danışmanları halk aç diye bu her türlü hamur işinden çıkan kadına gelmişler ve bu cevabı almışlar. Kraliçe pasta yesinler demiş ama bu "la brioche" bizim bildiğimiz pastadan biraz farklı diyebiliriz. Biraz daha yağlanmış yumurtalanmış kek gibi düşünelim. Pek fazla Fransız tarihine girmek istememekle beraber bu sözün giyotinle öldürülen ve pek de sevilmeyen kraliçe ağzından çıkmış gibi uydurulan bir propaganda sözü olduğunu düşünüyorum ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İşin garip tarafı ise iki çörek hikayesinin de altından aynı Marie Antoinette'in çıkması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ay çöreği konusunda,ister Cervantes'in kolunu İnebahtı'da biz kesmişiz ve Cezayir'de esir tutmuşuz. O Don Kişotu öyle yazmış. İspanyollar bütün kültürünü bize borçlu hissindeki gibi kabullenin kendinize mal edin isterseniz de ne de çabuk unuttular Mohaç'ı , Zigetvar'ı diye hücum marşı çalıp Viyana'ya yürüyün. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Boşverelim en iyisi bunları ben çok severim ay çöreğini size de afiyet olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar www.wikipedia.org sitesinden alınmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-3741177184259518808?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/3741177184259518808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=3741177184259518808&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3741177184259518808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/3741177184259518808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/ay-coregi-ve-turkler-marie-antoinette.html' title='Ay çöreği ve Türkler, Marie Antoinette ve hamur işi'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-8788927478698539384</id><published>2009-09-12T12:57:00.000-07:00</published><updated>2009-09-12T13:44:21.074-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezi'/><title type='text'>Pirin Mağaraları (Perre Antik Kenti)-Adıyaman</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sqv-0m2PPfI/AAAAAAAAACI/IGIgEfmolLw/s1600-h/DSC_0361.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sqv-0m2PPfI/AAAAAAAAACI/IGIgEfmolLw/s320/DSC_0361.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380674359558880754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Keşfedilmeyi bekleyen bir değer , büyülü bir antik şehirdeydim. Geçmişten  günümüze yansımaya başlayan bir başka sanat eserinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde ismini çok duymama rağmen bir türlü ziyaretine gidemediğim bir tarihi hazineyle yüzleşmenin sevincini yaşadım. Etraf çevrede daha çok Pirin Mağaraları adıyla bilinen Perre Antik kentini ziyaretim biraz da hoş bir tesadüfün eseriydi diyebilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir merkezine uzak bir  yerde diye düşünüyordum ilk önce . Yanılmışım. Adıyaman’ın hemen  dibinde  olan antik hazineye ulaşım şehir minibüsleriyle sağlanıyor. Kolej’e giden minibüslere binip bu heyecanı keşfetmek bu kadar kolay. Yanıldığım bir diğer noktada bu şehir hakkında pek bilgi sahibi olmamamdan kaynaklanıyor. Ben alelade üç beş mağara beklerken karşımda görsel bir şölen, tarihi bir hazine, bulunan ve bulunmayı bekleyen bir şehir buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sqv_qy2YQqI/AAAAAAAAACQ/Dif0ZDUh5Ek/s1600-h/DSC_0396.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 212px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sqv_qy2YQqI/AAAAAAAAACQ/Dif0ZDUh5Ek/s320/DSC_0396.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380675290493633186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Adıyaman’da hükum süren Kommagene Krallığının beş büyük kentinden birisi olan Perre Antik Kenti hakkında ülkemiz insanlarının ve dünyanın pek haberdar olduğu söylenemez. 2000’li yıllarda başlayan kazı çalışmalarının hala devam ettiği bir zamanda keşfettim burayı ve önümüzdeki yıllarda yeni eserlerin gün yüzüne çıkacağından eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşıma çıkan ve beni heyecanlandıran manzarayı paylaşmam gerekirse burada altında koca bir şehir yatan bir tepe var. Eski şehir topraktan temizlenmeyi bekliyor. Bunu tepe boyunca devam eden ve yüzeyde kendini gösteren kayalardan kolayca anlayabiliyoruz. Tepenin değişik yönlerdeki yamaçlarında aşınma sonucu meydana çıkmış şehirler bu heyecan verici fikri tetikliyor. Yine tepenin değişik bölümlerinde aşınma sonucu kendini yeryüzüne gösteren kapılar merdivenleri görebilirsiniz. Günümüzde nitelikli aletler tarafından yerin altında neler olduğu belirlenebiliyor. Burası için böyle bir çalışma yapıldı mı bilmiyorum. Düşünün koca bir dağ altında büyük bir antik şehir… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sqv_5qdQuDI/AAAAAAAAACY/A4e3hGgqdNI/s1600-h/DSC_0389.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sqv_5qdQuDI/AAAAAAAAACY/A4e3hGgqdNI/s320/DSC_0389.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380675545938835506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwA7FkPPzI/AAAAAAAAACw/Gx_gLeGLW8E/s1600-h/DSC_0378.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwA7FkPPzI/AAAAAAAAACw/Gx_gLeGLW8E/s320/DSC_0378.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380676669907353394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwBPED3n7I/AAAAAAAAAC4/4lFaqOxSMiE/s1600-h/DSC_0387.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 212px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwBPED3n7I/AAAAAAAAAC4/4lFaqOxSMiE/s320/DSC_0387.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380677013100535730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ayaklarınızın altında bir büyük şehir...Ayaklarınızın altında yaşanmışlıklar, hatıralar...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwAQRtEgvI/AAAAAAAAACg/__RxSHIilYs/s1600-h/DSC_0367.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwAQRtEgvI/AAAAAAAAACg/__RxSHIilYs/s320/DSC_0367.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380675934431249138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwArxjSf3I/AAAAAAAAACo/RgXgC6a6e4k/s1600-h/DSC_0400.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 212px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwArxjSf3I/AAAAAAAAACo/RgXgC6a6e4k/s320/DSC_0400.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380676406836625266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Perre Antik Kenti Kazı çalışmaları birçok eser gibi izin ve kaynak bekliyor. Hayalkırıklığı yaratan bir diğer nokta da tarihi yörede ziyaretçiler için herhangi bir tabela ya da bilgi verici bir yazı olmaması. Eğer bu bakımsız anlayış devam ederse mağaralar madde bağımlılarına kalmaya aday.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwBZRTHnrI/AAAAAAAAADA/dd2uVAevApw/s1600-h/DSC_0401.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwBZRTHnrI/AAAAAAAAADA/dd2uVAevApw/s320/DSC_0401.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380677188452851378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Kaya mezarları, evler ve yapıların bulunduğu Pirin mağaraları giderek kazanacağı ilgiyle bana göre dünyanın yeni harikaları arasına girmeye aday bir yer. Eğer Adıyaman’a yolunuz düşerse uğramadan gitmemenizi öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwBhkBtjTI/AAAAAAAAADI/5j05d-UpZWU/s1600-h/DSC_0405.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwBhkBtjTI/AAAAAAAAADI/5j05d-UpZWU/s320/DSC_0405.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380677330919066930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwBn-q9nvI/AAAAAAAAADQ/-xIVgwvtYDg/s1600-h/DSC_0406.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqwBn-q9nvI/AAAAAAAAADQ/-xIVgwvtYDg/s320/DSC_0406.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380677441150623474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt; © Fotoğraflar dalgaizlerine aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-8788927478698539384?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/8788927478698539384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=8788927478698539384&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8788927478698539384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/8788927478698539384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/pirin-magaralar-perre-antik-kenti.html' title='Pirin Mağaraları (Perre Antik Kenti)-Adıyaman'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Sqv-0m2PPfI/AAAAAAAAACI/IGIgEfmolLw/s72-c/DSC_0361.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-2878786835908637867</id><published>2009-09-10T13:24:00.000-07:00</published><updated>2009-09-12T11:59:17.399-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat - Dilbilim'/><title type='text'>Bütün dünya bir oyun sahnesidir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/5c/Francis_Hayman_002.jpg/300px-Francis_Hayman_002.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 171px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/5c/Francis_Hayman_002.jpg/300px-Francis_Hayman_002.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Bugün Farsça'dan dilimize giren "rüzgâr" sözcüğünün geldiği yerde "zaman" anlamında olduğunu öğrendim. Ne benzerlik ama ! Bazıları için hoş bir esinti olan zamanın bir başkasını yıktığı olmamış mıdır? Yıkmış geçmiştir bazen nasıl geçtiği belli değildir bazen ise ahestedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bunun üzerine düşünmenin tadını çıkarırken belki de bu tadı en üst seviyeye çıkarmanın gereğini yapıp Shakespeare karıştırmaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Derken Shakespeare'in Türkçe'ye Dilediğiniz Şekilde ya da Size Nasıl Geliyorsa diye çevrilen As You Lıke It oyunundaki o muhteşem bölüm geldi. Bu oyunu tiyatroda izlediğim andan beri etkisinden kurtulamadığım çok sevdiğim bu ünlü monoloğu sizlerle burada paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İkinci perdenin yedinci sahnesinde Jaques tarafından aktarılan bu monologda hayat yedi sahneli bir oyuna benzetliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orjinali : &lt;br /&gt;All the world's a stage,&lt;br /&gt;And all the men and women merely players;&lt;br /&gt;They have their exits and their entrances,&lt;br /&gt;And one man in his time plays many parts,&lt;br /&gt;His acts being seven ages. At first, the infant,&lt;br /&gt;Mewling and puking in the nurse's arms.&lt;br /&gt;Then the whining schoolboy, with his satchel&lt;br /&gt;And shining morning face, creeping like snail&lt;br /&gt;Unwillingly to school. And then the lover,&lt;br /&gt;Sighing like furnace, with a woeful ballad&lt;br /&gt;Made to his mistress' eyebrow. Then a soldier,&lt;br /&gt;Full of strange oaths and bearded like the pard,&lt;br /&gt;Jealous in honor, sudden and quick in quarrel,&lt;br /&gt;Seeking the bubble reputation&lt;br /&gt;Even in the cannon's mouth. And then the justice,&lt;br /&gt;In fair round belly with good capon lined,&lt;br /&gt;With eyes severe and beard of formal cut,&lt;br /&gt;Full of wise saws and modern instances;&lt;br /&gt;And so he plays his part. The sixth age shifts&lt;br /&gt;Into the lean and slippered pantaloon,&lt;br /&gt;With spectacles on nose and pouch on side;&lt;br /&gt;His youthful hose, well saved, a world too wide&lt;br /&gt;For his shrunk shank, and his big manly voice,&lt;br /&gt;Turning again toward childish treble, pipes&lt;br /&gt;And whistles in his sound. Last scene of all,&lt;br /&gt;That ends this strange eventful history,&lt;br /&gt;Is second childishness and mere oblivion,&lt;br /&gt;Sans teeth, sans eyes, sans taste, sans everything.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçesi :&lt;br /&gt;Bütün dünya bir sahnedir,&lt;br /&gt;Ve bütün erkekler ve kadınlar yalnızca birer oyuncu :&lt;br /&gt;Çıkışları ve girişleri vardır hepsinin;&lt;br /&gt;Ve bir insan hayatı boyunca birçok rolde oynar,&lt;br /&gt;Bu roller onun yedi çağıdır, ilki bebeklik olan&lt;br /&gt;Agulayıp kusarken dadısının kucağında.&lt;br /&gt;Daha sonra mızmız okul çocuğudur,okul çantasıyla&lt;br /&gt;Yüzünde sabah ışığı bir salyangoz gibi sürünerek&lt;br /&gt;Gönülsüzce okuluna giden. Ve sonra bir aşık olur;&lt;br /&gt;Ateş gibi nefesiyle sevdiğinin kaşlarına dertli türküler yapan.&lt;br /&gt;Saçma yeminlerle dolu panter sakallı bir asker sonra,&lt;br /&gt;Onurda kıskanç, savaşta ani ve atik,&lt;br /&gt;Bir topun ağzında dahi köpükten ünün hayali peşinde giden.&lt;br /&gt;Sonra bir yargıç olur, Koca göbeği tavuk budu dolu&lt;br /&gt;Resmi kesilmiş sakallı ve sert bakışlı&lt;br /&gt;Bilge atasözleri ve modern örneklemelerle doludur.&lt;br /&gt;Çünkü o da böyle oynar rolünü.&lt;br /&gt;Altıncı çağda burnunun üzerinde gözlüğü yanında kesesi&lt;br /&gt;Gençliğinden kalma pantolonuna yayılmış bedenine bol gelir.&lt;br /&gt;Çocukluğuna döner büyük adam sesi , incelir.&lt;br /&gt;Hepsinin son sahnesinde,sona erer olaylarla dolu tarih.&lt;br /&gt;İkinci çocukluk tam anlamıyla unutulmadır.&lt;br /&gt;Dişten , gözden , tattan … ve sonunda her şeyden yoksun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın bir oyunda sözlerle bu denli çarpıcı anlatılması insanı hayrete düşürüyor. Hayat boyu eskimeyecek bu güzel eserdeki kelime seçimi ve anlatım o kadar güzel ki her satırı dahi ayrı ayrı saatlerce tartışılabilir. Ben basit bir şekilde özetlemeye çalıştım . Beni en çok etkileyen kısım başlangıç ve bitiş sahnelerinin bir döngü sonunda yeniden bir olması ve geriye kalan unutulmuşluk. Bakınca görülüyor ki sahnenin ilk ve sonu neredeyse aynı. Böyle düşününce ya ortadaki sahneler çok anlam kazanıyor ya da bu sahnelerin hiçbir anlamı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı sahne metaforuyla rubailerinde bizlere sunan bir diğer isim de Ömer Hayyam :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz.&lt;br /&gt;Kuklacı felek usta, kuklalar da biz.&lt;br /&gt;Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;&lt;br /&gt;Bittimi oyun, sandıktayız hepimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© &lt;a href="http://http://en.wikipedia.org/wiki/File:Francis_Hayman_002.jpg"&gt;Fotoğraf "As You Like It"'ten bir sahne&lt;/a&gt; www.wikipedia.org sitesinden alınmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-2878786835908637867?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/2878786835908637867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=2878786835908637867&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2878786835908637867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/2878786835908637867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/butun-dunya-bir-oyun-sahnesidir.html' title='Bütün dünya bir oyun sahnesidir'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-1349811833655441598</id><published>2009-09-07T05:45:00.000-07:00</published><updated>2009-09-07T06:54:58.547-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spor'/><title type='text'>Dünya Atletizm Şampiyonasının Ardından</title><content type='html'>Berlinde geçtiğimiz günlerde biten 12. Dünya Atletizm Şampiyonasına bana göre damga vuran en önemli isim birçok kişinin de katılacağı gibi Usain Bolt ve onun inanılmaz performansı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Sections/Spor/_ColorBoxes/090821-h%C3%BCseyin-bolt.300w.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 296px; height: 195px;" src="http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Sections/Spor/_ColorBoxes/090821-h%C3%BCseyin-bolt.300w.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jamaikalı atlet Bolt için kimi uzaylı kimi dopingli dedi. Doğru olan bir şey var ki yarışları bitirdikten sonraki zafer koşuşunda dahi kimse onu yakalayamadı. Şüphesiz dünya onu çok sevdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/Spor%C3%96zel/190809-semenya.hlarge.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 507px; height: 273px;" src="http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/Spor%C3%96zel/190809-semenya.hlarge.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir başka tartışma yaratan ve sükse yapan isim de Güney Afrikalı Caster Semenya oldu.Bayanlar 800 mt.deki birinciliğine bir nevi gölge düştü. Birçok kişi tarafından erkeğe benzetildi.Bu ne biçim kız, basbayağı kız dendi.Neden şort giydiği sorgulandı.Atletizm Federasyonu test istedi. 18 yaşındaki "kızcağız" o madalyayı kazandığına kazanacağına pişman oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/Spor%C3%96zel/t8pdqiea.widec.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 298px; height: 223px;" src="http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/Spor%C3%96zel/t8pdqiea.widec.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer isim bizim için oldukça önem taşıyor. Karin Melis Mey 6.80lik dereceyle Bayanlar uzun atlamada dünya üçüncüsü oldu ve bize oralardan madalya getirdi. Fenerbahçe kulübü sporcusu olan Mey başta kulüp başkanı Aziz Yıldırım olmak üzere tüm Türkiye'ye bir sürpriz yaptı. Başkan ondan en iyi altıncılık beklediğini belirtmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://cdn.berlin2009.org/files/bp_news/266/330_med.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://cdn.berlin2009.org/files/bp_news/266/330_med.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ben bir de şampiyonanın madalyalarına taktım. Böyle köşeli madalya mı olur? Usain Bolt'u düşünün! Tüm zamanların rekorlarını kıracağım ve bana bu dikdörtgen madalyayı verecekler. Onun yerinde olsam madalyayı geri vermek için o parkuru ters tarafa daha hızlı koşardım.&lt;br /&gt;26 yaşındaki Alman Sanat Üniversitesi tasarım öğrencisi Elisabeth Warkus Berlin'de düzenlenecek müsabakalara özel ve eşsiz bir şey dizayn etmeliyim demiş ve ortaya bu gariplik çıkmış. Dünyada atletizmin tarihine bakarsak da böyle bir şey yok. Eski olimpiyatlarda örneğin zeytin dali şeklinde taç takılıyordu ama 1896'dan beri süre gelen modern olimpiyatlarda böyle bir şey yok. Olimpiyat dışında da ilk defa gördüm ve sevmedim. Bazı şeyler olduğu gibi kalmalı yenilik uğruna sihri bitirilmemeli. Bir dahakine üçgeni çıkarsa şaşmayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© ilk üç fotoğraf www.ntvmsnbc.com ,madalya fotoğrafları şampiyonanın resmi sitesi olan www.berlin2009.org adreslerinden alınmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-1349811833655441598?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/1349811833655441598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=1349811833655441598&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1349811833655441598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1349811833655441598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/dunya-atletizm-sampiyonasnn-ardndan.html' title='Dünya Atletizm Şampiyonasının Ardından'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-5431588492882653985</id><published>2009-09-05T05:59:00.000-07:00</published><updated>2009-09-05T10:15:21.550-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezi'/><title type='text'>Safranbolu Saat Kulesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJpCVinK6I/AAAAAAAAABQ/W-5p_08CPSY/s1600-h/safranbolumuzek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 229px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJpCVinK6I/AAAAAAAAABQ/W-5p_08CPSY/s320/safranbolumuzek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377976393896766370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Safranbolu ziyaretçileri,şehrin gözalıcı manzarasından kurtulup bir an yukarı baktıklarında eski Hükûmet Konağı yeni Kent Müzesinin ve Saat Kulesinin tarih mirası şehrin bekçiliğini yaptığına şahit olur.&lt;br /&gt;  Şehir merkezinden hafif bir rampa çıktığınızda müzeye girmeden ilk önce aşağıda geride bıraktığınız Safranbolu manzarasına bakmanızı öneririm. Kuleye çıkmadan önce zaten ilk olarak müzeyi gezmek zorundayız çünkü kuleye çıkış müzede verilen biletlerle mümkün. Şehre ayak bastığımdan itibaren hissettiğim tarihin içine yolculuk,eskiye ait bir parça olma hissi müze ziyaretinde adeta tavana vuruyor. Müzeden çıkıp hemen yanından saat kulesine döndüğümde de yine bu histen ayrılamıyorum. Benim gibi eskiye özlem duyan birisi için bulunmaz nimet doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJ5-bUCj5I/AAAAAAAAACA/jInz0baF4xM/s1600-h/kule1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 221px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJ5-bUCj5I/AAAAAAAAACA/jInz0baF4xM/s320/kule1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377995018424455058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJojvf2okI/AAAAAAAAABI/x_7x_JCb4-g/s1600-h/kule2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJojvf2okI/AAAAAAAAABI/x_7x_JCb4-g/s320/kule2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377975868288574018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Safranbolu saat kulesi padişah III.Selim zamanında dönemin paşası İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılmış. Kule kesme taştan yapılmış 12 metre dikdörtgen prizması şeklinde bir kulenin üstüne saat yerleştirilerek oluşturulmuş.&lt;br /&gt;  Merdiven basamakları çıkıldığında saat kulesinin gönüllü bakımını üstlenen İsmail amca ve yanında saat mekanizması ile karşılaşıyorsunuz. İsmail usta'dan oldukça etkilendiğimi söyleyebilirim. Tam da memleketi gibi tarih mirası bir insan. Yaşlanmasından sonra Rıfat ustadan aldığı emanet saat kulesinin günümüze kadar gelmesinde ve bugün turizme açılmasında en önemli kişi kendisi. Senelerdir karda kışta kurmakta ve bizzat saatin bakımını yapmakta ustamız. Kule doksanlı yıllarda bir restorasyon görüyor bu restorasyona kadar saati bir naylon poşet yardımıyla yağmurdan muhafaza ediyor. Yine bu doksanlı yıllara kadar kulede elektrik olmadığını buraya hat çektirerek hem aydınlatma hem de bir elektrikli sobayla ısınma problemini çözdüğünü söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJu282VgNI/AAAAAAAAABY/kcLnbX_HKy4/s1600-h/ismailusta2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJu282VgNI/AAAAAAAAABY/kcLnbX_HKy4/s320/ismailusta2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377982795359813842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  İsmail amcayla tanışma şerefine eriştikten sonra hem onun saat kulesi ve şehir tarihi hakkında anlattıklarını dinlemek hem de yarım saatte bir çalan saatin çalmasını kulenin içinde beklemek ayrı zevkler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJw3MaSBdI/AAAAAAAAABg/7Et3uGFaQV0/s1600-h/ismailusta.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJw3MaSBdI/AAAAAAAAABg/7Et3uGFaQV0/s320/ismailusta.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377984998560368082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Yine eskiden Eski Çarşı diye adlandırılan Yemeniciler Çarşısında ayakkabıcı olduğunu öğrendiğim amcamızın anlattıklarına göre Sadrazam İzzet Mehmet Paşa Safranbolululara size bir saat hediye edeceğim hepinizin evine ve cebine girecek diye bu saati yaptırmış. Kuleyi de tepe bir noktaya inşa ettirerek çalan saatin sesinin kilometrelerce uzaktan duyulmasını sağlamış ve bu sözünü tutmuş.&lt;br /&gt;  Ustamız bu kültür varlıklarına sahip çıkıp bize aktarmakla yetinmiyor aynı zamanda misafirleri için eşsiz bir evsahipliği de yapıyor.Saatin kurulumunu sembolik olarak gösterdi nasıl temizlediğini ve çalışma prensiplerini anlattı.Bunun üzerine Safranbolu hakkında bilinmesi ve gidilmesi gereken yerlerde yardımcı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJ0PJN550I/AAAAAAAAAB4/j73XFsZzsv8/s1600-h/kulesaat2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJ0PJN550I/AAAAAAAAAB4/j73XFsZzsv8/s320/kulesaat2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377988708554893122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Saat İngiltere'den getirtilmiş. Mekanizmanın üzerinde London yazısı çan üzerinde de 1797 tarihi var.Bunlar bana 2009 yılının Mayıs ayında İngilizlerin Big Ben saat kulesinin 150. yaşını kutlamalarını hatırlattı. Ne etkinlikler ne kutlamalar yapılmıştı. Bizler de elimizdeki değerlerin farkında olmalıyız bir şekilde zamana meydan okumasını sağlamak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJyeEWxdDI/AAAAAAAAABo/-B4DU1GeWaM/s1600-h/kulesaat1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJyeEWxdDI/AAAAAAAAABo/-B4DU1GeWaM/s320/kulesaat1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377986765924693042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Öneririm gidin İsmail amcanın bu hoş sohbetini tadın ve fazlasını öğrenin . Tarihi yaşamak, farkına varmak ve onun bir parçası olmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;© Fotoğraflar dalgaizlerine aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-5431588492882653985?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/5431588492882653985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=5431588492882653985&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5431588492882653985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/5431588492882653985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/safranbolu-saat-kulesi.html' title='Safranbolu Saat Kulesi'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqJpCVinK6I/AAAAAAAAABQ/W-5p_08CPSY/s72-c/safranbolumuzek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8964772182548706645.post-1045195837485514469</id><published>2009-09-04T13:39:00.000-07:00</published><updated>2009-09-06T11:34:34.763-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Olan Biten'/><title type='text'>Dalga İzleri'ne hoşgeldiniz.!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqGE7z-A_DI/AAAAAAAAAAw/8V8FljTTEYo/s1600-h/dalgalarsssss.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 226px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqGE7z-A_DI/AAAAAAAAAAw/8V8FljTTEYo/s320/dalgalarsssss.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377725593154550834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kıyılar ne getireceğini bilmeksizin büyük bir umutla bekler her gelen dalgayı. Dalgalar bazen soğuktur bazen ılıkça okşar taşlarını kıyılarını. Bazen şiddetlidir , sinirlidir dalgalar ve acımasızdır ancak öte yandan yorgun kıyıları dinlendirdiği de olur sakinliğiyle. Sevgilisine kavuşan sevenden farksızdır ya da şefkatli bir büyük gibidir... &lt;br /&gt; Kıyılar hep bekler... Bulutlu günler olur, güneşleri bekler. Fırtınalı gecelerde yıldızların parlamasını...Dalgalar bazen harikulade midyeler, eşsiz deniz kabukları, rengarenk taşlar getirir onlara. Her zaman olmaz bu... Derinliklerin hiç sevmeyeceğimiz , yüzüne bile bakmayacağımız taşları da olabilir  getirdikleri. Kızdırdı mı onu kirini üstüne kusar dalgalar kıyının bir de...&lt;br /&gt;Denizimizin dalgaları şekillendirir sahilleri . Keskin uçurumlar yapar ya da çarşaf gibi kumsallar. Getirdikleriyle hep bir iz bırakır dalgalar...&lt;br /&gt;Her kıyının dalgaları olduğu gibi her insanın da dalgaları vardır. Dalgaların getirdikleri olmazsa kıyıların yok olacağı gibi yok olur insan. &lt;br /&gt;Bu sayfalarda dalgaların bizler için getirdiklerini paylaşacağım . İyi ya da kötü bütün izlerin hayatımızı sürdürmemiz için gerekli olduğunu düşünerek her eski dalganın ardından yenisini bekleyerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Hayatın bizlere hep güzel şeyler getirmesi dileğiyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8964772182548706645-1045195837485514469?l=dalgaizleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/feeds/1045195837485514469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8964772182548706645&amp;postID=1045195837485514469&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1045195837485514469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8964772182548706645/posts/default/1045195837485514469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dalgaizleri.blogspot.com/2009/09/dalga-izlerine-hosgeldiniz.html' title='Dalga İzleri&apos;ne hoşgeldiniz.!'/><author><name>dalgaizleri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01104805838144617037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/Su68HewoEKI/AAAAAAAAAJ0/w22dzX1IoKA/S220/hopeagain.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wFhvX5TFhnA/SqGE7z-A_DI/AAAAAAAAAAw/8V8FljTTEYo/s72-c/dalgalarsssss.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry></feed>
